Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/6380 E. 2013/13758 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/6380
Karar No
2013/13758
Karar Tarihi

Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : Alacak YARGITAY İLAMI Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, 01.01.2007-31.12.2010 tarihleri arasında davalılardan Osmangazi Belediyesine bağlı olarak ... Temizlik İnşaat Petrol Ürünleri San. Tic. Ltd. Şti., ... ... Er Katı Atık Yönetimi San. Tic. A.Ş. ve Ernak Katı Atık Yönetimi Ltd. Şti. ünvanlı işyerlerinde temizlik işçisi olarak çalıştığını, 31/12/2010 tarihinde de hiçbir sebep gösterilmeksizin ihbarsız olarak iş akdinin feshedildiğini ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatı ile fazla mesai, ... tatili, genel tatil ücreti ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı ..., davacının çalışma süresinin kıdem ve ihbar tazminatı kazanmasına yeter sürede olmadığını, davacının belirli süreli iş akdi ile diğer davalı firmada çalıştığını, diğer işyerleri ile Belediyenin bir ilgisinin bulunmadığını, davacının sigorta sicil kaydı hizmet dökümünde işe başlama tarihinin iddia edildiği gibi 01/01/2007 değil 17/05/2007 olduğunu, 19/10/2007 tarihli davacının el ürünü olan ibraname ve istifa mektubu dikkate alındığında kıdem ve ihbar tazminatı talebinin dinlenmesinin mümkün olmadığını, davacıya ücretli izin haklarının kullandırıldığını, davalı Ernak Katı Atık Yönetimi ve San. Tic.Ltd.Şti., davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının hizmet süresinin başlangıç tarihinin belirlenmesi, dosya içinde bulunan istifa ve ibraname belgelerinin niteliği, davacıya ihbar öneli verilip verilmediği noktalarındadır. 1475 sayılı Yasa'nın 14. maddesinde işçilerin hizmet akitlerinin işveren tarafından bu Kanun'un 17. maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, işçi tarafından bu Kanun'un 16. maddesi uyarınca feshedilmesi halinde işçiye kıdem tazminatı ödeneceği, 4857 sayılı Yasa'nın 120. maddesi ile "1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesi hariç, diğer maddeleri yürürlükten kaldırıldığı, Geçici 1. maddesi ile de 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14. maddesinin birinci fıkrasının 1. ve 2. bentleri ile onbirinci fıkrasında, anılan Kanun'un 16, 17 ve 26. maddelerine yapılan atıfların, bu Kanun'un 24, 25 ve 32. maddelerine yapılmış sayılacağı bildirilmiştir. İş sözleşmesi taraflara sürekli olarak borç yükleyen bir özel hukuk sözleşmesi olsa da, taraflardan herhangi birinin iş sözleşmesini bozmak için karşı tarafa yönelttiği irade açıklamasıyla ilişkiyi sona erdirmesi mümkündür. Fesih hakkı iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren bozucu yenilik doğuran ve karşı tarafa yöneltilmesi gereken bir haktır. Maddede düzenlenen bildirimli fesih, belirsiz süreli iş sözleşmeleri için söz konusudur. Başka bir anlatımla belirli süreli iş sözleşmelerinde fesheden tarafın karşı tarafa bildirimde bulunarak önel tanıması gerekmez. Fesih bildirimi bir yenilik doğuran hak niteliğini taşıdığından ve karşı tarafın hukukî alanını etkilediğinden, açık ve belirgin biçimde yapılmalıdır. Yine aynı nedenle kural olarak şarta bağlı fesih bildirimi geçerli değildir. Fesih bildiriminde "fesih" sözcüğünün bulunması gerekmez. Fesih iradesini ortaya koyan ifadelerle eylemli olarak işe devam etmeme hali birleşirse bunun fesih anlamına geldiği kabul edilmelidir. Bazen fesih işverenin olumsuz bir eylemi şeklinde de ortaya çıkabilir, işçinin işe alınmaması, otomatik geçiş kartına el konulması buna örnek olarak verilebilir. Dairemizce, işverenin tek taraflı olarak ücretsiz izin uygulamasına gitmesi halinde, bunu kabul etmeyen işçi yönünden "işverenin feshi" olarak değerlendirilmektedir. Fesih bildiriminin yazılı olarak yapılması, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 109. maddesinin bir sonucudur. Ancak yazılı şekil şartı, geçerlilik koşulu olmayıp ispat şartıdır. Fesih bildirimi karşı tarafa ulaştığı anda sonuçlarını doğurur. Ulaşma, muhatabın hâkimiyet alanına girdiği andır. İhbar tazminatı, belirsiz süreli iş sözleşmesini haklı bir neden olmaksızın ve usulüne uygun bildirim öneli tanımadan fesheden tarafın, karşı tarafa ödemesi gereken bir tazminattır. Buna göre, öncelikle iş sözleşmesinin Kanunun 24 ve 25 nci maddelerinde yazılı olan nedenlere dayanmaksızın feshedilmiş olması ve 17 nci maddesinde belirtilen şekilde usulüne uygun olarak ihbar öneli tanınmamış olması halinde ihbar tazminatı ödenmelidir. Yine haklı fesih nedeni bulunmakla birlikte, işçi ya da işverenin 26 ncı maddede öngörülen hak düşürücü süre geçtikten sonra fesih yoluna gitmeleri durumunda, karşı tarafa ihbar tazminatı ödeme yükümlülüğü doğar. Davacı 01.01.2007 tarihinden itibaren çalıştığını iddia etmiş, davalı ... ise, davacının 17.05.2007 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını savunmuştur. Mahkemece davacının 01.01.2007 tarihinden itibaren çalışmaya başladığı kabulü ile yapılan hesaplamaya itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Oysa davacının SSK Sigortalı Hizmet Dökümü Cetveline göre 17.05.2007 tarihinden itibaren işyerinde çalışmaya başladığı görülmektedir. Dinlenen davacı tanıklarının da davacının işe başladığı tarih konusunda kesin beyanları bulunmamaktadır. Bu nedenle, davacının SSK Sigortalı Hizmet Dökümü Cetvelinde hizmet başlangıç tarihi 17.05.2007 olduğu halde hesaplamanın 01.01.2007 tarihinden itibaren yapılmış olması hatalıdır. Dosya içerisinde davacının 19.10.2007 tarihli işyerinden istifa etmek suretiyle ayrıldığına ilişkin istifa dilekçesi ve aynı tarihli ibraname mevcuttur. Davacıdan bu iki belge hakkında açıklama alınmadan ve bu iki belge 10.10.2010 tarihli fesih bildirimi ile birlikte değerlendirilmeden kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmiş olması hatalıdır. Yapılacak iş, davacının bu konudaki açıklamaları dinlenerek ve bu üç belge değerlendirilerek çıkacak sonuca göre bir karar vermektir. Kabul şekli bakımından da dosyadaki bilgi ve belgelere göre mahkemece davalı tarafından davacının iş sözleşmesinin ihale bitimi nedeniyle sona erdirildiği kabul edildiğine göre davacıya tebliğ edilen 10.10.2010 tarihli fesih bildiriminde, "taahhüt işi sona erdiğinden 31.12.2010 tarihinde çıkışının verileceği" yazılı olmakla usulüne uygun ihbar öneli verildiği düşünülmeksizin ihbar tazminatı talebinin reddi yerine kabulüne karar verilmesi de hatalıdır. O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 04.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/6380, K. 2013/13758, T. 04.09.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-6380-e-2013-13758-k-3e4db4b0f16f