Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/9338 E. 2013/16597 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/9338
- Karar No
- 2013/16597
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : Alacak YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerinin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette baklava ustası olarak 08/05/2006 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, iş akdinin yerine yeni elemanlar alınacağının bildirilerek 14/06/2010 tarihinde feshedildiğini, işveren tarafından müvekkiline iş akdi feshedilirken işçilik hakları ile bir kısım ücretinin ödenmediğini, müvekkilinin iş yerinde son olarak 1.400,00 TL ücret aldığını, öğle yemeği ve kahvaltısının işyerine ait olduğunu, işyerinde haftanın 6 günü çalışma yapıldığını, çalışma saatlerinin 07:00 - 17:00 arasında olduğunu, senede en az 4 ay pazar günleri çalışıldığını, bu aylarında ramazan öncesi 2 ay, ramazan ayında 1 ay, kurban bayramı öncesinde 1 ay olduğunu, ayrıca ramazan ayı içinde hafta içi ve hafta sonları mesainin değiştiğini, mesainin 21:30'da başlayıp ertesi gün saat 12:30-13:00 gibi bittiğini, dini bayramların ilk günü çalışılmayıp diğer günler çalışma yapıldığını, kandillerde (yılda beş kandil bulunduğu) mesainin sabah 07:00 akşam 19.00 arasında yapıldığını, ayrıca ulusal bayramlarda ve son 2 yılbaşı hariç yılbaşlarında tam gün çalışma olduğunu, ayrıca müvekkiline yıllık izin ücretinin ödenmediğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı ile, yıllık izin, fazla çalışma, genel tatil ve hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının asgari ücretle çalıştığını, davacının almış olduğu maaş miktarının imzalı bordro örnekleri ile sabit olduğunu, davacının İş Kanununda belirtilen normal çalışmadan fazla çalışmasının söz konusu olmadığını, baklava ustalarının sabah 08:00'da işe başladığını, öğleden sonra saat 02 civarında işinin bittiğini, fazla mesai yapmalarının söz konusu olmadığını, ramazan ayı gibi taleplerin yoğun olduğu dönemlerde hazırlıkların önceden yapıldığını, bu nedenle davacının fazla mesai ücreti talep etmesinin yerinde olmadığını, davacının çalıştığı dönemlere ilişkin yıllık izin ücretlerini İş Kanununda belirtilen asgari sürelere uygun olarak tam ve eksiksiz kullandığını, müvekkil şirkette ulusal bayramlarda ve genel tatillerde ihtiyaç olduğunda çalışma yapıldığını, bu dönemlerdeki çalışmaların karşılığının davacıya imza karşılığında ödendiğini, davacının müvekkil şirketten genel tatil ve ulusal bayram çalışma ücreti alacağının bulunmadığını, kıdem ve ihbar tazminatı ile sair diğer alacaklarının davacıya ödendiğine dair davacının ibraname verdiğini, davacının kendi isteğiyle özel nedenlerden dolayı istifa ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanununun 46 ncı maddesinde, işçinin tatil gününden önce aynı Yasanın 63 üncü maddesine göre belirlenmiş olan iş günlerinde çalışmış olması koşuluyla, yedi günlük zaman dilimi içinde yirmidört saat dinlenme hakkının bulunduğu belirtilmiş, işçinin hafta tatili gününde çalışma karşılığı olmaksızın bir günlük ücrete hak kazanacağı da 46 ncı maddenin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır. Hafta tatili izni kesintisiz en az yirmidört saattir. Bunun altında bir süre haftalık izin verilmesi durumunda, usulüne uygun şekilde hafta tatili izni kullandığından söz edilemez. Hafta tatili bölünerek kullandırılamaz. Buna göre hafta tatilinin yirmidört saatten az olarak kullandırılması halinde hafta tatili hiç kullandırılmamış sayılır. Hafta tatili gününde çalıştığını iddia eden işçi, norm kuramı uyarınca bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan hafta tatili ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde, işçi hafta tatilinde çalışma yaptığını her türlü delille ispat edebilir. Hafta tatillerinde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. Hafta tatili çalışmalarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez. Somut olayda, davalı tarafından sunulan imzası davacı tarafından inkar edilen bir kısım ücret bordrolarında hafta tatili tahakkuku bulunduğu halde mahkemece imza incelemesi yaptırılmadan bilirkişi raporuna dayanarak hafta tatili alacağının kabulüne karar verilmiş olması hatalıdır. Yapılacak iş, bordrolar üzerinde imza incelemesi yaptırılarak imzanın davacının el ürünü olduğunun anlaşılması halinde tahakkuk bulunan ayları hesaplama dışı bırakarak hafta tatili alacağını yeniden belirlenmektir. İmzanın davacıya ait olmadığının anlaşılması halinde ise şimdiki gibi karar vermektir. 3-Her ne kadar davada talep edilen miktar düşük ise de davacının ek dava açma hakkı bulunduğundan talep edebileceği alacak miktarının mahkemece tespiti gerekir, Ayrıca fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ücretlerinin yazılı belgelere dayanmaksızın ve uzun bir süre için hesaplanması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline, işin düzenlenmesine ve hesaplanan tutara göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime de gidilmemelidir. Mahkemece bilirkişi tarafından hesaplanan fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil alacaklarından hakkaniyet indirimi yapılarak davacınıntalep edebileceği alacak miktarlarının belirlenmemiş olmasıda hatalı olmuştur. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedenidir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 09.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.