Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/19391 E. 2013/13706 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/19391
- Karar No
- 2013/13706
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili davacının davalıya ait işyerinde çalışırken iş sözleşmenin hiçbir bildirim yapılmadan sözlü olarak feshedildiğini, yapılan fesih işleminin 4857 sayılı Yasa'nın 19.maddesine aykırı olduğunu iddia ederek feshin geçersizliği ile davacının işe iadesine, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili davacının 21.07.2009 tarihinde mesai saatleri içerisinde görevli olmadığı ünitede çalıştığının şirket çalışanı Seldağ ... tarafından tespit edildiğini, davacının mesai saatlerine uymayarak bulunması gereken hastane ve kliniklerde bulunmadığını ve bu durumun bölge yöneticileri tarafından tespit edildiğini, davacının bu davranışlarının tutanak altına alındığını, davacının imzadan imtina ettiğini ve yöneticilerine bir açıklamada bulunmadığını, mesai düzenine uymayıp 24.07.2009 tarihinde yine çalışma bölgesinde olmadığını, amirler tarafından arandığında rapor aldığını söylediğini, fakat bunu amirlerine bildirmediğini, rapor bitiminde de yıllık izne ayrıldığını, davacının davranışlarının bu şekilde devam etmesi üzerine kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek iş sözleşmesinin feshedildiğini, feshin haklı ve geçerli nedene dayandığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu toplanan delillere göre davanın kabulüne, feshin geçersizliği ile davacının işe iadesine karar verilmiş, karar davalı vekilinin temyizi üzerine 22. Hukuk Dairesi'nin 24/11/2011 tarihli ilamı ile “...davalı ilaç firmasında 22/03/2003 tarihinden itibaren tıbbi mümessil olarak çalışan davacının iş sözleşmesi mesaiye geç geldiğine ve devamsızlığına dair tutulan tutanaklara göre; hatırlatıldığı halde görevini yapmamakta ısrar etmesi sebebiyle 4857 sayılı İş Yasasının 25/2-h maddesi uyarınca 27/08/2009 tarihinde fesh edilmiştir. Mahkemece, tutanakların işverence her zaman tutulabilir olduğundan söz edilerek davacı tanıklarının anlatımlarına değer verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalı tanıklarının beyanlarına itibar edilmemesinin gerekçesi açıklanmamış ve işverenin sunduğu tutanaklar denetime tabii tutulmamış dolayısıyla içeriklerinin doğru olup olmadığı tespit edilmemiştir. Bu şekilde eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi isabetsizdir.Doğru sonuca varılabilmesi için davacıdan işe geç geldiğine ve devamsızlığına dair tutanaklara karşı diyecekleri sorulmalı, itiraz edildiği takdirde tutanak tanıkları çağrılıp dinlenmeli bundan sonra tüm deliller yeniden bir değerlendirmeye tabi tutularak oluşacak duruma göre karar verilmelidir. “ gerekçesi ile bozulmuştur. Bozma kararına uyan Mahkeme, davacının hakkında tutulan tutanaklara karşı diyeceğini sormuş, tutanak altında imzası bulunan davalı tanıklarını dinlenmiş, hukukçu bilirkişiden rapor alındıktan sonra ispat yükü kendisinde olan davalı tarafın devamsızlık ve işe geç gelmeme nedeniyle yapılan feshin geçerli olduğunu iddia ettiğini, davacının işi gereği hastane ve sağlık kuruluşlarını dolaştığını, tutanakta imzası bulunan tanıkların işe geç gelme olgusundan ziyade toplantılara geç katılma iddiasını dillendirdiklerini, davacının uzun süre davalı şirketle sorunsuz çalışması, davalı işveren tarafından isnat edilen eylemler konusunda davacı işçinin usulune uygun savunmasının alınmadığını gerekçe göstererek davanın kabulü ile feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmiş, işe başlatma tazminatı ile boşta geçen süre ücreti belirlemiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli veya haklı nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. İş Kanunu’nun 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanunun 25/II. maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. Yargılama sırasında bu nedenlerin ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla ... temeli çökmüşse işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı doğar. Buna karşılık, işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken ... temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu nedenle iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa İş Kanunu'nun 18/1. maddesi gereği geçerli fesih hakkı doğar. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. 27/08/2009 tarihli fesih bildiriminde yapılan değerlendirmelerde performans düşüklüğünün gözlendiği, ayrıca bölge müdürünün çeşitli tarihlerde yaptığı rutin denetimlerde son aylarda mesai düzenine uymadığı, verilen görevleri yerine getirmediği,yöneticilere karşı itaatsizlik gösterdiği, bölge içinde huzursuzluk ve uyumsuzluğa neden olduğu, yapılan her türlü uyarıya rağmen davranışlarını düzeltmediği, bunun tutanakla kayıt altına alındığı, haklarının banka hesabına yatırılacağı belirtilmiştir. İşten ayrılma bildirgesinde ise fesih nedeni belirsiz süreli iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı sebep bildirilmeden feshi olarak gösterilmiş ve yasal dayanak 4857 sayılı Yasanın 17.maddesine dayandırılmıştır. Davacı hakkında çalışma programına göre bulunması gereken ünitede bulunmadığı, rapor aldığı halde amirlerine bildirmeden işe devam etmediği, toplantılara geç gelip ses kayıt cihazı ile toplantıyı kaydetmeye çalıştığı, uyarılınca tehditkar ve laubali sözler söyleyip davranışlarda bulunduğu yönünde tutanaklar düzenlenmiştir. Bozma kararına uyulmakla dinlenen davalı tanıkları imzaları bulunan tutanak içeriklerini doğrulamışlardır. Her tutanağın altında da davacıdan savunmasının istendiği ve imzadan imtina ettiği kayıt altına alınmıştır. Bu nedenle mahkemenin davacının usulünce savunmasının alınmadığına dair gerekçesi yerinde değildir. Öte yandan bozma kararına göre toplanan delillerden davacının işine devam etmeme ve/veya geç katılma, toplantılara kayıt cihazı götürme şeklinde davranışlar sergilediği sabit olmuştur. Tutanak altında imzası bulunan tanıkların tutanak içeriklerini doğrulamaları karşısında davacının işe devam konusunda sorunları olduğundan yani devamsızlığından bahsetmedikleri söylenemez. Davacının bu davranışlarının ... temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozup işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkildiğini kabul etmek gerekir. Fesih bildiriminde de bu uyumsuzluk ve huzursuzluktan bahsedilmiştir. Bu nedenle işverenden iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemez. O halde davacının iş sözleşmesinin feshi haklı olmamakla birlikte geçerli nedene dayandığından davanın reddine yerine kabülü hatalıdır. Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda belirtilen nedenlerle; 1-)Yerel mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-)Davanın REDDİNE, 3-)Alınması gerekli 24,30TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 15,60TL harcın mahsubu ile bakiye 8,70TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-)Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı toplam 498,30TL TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Davacı ve davalı tarafından yatırılan gider ve delil avanslarından kararın kesinleşmesinden sonra kalan bulunması halinde taraflara iadesine, 6-2 adet Adana talimatına ekli toplam 36,00TL posta pulunun davalı tarafa iadesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre 1.320.00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 03.09.2013 tarihinde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.