Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/9142 E. 2013/16726 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/9142
- Karar No
- 2013/16726
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı, davalı işverene ait tarım işyerinde çiftlikte 20.08.1986-00.11.2009 tarihleri arasında çalıştığını, çalışması olmadığı halde davalıya ait olan 21535, 1100281, 1010569 ve 1010495 sicil numaralı işyerlerinde sigortalı gösterildiğini, davacının çalışmalarının tamamının 2009 yılının 5.ayında kanun kapsamına alınan hizmet cetvelinin son sırasında yer alan 1020977 sicil numaralı işyerinde geçtiğini, sürekli olarak ... Çiftliği Köyünde ... Tarım İşletmelerinde (... Tarım İşletmelerinde) çalıştığını, traktör ve kepçe kullandığını, bütün tarımsal faaliyetlerin yapılmasında beden gücü ile çalıştığını, 2009 yılının 11.ayında işyerinden çıkartılırken kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai ve tatil alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı, davacının davalı işverene ait işyerinde traktör şoförü olarak çalıştığını, davalı işyerinin 4857 sayılı İş Kanunun 4. maddesi uyarınca 50 işçiden az işçinin çalıştığı tarım işletmesi olması nedeniyle İş Mahkemesinin görevsiz olduğunu, yeni ve genç şoförlerin alınması ve rahatsızlandığı bir gün işin yarım kalmaması açısından bir başka traktör şoförünün görevlendirilmesi nedeni ile işyerini terk etmiş olduğunu, davacının yaptığı işin mevsimlik olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacıya ait SSK sigortalı hizmet dökümü cetveli dikkate alınmak sureti ile davacının, davalı işverenin hisse sahibi olduğu 21535 ve 29414 sicil numaralı Midaş Tekstil San ve Tic. Anonim Şirketinde, 07.02.2000-31.08.2000 tarihleri arasında 203 gün süre ile, 11002081 sicil numaralı ... ... ve Ortakları işyerinde 05.01.2002-31.01.2002 tarihleri arasında 25 gün süre ile, 11004549 sicil numaralı ... ... ve Ortakları unvanlı işyerinde, 11003042 sicil numaralı ... ...’a ait işyerinde, 1010569 sicil numaralı ... Yapı İnş. Taah. Yapı San ve Tic. Ltd. Şirketinde, 1012165 sicil numaralı ... ... ve Ortakları unvanlı işyerinde, 07.06.2005-26.12.2006 tarihleri arasında (180 gün + 356 gün olmak üzere toplam) 536 gün, 1020977 sicil numaralı ... Tarım Teks. Gıda İşl. İnş. Oto. Pet. Ür. San ve Tic. A.Ş.de ve 1028044 ve 115639 sicil numaralı dava dışı işyerlerinde çalıştığı ve davacının, ... ... ve Ortakları unvanlı adi ortaklık olarak işletilen işyerlerindeki toplam çalışma süresinin (203 gün + 25 gün + 536 gün olmak üzere toplam) 764 gün (iki yıl bir ay ondört gün) olduğu, sermaye şirketi ortakları hakkında işçilik alacağı davası açılamayacağı, davacının davalı işverene ait işyerindeki çalışmasının traktör şoförlüğü olduğu, bu halde davalı vekilinin 4857 sayılı İş Kanunun 4/1-b maddesi uyarınca Mahkemenin görevsiz olduğuna yönelik savunmasının yerinde ve kabul edilebilir olmadığı, davacının sağlık sorunları nedeni ile yerine bir başka şoför alındığı ve bu suretle iş akdinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğine karar verilmiştir. Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 1 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir. Davanın, İş Kanunu kapsamı dışında kalması halinde, Mahkemenin görevsizliğine ve dosyanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Davanın esastan reddi usule aykırıdır. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1 inci maddesi uyarınca, İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında, iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir. İş Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, 50'den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde veya işletmelerinde bu Kanun hükümleri uygulanmaz. İşçi tarım ve orman işlerinin yapıldığı bir işyerinde çalışıyor ise, bu işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlığın iş mahkemesi yerine görevli hukuk mahkemesine çözümlenmesi gerekir. Ancak, tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerinde 50 dahil daha az işçi bulunmasına rağmen, işyerinde sendika örgütlenmesi sonucu Toplu İş Sözleşmesi bağıtlanmış ise, üye sendika üyesi işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlığın 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanununun 66 ncı maddesi uyarınca iş mahkemesinde görülmesi gerekir. Bunun dışında 4857 sayılı İş Kanununun 4 üncü maddesinde tarım ve orman işlerinin yapıldığı işyerlerinde çalışanların kanun kapsamına girmeyeceği açıklandıktan sonra aynı madde de ayrık durumlara yer verilmiştir. Buna göre; 1. Tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işlerde, 2. Tarım işlerinde yapılan yapı işlerinde, 3. Halkın faydalanmasına açık park ve bahçelerde 4. Bir işyerinin eklentisi durumundaki bahçe işlerinde, çalışanların, İş Kanunu kapsamında olacakları belirtilmiştir. Sonuç olarak tarım ve orman işletmelerindeki bitki ve hayvan üretimi, bakım ve yetiştirmesi dışında kalan işler İş Kanununa tabidir. Diğer taraftan işçi tarım işinde çalışırken, bu iş dışında tarım işi sayılmayan ek bir görevde çalışabilir (bekçilik, şoförlük vb.). Bu durumda, yaptığı işler arasında hangisinin baskın olduğu açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre görevli mahkeme belirlenmelidir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 23.05.1960 gün ve 11-10 ile 10.05.1974 gün ve 3-44 sayılı kararları uyarınca, özellikle iş hukukunda istisnaî hükmün genişletilerek değil, dar yorumlanması gerekir. İşçiler yararına getirilen düzenlemelerin yine işçiler yararına yorumlanması asıldır. Somut olayda; davacının şoför olarak çalışması nedeniyle tarım işçisi olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de Mahkemenin bu kabulü dosya kapsamına uygun değildir. Davacı ve davalı tanık beyanlarına göre davacının Nisan-Eylül/Ekim ayları arasında şoför olarak tarlada ekim, sürüm ve hasat işinde çalıştığı, tarlada iş olmadığı zamanlarda davalıya ait fabrikada ve davalının her türlü işinde çalıştığı, gerekirse gece bekçiliği de yaptığı beyan edilmiştir. Mahkemece davacının davalı işverene ait adi ortaklığa bağlı tarım işletmelerinde çalıştığı kabul edilmiş olup davacı tarafça Mahkemenin bu kabulüne karşı temyiz talebinde bulunulmamıştır. Mahkemece davacının şoför olarak çalıştığı gerekçesiyle İş Kanunu kapsamında olduğu kabul edilmiş ise de tanık beyanlarına göre davacının tarım işletmesinde yaptığı işin sürüm, ekim ve hasat gibi bitki üretimi kapsamında yapılan tarım işleri olduğu anlaşılmaktadır. O halde davacının tarım işçisi olduğu sabit olup davacının çalıştığı kabul edilen adi ortaklık işyerlerinde davacının iş akdinin feshi tarihi itibariyle toplam 50 işçinin üzerinde işçi çalışıp çalışmadığı konusunda araştırma yapılması ve sonucuna göre Mahkemenin görevli olup olmadığının re’sen değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 10.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.