Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/7745 E. 2013/14989 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/7745
- Karar No
- 2013/14989
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm süresi içinde duruşmalı olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK'nun 435.maddesi gereğince duruşma isteğinin süreden reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Davacı vekili davacının 01.06.2006 tarihinden 25.01.2009 tarihine kadar davalıya ait ... plakalı ticari takside şoför olarak çalıştığını, davalının 25 Ocak akşamı davacıyı işten çıkarttığını, gerekçe olarak aracını kiralık olarak vermek istediğini söylediğini, davacıya hiçbir işçilik alacağını ve yasal tazminatlarını ödemediğini, ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, genel tatil ücreti, hafta tatili ücretlerinin hüküm altına alınmasını istemiştir. Davalı vekili, davaya bakmaya İş Mahkemelerinin görevli olmadığını, davanın görev yönünden reddini talep ettiklerini, aralarında ne tabiiyet ne de altlık üstlük ilişkisi olmadığını, davacının bir araç kullanmış ise aracı kendi istek ve iradesine göre kullanmış olacağını, taraflar arasında hizmet ilişkisi değil kira ilişkisi kurulduğunu bildirerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, şoför olarak davalıya ait araçta çalışan ve günlük hasılattan belirli bir miktarı ücret karşılığı alan davacı ile davalı arasında iş sözleşmesinin asli unsurları olan zaman, bağımlılık, işverenin denetim ve gözetimi altında işin yapılması ve günlük ücret ödenmesi unsurlarının mevcut olduğu, davacı ile davalı arasında iş sözleşmesi bulunduğu gerekçesi ile bilirkişi raporundaki miktarlara göre, fazla çalışma ve genel tatil ücretinden %30 oranında takdiri indirim yapılarak isteklerin kabulüne karar verilmiştir. Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirileme- yeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır. Somut olayda, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesine göre, iş mahkemelerinin görevi "İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından ... hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi"dir. İşçi sıfatını taşımayan kişinin talepleriyle ilgili davanın, iş mahkemesi yerine genel görevli mahkemelerde görülmesi gerekir. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 1 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4 ncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu Kanunun uygulanacağı belirtilmiştir. Kanun'un 2 nci maddesinde bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişi işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işveren olarak tanımlanmıştır. İşçi ve işveren sıfatları aynı kişide birleşemez. Yasa'nın 8 nci maddesinin birinci fıkrasına göre iş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir. Ücret, iş görme ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici öğeleridir. Hizmet akdi; iş sahibi ile işçi arasında yapılan belli veya belli olmayan bir süre içinde görülen iş karşılığı ücret ödenmesini gerektiren bir sözleşmedir. Hizmet akdinin unsurları; 1-Hizmetin belirli veya belirli olmayan bir zaman içinde görülmesi, 2-Hizmet akdinin konusu olan edimin işverene ait işyerinde yerine getirilmesi 3-Edimin ifası sırasında işverenin denetim ve gözetimi altında bulunması 4-Edimin ücret karşılığında yapılması ve ücretin zaman esası üzerinden saptanmasıdır. Ücret zaman itibariyle olmayıp yapılan işe göre verildiği takdirde dahi belirli ya da belirli olmayan bir zaman için alınmış veya çalışılmış oldukça hizmet akdi yine mevcuttur. Hizmet akdinde emir ve talimat yetkisi işçinin çalışma yerinin, işe başlangıç ve sona eriş saatinin işverence tespiti biçimindedir. Kira akdi ise, bir şeyden bedel karşılığı yararlanma ve kullanma hakkını veren ve iki tarafa borç yükleyen sözleşmedir. Kiralayan kiralananın kullanma hakkını kira akdi süresince kiracıya verir ve kiracı da bunun karşılığında kararlaştırılan bedeli öder. Kira akdinin unsurları; 1-Tarafların anlaşması, 2-Kullanılması kiracıya bırakılan kiralananın olması, 3-Kira bedeli ödenmesidir. Hizmet akdinin belirleyici ve ayırıcı unsurları zaman ve bağımlılıktır. Zaman ve bağımlılık unsurlarını birlikte gerçekleştirecek biçimde çalışmanın varlığı halinde aradaki ilişkinin hizmet akdine dayalı olduğunun kabulü gerekir. Somut olayda, taraflar arasındaki ilişkinin niteliğini belirleyen yazılı bir sözleşme mevcut değildir. Her iki tarafın dinletmiş olduğu tanıklar tarafından davacının davalıya ait aracı günlük belli bir miktar para ödeme karşılığında çalıştırdığı ve geriye kalan kazancın da kendisine kaldığı belirtilmiştir. Taraflar arasındaki ilişkide hizmet akdinin belirleyici unsuru olan zaman ve bağımlılık unsurunun gerçekleşmediği, taraflar arasındaki ilişkinin iş akdi olmayıp hasılat kirası olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durumda davacının işçi sıfatının söz konusu olmaması nedeni ile davaya bakmaya iş mahkemesi değil, genel hükümlere göre genel mahkemelerin görevli olması nedeni ile görev nedeni ile davanın reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması hatalıdır. O halde davalı vekilinin bu yönlere ilişkin temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 19.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.