Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/15347 E. 2013/21371 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/15347
- Karar No
- 2013/21371
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı.Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara,hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı vekili, müvekkilinin davalı iş yerinde 2003 yılında çalışmaya başladığını, 2005 yılında yüklemeci görevinde iken iş kazası geçirdiğini, kaza sonrası 2006 yılı Ekim ayından itibaren kantarcı olarak çalışmaya başladığını,yılın en az 10 ayı 08.00-20.00 ve 20.00-08.00 saatleri arasında olmak üzere günde 12 saat çalıştığını,çalışma süresince yarım saat yemek molası kullandırıldığını,bütün yıl boyunca bir pazar çalışma bir pazar tatil yaptığını ancak karşılığının ödenmediğini ileri sürerek 2006 yılı Ekim ayından itibaren yapılan fazla mesai ve hafta tatili ücret alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili ;davacının her gün 12 saat çalıştırıldığı yönündeki iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,çalıştığı sürelere ilişkin fazla mesai ücretlerinin eksiksiz ödendiğini, ihtirazi kayıt koymayan davacının bordrolarda yer alan fazla çalışmadan fazlasını ancak yazılı belge ile ispatlayabileceğini,iş akdinin feshi sırasında davalı şirketi ibra ettiğini ve alacaklarının zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir. Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir. Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir. Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir. Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir. Somut olayda davacı bütün yıl boyunca bir pazar çalışma bir pazar tatil yapmak suretiyle yılın en az 10 ayı 08.00-20.00 ve 20.00-08.00 saatleri arasında olmak üzere günde 12 saat çalıştığını iddia etmiştir. Dinlenen davacı tanıkları davacının 12 saat üzerinden iki vardiya halinde bir pazar tatil ve bir pazar çalışma usulü ile çalıştığı, davalı tanıkları ise kantar çalışmasının günlük 8 saat 3 vardiya halinde yapıldığı,ancak bazı haftalar işlerin yoğun olduğu dönemlerde haftanın en fazla iki veya üç gününde çalışma saatinin 12 saate çıkabildiği ,hafta tatillerinde çalışması halinde hafta içinde izin kullandırıldığı yönünde beyanda bulunmuşlardır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının bütün yıl boyunca bir pazar tatil devamı pazar çalışması yaptığı, emsal kararlar gereği 11 saati aşan çalışmalarda en fazla 3 saat fazla mesai hesabı yapılabileceğinin öngörüldüğü, bu nedenle davacının her gün 3 saat fazla mesai yaptığı, ayda 2 pazar gününün 2 pazarını çalıştığından ayda 28 gün üzerinden 84 saat fazla mesai yaptığı kabul edilerek fazla çalışma alacağı hesabı yapılmıştır. Dosya kapsamına göre davacı ayda 2 pazar hafta tatilinde çalışmakta olup çalışması 08.00-20.00/20.00-08.00 saatleri arasındadır.Buna göre davacının günlük çalışma süresi 12 saat olup 1,5 saat ara dinlenme düşüldüğünde günde 10,5 saat çalıştığı ve 3 saat fazla mesai yaptığı, yine ayda 2 defa da pazar günleri çalışmasında 3'er saat fazla mesai yaptığı anlaşılmaktadır.Hesaplama bu şekilde yapıldığında davacının fazla çalışma süresi aylık 78 saate tekabül etmektedir . Böyle olunca fazla çalışma hesabının haftalık 78 saatlik çalışma süresine göre yapılması gerekir. Yapılacak iş, yeni bir bilirkişi görevlendirilerek haftalık 78 saatlik çalışma süresine göre ve ücret bordrolarında tahakkuk bulunan aylar dışlanmak suretiyle davacının fazla çalışma alacağını hesaplattırmak ve çıkacak sonuca göre karar vermektir. Mahkemece ,hatalı değerlendirme ile 84 saat üzerinden hesap yapılan ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın,yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 09.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.