Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/6676 E. 2013/17397 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/6676
Karar No
2013/17397
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : Alacak YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekilli tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette önceleri yüklemeci ve taşımacı olarak en son ise depo elemanı olarak çalıştırıldığını, işverence çalışma şekli ve koşullarına müvekkiline sorulmadan değişikliğe gidildiğini, 05.06.2011 tarihinde davacının izne ayrıldığını, 09.06.2011 tarihinde çektiği ihtarnameyle çalışma şartlarındaki değişiklik ve işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle iş akdini haklı nedenle feshettiğini, müvekkilinin izin süresi bitiminde davalı şirket tarafından iş yerine çağrılması üzerine 20.06.2011 işine giderek çalışmaya başladığını aynı gün iş akdinin işverence feshediliğini beyanla, kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret, vergi iadesi,fazla mesai, hafta tatili, genel tatil ücreti alacağının tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, işyerinde 11.04.2011 tarihinden itibaren çalışma saatlerinde değişikliğe gidildiğini, bu değişikliğe göre çalışma saatlerinin hafta içi 08.00-18.00 olduğunu, davacının bu çalışma saatlerine uymadığını ve kendisine 3 defa ihtar çekildiğini, davacının eski düzende işe gelmeye devam ettiğini daha sonra ihtarname göndererek iş sözleşmesini haksız olarak feshettiğini davacının işverenden herhangi bir alacağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar, tanık beyanları ve alınan bilirkişi raporuna dayanılarak davacının iş aktini 09.06.2011 tarihli ihtarnameyle feshinden sonra, işverenden gelen çağrı üzerine 20/06/2011 tarihinde iş yerine giderek çalışmaya yeniden başladığı ancak aynı gün işverenlikçe haksız olarak iş akdinin feshedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında, iş akdinin kim tarafından feshedildiği hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır. İş sözleşmesi taraflara sürekli olarak borç yükleyen bir özel hukuk sözleşmesi olsa da, taraflardan herhangi birinin iş sözleşmesini bozmak için karşı tarafa yönelttiği irade açıklamasıyla ilişkiyi sona erdirmesi mümkündür. Fesih hakkı iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren bozucu yenilik doğuran ve karşı tarafa yöneltilmesi gereken bir haktır. Maddede düzenlenen bildirimli fesih, belirsiz süreli iş sözleşmeleri için söz konusudur. Başka bir anlatımla belirli süreli iş sözleşmelerinde fesheden tarafın karşı tarafa bildirimde bulunarak önel tanıması gerekmez. Fesih bildirimi bir yenilik doğuran hak niteliğini taşıdığından ve karşı tarafın hukukî alanını etkilediğinden, açık ve belirgin biçimde yapılmalıdır. Yine aynı nedenle kural olarak şarta bağlı fesih bildirimi geçerli değildir. Fesih bildirimi karşı tarafa ulaştığı anda sonuçlarını doğurur. Ulaşma, muhatabın hâkimiyet alanına girdiği andır. Somut olayda, davacının çalışma saatleri, davalı işveren tarafından 07:30-17:30 saatlerinden 21:00-08:00 saatleri arasına alınmıştır. Davacının bu saatlere uymaması nedeniyle işverence 26.04.2011 tarihinde ihtarname çekilerek davacıya çalışma saatlerine uyması ihtar edilerek uymaması halinde iş akdinin feshedileceği bildirilmiştir. Davacı yıllık izinde bulunduğu 09.06.2011 tarihinde işverene çektiği ihtarname ile çalışma saatlerinin ağırlaştırılmasını ve işçilik alacaklarının ödenmemesini gerekçe göstererek iş akdini feshetmiştir. İhtarname ile bildirilen fesih beyanı işverene 13.06.2011 tarihinde ulaşmakla sonuçlarını doğurur. Dosya kapsamından davacının izin bitiminde 20.06.2013 tarihinde işçilik alacaklarını istemek için işyerine gittiği ve işverence davacının işyerinden çıkışının SGK’ya izin sonu olan 20.06.2011 tarihinde bildirildiği anlaşılmaktadır. İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret işçi için en önemli hak, işveren için en temel borçtur. 4857 sayılı İş Kanununun 32 nci maddesinin dördüncü fıkrasında, ücretin en geç ayda bir ödeneceği kurala bağlanmıştır. 5953 sayılı Basın İş Kanununun 14 üncü maddesinin aksine, 4857 sayılı Yasada ücretin peşin ödeneceği yönünde bir hüküm bulunmamaktadır. Buna göre, aksi bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde kararlaştırılmadığı sürece işçinin ücreti bir ay çalışıldıktan sora ödenmelidir. Ücreti ödenmeyen işçinin alacağı konusunda takibe geçmesi ya da ücreti ödeninceye kadar iş görme edimini yerine getirmekten kaçınması, iş ilişkisinin devamında bazı sorunlara yol açabilir. Bu bakımdan, işverenle bir çekişme içine girmek istemeyen işçinin, haklı nedene dayanarak iş sözleşmesini feshetme hakkı da bulunmaktadır. Ücretin hiç ya da bir kısmının ödenmemiş olması bu konuda önemsizdir. Davacının ödenmeyen ulusal bayram ve genel tatil alacağı bulunması nedeniyle işçinin feshi haklı nedene dayanmaktadır. Mahkemece, iş akdinin davacı işçi tarafından feshedildiği bu nedenle davacının kıdem tazminatına hak kazanmakla beraber ihbar tazminatına hak kazanamayacağı gözetilmeksizin; ihbar tazminatına hükmedilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 24.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/6676, K. 2013/17397, T. 24.10.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-6676-e-2013-17397-k-5cb699ef2f99