Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/2494 E. 2013/5305 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/2494
- Karar No
- 2013/5305
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, düzenlenen rapor incelendi, gereği düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizcede benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine. 2-Davacı, davalı işyerinde 24.7.2008-8.7.2011 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdini, fazla çalışma karşılığı ücret ödenmemesi ve ücretlerine hiç zam yapılmaması nedeniyle feshettiğini, kıdem tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma ve resmi tatil ücreti ve ödenmeyen son ay ücretinin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı, davacının istifa ettiğini, fazla çalışma yapmadıklarını, resmi tatillerde çalışılmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile kıdem tazminatı, her ne kadar davacı 3 yılını doldurmamış ise de işyerinde iznin erken kullandırılmasının işyeri uygulamasına dönüştüğünden bahisle hak edilmeyen 3.yıl izin ücreti de dahil olmak üzere yıllık izin ücretinin, fazla çalışma ve resmi tatil ücretinin davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait ücretlere hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar. 4857 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinde, iş yerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verileceği bildirilmiş ve işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresine göre belirlenmiş, 55. maddesinde de yıllık izin bakımından çalışılmış gibi sayılan haller belirtilmiştir. İş sözleşmesinin işverence feshedilmesi halinde, 4857 sayılı Kanunun 17.maddesinde belirtilen yasal ya da arttırılmış bildirim önelleri ile 27. madde uyarınca işçiye verilmesi gereken iş arama izinleri, yıllık ücretli izin süreleri ile iç içe giremez. Kanundaki bu düzenleme karşısında, işçi tarafından ihbar önelli fesih halinde bildirim öneli ile yıllık izin süresinin iç içe girebileceği kabul edilmelidir. Somut olayda, davacının davalı işyerinde 24.7.2008-8.7.2011 tarihleri arasında 2 yıl 11 ay 14 gün süre ile çalıştığı sabittir. İşyerinde yıllık izinlerin ne zaman kullandırılacağını takdir yetkisi işverene aittir. İzinleri erken ya da geç kullandırabilir. Davacı işyerinde 3 yılını doldurmadığı halde mahkemece davacıya yıllık izinlerinin işverence önceki yıllarda bir yıllık süre dolmadan kullandırıldığı; bunun iş yeri uygulaması haline geldiğinden bahisle 3.yıla ilişkin izin ücreti alacağına hükmedilmesi ve davacının 2008 yılında işe girmesine rağmen resmi tatil ücreti alacağının hesabında 2005 yılından başlayan bir hesap yapılması dosya içeriği ile usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 01.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.