Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/9567 E. 2013/20381 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/9567
Karar No
2013/20381
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine. 2-Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... Telekomünikasyon A.Ş.'nde satış yöneticisi olarak çalıştığını, şirketteki yönetim değişikliği nedeniyle yapılan baskılar ve ağır ithamlar neticesinde istifa etmek zorunda kaldığını beyanla kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, dönemsel prim, yıllık prim ve 320 pay hisse senedi alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının 22.2.2008 tarihinde müvekkili şirkete istifa dilekçesini sunduğunu ve 4 haftalık ihbar süresi sonu olan 22.3.2008 tarihinde müvekkili şirketten ayrılacağını belirttiğini, istifasının kabul edilerek 7.3.2008 tarihinde iş akdinin feshedildiğini, istifa dilekçesinde ayrılma tarihi olarak belirtilen 22.3.2008 tarihi ile 7.3.2008 tarihleri arasındaki 15 günlük ücretinin davacının hesabına yatırıldığını, istifa eden davacının kıdem ve ihbar tazminatı talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının 22.2.2008 tarihli istifa dilekçesinde ihbar öneli vererek işten ayrılmak istediğini bildirdiği, ihbar önelleri içerisinde iş akdinin devam ettiği, davacının ihbar öneli kullanarak iş sözleşmesini sona erdireceğini beyan etmesi ile iş sözleşmesini sona erdirmediği, ihbar önellerinin bölünmezliği ilkesi gereğince iş sözleşmesi devam eden bir dönemde 7.3.2008 tarihinde iş sözleşmesinin davalı işverenlikçe haklı bir neden olmaksızın feshedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında, iş ilişkisinin işçinin istifası ile sona erip ermediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Genel olarak iş sözleşmesini fesih hakkı, karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren, bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı nedenle iş sözleşmesini derhal feshi 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24 ncü maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin önelli fesih bildiriminin normatif düzenlemesi ise aynı yasanın 17 nci maddesinde ele alınmıştır. Bunun dışında Yasada işçinin istifası özel olarak düzenlenmiş değildir. İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer. İstifanın işverence kabulü zorunlu değilse de, işverence dilekçenin işleme konulmamış olması ve işçinin de işyerinde çalışmaya devam etmesi halinde gerçek bir istifadan söz edilemez. Bununla birlikte istifaya rağmen tarafların belirli bir süre daha çalışma yönünde iradelerinin birleşmesi halinde, kararlaştırılan sürenin sonunda iş sözleşmesinin ikale yoluyla sona erdiği kabul edilmelidir. İstifa belgesindeki ifadenin genel bir içerik taşıması durumunda, işçinin dava dilekçesinde somut sebepleri belirtmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Bu halde de istifanın ardındaki gerçek durum araştırılmalıdır. İş sözleşmesinin istifa ile sona ermesi halinde, işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanması mümkün olmadığı gibi, ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanamaz. İstifa durumunda işçinin işverene ihbar tazminatı ödemesi yükümü ortaya çıkabileceğinden, istifa türündeki belgelerin titizlikle ele alınması gerekir. İmzaya itiraz ya da metin kısmına ilaveler yapıldığı itirazı mutlak olarak teknik yönden incelenmelidir. Somut olayda, davacı işçi 22.02.2008 tarihinde ihbar önelinde çalışacağını da beyan ederek 22.03.2008 tarihi itibariyle işyeriden ayrılacağını bildirip istifa etmiştir. Bu fesih işçinin ihbar önelli yani haklı nedene dayanmayan feshidir. Fesih beyanı karşı tarafa ulaşmakla sonuçlarını doğurur. İşverenin 07.03.2008 tarihinde davacının kalan süre ücretini de ödeyerek davacının feshini kabul etmiş olması işveren feshi olarak nitelendirilemez. Böyle olunca, mahkemece, davacının kıdem ve ihbar tazminatına ilişkin taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 26.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/9567, K. 2013/20381, T. 26.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-9567-e-2013-20381-k-7e72c845f383