Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/5514 E. 2013/7468 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/5514
- Karar No
- 2013/7468
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, davacı işçinin bazı sağlık sorunları yaşadığını, bu nedenle 09.04.2012-18.04.2012 ile 24.04.2012-04.05.2012 tarihleri arasında sağlık raporu alarak bu dönemleri istirahatli olarak geçirdiğini, davalı işveren yetkililerinin davacıya baskı uygulayarak davacının sağlık nedeni ile talep de bulunmasını sağladıklarını ve bu sebebe dayalı olarak iş aktinin feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğinin tespitine, işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklara karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının kurum ile olan iş ilişkisini tamamen kendi rızası ve inisiyatifi ile hiçbir baskı ve zorlama altında kalmadan usulüne uygun bir şekilde sonlandırıldığını, 09.05.2012 tarihinde kurum müdürlüğüne sunulan dilekçenin şekil şartları itibari ile işlem tesis etmeye ve iradesini ortaya koymaya yeterli bir belge olarak görüldüğü ve talebi üzerine iş aktinin yine kendi iradesine uygun olarak tebliğ-tebellüğ işlemi neticesinde sonlandırıldığını, davacının ibraname imzalayarak kurumdan hiçbir işçilik alacağının kalmadığını bunları tamamen almış olduğunu beyan etmiş olmakla 4857 sayılı Yasanın 24/1-a maddesi gereğince kurum ile imzaladığı iş akdinin feshine karar verildiğini, ayrıca davacıya kurumdaki çalışma sürelerine göre hesaplanacak kıdem tazminatı ile ihbar tazminatının ödeneceği de resmi yazı ile tebliğ edilmiş olduğunu, davanın haksız ve mesnetsiz olarak açılan davanın reddi gerektiğini, davanın husumet, görev, zamanaşımı, hak düşürücü süre yönlerinden reddine karar verilmesini aksi halde ise esastan reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, kamu kurumu niteliğindeki işyerinde işten alma ve çıkarma yetkisi bulunmayan, işyeri yöneticilerinin yapması gereken gerekli tahkikatı yapıp atamaya yetkili makamlara bu konuyu bildirmesi gerektiğini, işyerinde tahkikat yapıp hizmet sözleşmesini usulüne uygun fesih etmek veya gerekli idari cezaları vermek yerine işçinin bu şekilde işten ayrılmasını sağlamanın mevzuata uygun olmadığını, haklı fesihin şartları doğmuş olsa da bu feshin işveren tarafından usulüne uygun olarak yerine getirilmemiş olduğundan bahisle davanın kabulüne karar verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacının davalı işyerinde en son lokal görevlisi olarak yaklaşık 10 yıl çalıştığı anlaşılmıştır. Davacı hakkında 04.05.2012 tarihli yazı ile disiplin kuruluna sevki istenmiştir. Sevke konu olay ise "davacının resepsiyon bölümü iş ve işlemlerinde hatalı davranışlarda bulunduğu, müşteri bilgilerini kayıt altına almadığı, otel ücretlerinde usulsüzlük yaptığı, alınan paraya göre yazar kasa fişi kesmediği veya eksik kestiği, kestiği fişleri müşteriye vermediği, müşterilere ücret ve konaklama hakkında yanlış bilgi verdiği, kurumun ve bölümün gerektiği kanuna uygunluk, düzen, disiplin ve şeffaflıktan uzaklaşarak kendisine maddi çıkar sağladığı, para sakladığı ve müşterilerin paralarını kuruma vermeyip kendisine aldığı gibi konularda şikayetler bulunduğu, ön inceleme raporu düzenlenmiş olup işlenen suçun sübuta erdiğinin belirtildiği ve ilgili personelin iş kanunu ve TİS disiplin hükümleri üzere disiplin kuruluna sevki" gerektiği belirtilmiştir. Davacı tarafından 09.05.2011 tarihinde verilen dilekçe ile "4857 sayılı Yasanın 24/1-a maddesine göre iş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması, işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa maddesine göre kurumdaki iş aktinin feshini arz ederim" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Yukarıda belirtilen dilekçenin işverene ibrazı üzerine disiplin kurulunca 09.05.2012 tarihli karar( dilekçe ile aynı tarihte) ile "04.05.2012 tarih ve 400/183 sayılı yazı gereği disiplin kurulunda dosyası görüşülecek olan ..., .... verdiği 09.05.2012 tarihli dilekçesi ile 4857 sayılı Yasanın 24/1-a bendine göre sağlık sebeplerinden dolayı iş aktinin feshini istediğinden ve bununla ilgili olarak kurum müdürlüğünün 09.05.2012 tarih... sayılı yazıları ile ...'nın iş sözleşmesinin feshedildiğinden, bu personelin dosyası hakkında bir işlem yapılmasına gerek görülmediğine" karar verilmiştir. Davacının şahsi dosyası incelendiğinde de 23.03.2012-05.05.2012 tarihleri arasında çeşitli nedenlerle istirahat raporu kullandığı görülmüştür. Özellikle davacının 23.03.2012-04.04.2012 tarihleri arasında alkol bağımlılığı nedeniyle Samsun Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinde yatarak tedavi gördüğü de anlaşılmıştır. Bununla birlikte davacının özlük dosyasında birçok nedenden dolayı çeşitli tarihlerde çok sayıda sağlık rapor da kullandığı ve yine hakkında çok sayıda icra takibinin olduğu görülmüştür. Ayrıca hakkında en son 11.03.2011 tarihli disiplin kurulu kararı uyarınca yevmiye kesme cezası verildiği, bunun dışında çeşitli tarihlerde dikkat çekme cezası aldığı ve 2003 yılında ise haklı nedenle fesih oluşmuş ise de geçmiş hizmetleri nedeniyle hakkında işlem yapılmasına gerek olmadığına karar verildiği de anlaşılmıştır. Bununla birlikte davacı ... ve aynı zamanda davacının eşi olup aynı işyerinde çalıştığı anlaşılan Özlem Yayla, duruşmadaki beyanında, " ...kendi isteği ile işten ayrıldı. Onu ayırmaya zorladıklarını bana söylemedi. Ancak; eşim 1500,00 TL civarında bir parayı zimmetine geçirmiş, bunun üzerine babası borcunu ödediğini söyledi. Ben öğretmenevi müdür yardımcısı İdris Bey ile konuştum. Bana olayı anlattı ve Serdar'ın kendi isteği ile ayrılmasının daha uygun olacağını, aksi taktirde tahkikat yapıldığında kendisinin zor durumda kalacağını, cezai müeyyidelerle karşılaşacağını, gelecekte iş bulmasında adı lekeleneceğinden, zarar göreceğini beyan etti. Sonra Serdar geldi. Birlikte konuştuk ve Serdar kendi isteği ile ayrıldı. Bu dilekçeyi verirse tazminatları ile ayrılacağı kendisine söylendi ancak Serdar'a ödenmiş bir para yoktur" şeklinde olayı anlattığı görülmüştür. Davacının dinlenen diğer tanığı babası olup işyerinde çalışmadığı görülmüş olup beyanlarının davacı iddiası yönünde olduğu görülmüştür. Diğer davacı tanığının da aynı işyeri bünyesinde kuaför olarak çalıştığı anlaşılmış olup özetle davacının kendisinin işten ayrıldığını aksi halde mahkemelik olup suçlu duruma düşeceğini beyan ettiği görülmüştür. Dosyaya ibraz edilen ve itirazsız olduğu görülen ibranamede de " isteğim dahilinde iş aktimin feshi dolayısıyla..." şeklinde ibare olduğu da görülmüştür. 4857 sayılı Yasanın 18 vd. maddelerinde düzenlenmiş bulunan iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak için ön koşullardan biri de feshin işveren tarafından yapılmasıdır. Bu nedenle haklı nedene dayansa dahi işçinin feshinin söz konusu olduğu durumlarda iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Aynı şekilde iş sözleşmesinin karşılıklı anlaşma ile yanı bozma(ikale) sözleşmesi ile sonlandırılması halinde de iş güvencesi hükümleri uygulanmaz. Dosya kapsamından ve özellikle davacının verdiği dilekçe, davacının eşi olan davacı ... ile aynı yerde kuaför olarak çalıştığını belirten diğer tanığının beyanları ve ibraname içeriğinden davacının zimmet iddiasıyla disiplin kuruluna sevk edildiği, fesih tarihi öncesinde de yaklaşık 1,5 ay süreyle rapor kullandığı, davacının söz konusu dilekçenin baskıyla alındığını ispat edemediği sonucuna varılmıştır. Söz konusu dilekçenin davacı tarafından işverene verilmesiyle fesih iradesinin işverene ulaştığı, fesih iradesinin işverence ayrıca kabulünün gerekmediği, ulaştığı anda sonuç doğuracağı da açıktır. Bu şekli ile iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından feshedildiği anlaşılmaktadır. Buna rağmen mahkemece hatalı değerlendirme ile dilekçenin baskı ile alındığının kabulü yerinde değildir. Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile kabulüne karar verilmesi isabetsizdir. 4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarda açıklanan gerekçe ile; 1.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.Davanın REDDİNE, 3.Alınması gereken 24,30 TL. harçtan peşin yatırılan harcın tenzili ile bakiye 3,15 TL. harç giderinin davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4.Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 32,00 TL. yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5.Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre 1.320.00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6.Kalan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine, 24.04.2013 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.