Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/14422 E. 2013/21389 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/14422
Karar No
2013/21389
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı.Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı vekili ,davacının davalı vakıfta 30.10.1986-28.04.2011 tarihleri arasında iş akti ile aralıksız olarak çalıştığını ve 29.04.2011 tarihinde emekli olduğunu, davacının işçi olarak çalışmış olduğu dönemler içersinde yıllık izinlerinin büyük bir kısmının kullandırılmadığını ve bunun karşılığında herhangi bir ücret ödenmediğini ileri sürerek yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili ,davanın reddini savunmuştur. Mahkemece toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporuna göre davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının yıllık ücretli izin alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununun 59 uncu maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir. Aktin feshi halinde kullanılmayan yıllık izin sürelerine ait ücret, işçinin kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Böylece, iş sözleşmesinin feshinde kullanılmayan yıllık ücretli izin hakkı izin alacağına dönüşür. Bu nedenle zamanaşımı da iş sözleşmesinin feshinden itibaren işlemeye başlar. 4857 sayılı Kanunun 54 üncü maddesinde, yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında, işçinin aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştığı sürelerin birleştirilerek göz önüne alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda, işçinin daha önce aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerinde geçen hizmetlerinin yıllık izne hak kazanma ve izin süreleri hesabı yönlerinden dikkate alınması gerekir. Kamu kurum ve kuruluşlarında geçen hizmetlerin de aynı gerekçeyle izin hesabı yönünden birleştirilmesi zorunludur. Bununla birlikte, işçiye önceki feshe bağlı olarak kullanmadığı izin ücretleri tam olarak ödenmişse, bu dönemin sonraki çalışma sürelerine eklenerek izin hesabı mümkün değildir. Önceki çalışma döneminde izin kullandırılmak veya fesihte karşılığı ödenmek suretiyle tasfiye edilmeyen çalışma süreleri, aynı işverenin bir ya da değişik işyerlerindeki çalışmalara eklenir. İşçinin aralıklı olarak aynı işverene ait işyerinde çalışması halinde, önceki dönemin kıdem tazminatı ödenerek feshedilmiş olması, izin yönünden sürelerin birleştirilmesine engel oluşturmaz. Yine, önceki çalışılan sürede bir yılı doldurmadığı için izne hak kazanılmayan süreler de, işçinin aynı işverene ait işyeri ya da işyerlerindeki sonraki çalışmalarına eklenerek yıllık izin hakkı belirlenmelidir. Yıllık izin, özde bir dinlenme hakkı olup, aralıklı çalışmalarda önceki dönem zamanaşımına uğramaz. Yıllık ücretli izin süreleri, mülga 1475 sayılı İş Kanunu' nun 49 uncu maddesi ile 10/06/2003 tarihinde yürürlüğe giren 4857 sayılı İş Kanunu' nun 53 üncü maddesinde düzenlenmiş,ayrıca Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliğinin "Yıllık Ücretli İznin Uygulanması" başlıklı 6.maddesine göre de İşveren tarafından yıl içinde verilmiş bulunan diğer ücretli ve ücretsiz izinler veya dinlenme ve hastalık izinlerinin yıllık izne mahsup edilemeyeceği ,yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmayacağı,yıllık ücretli izinleri işyerinin kurulu bulunduğu yerden başka bir yerde geçirecek olanlara istemde bulunmaları ve bu hususu belgelemeleri koşulu ile gidiş ve dönüşlerinde yolda geçecek süreleri karşılamak üzere işverenin toplam dört güne kadar ücretsiz yol izni vermek zorunda olduğu açıkça belirtilmiştir. Somut olayda ,alınan bilirkişi raporunda,davacının davalı işyerinde 30.10.1986-28.04.2011 tarihleri arasında 24 yıl 5 ay 29 gün süre ile çalıştığı,çalışma süresine nazaran 478 gün yıllık izne hak kazandığı,davacıya 1990-1991-2008 ve 2010 yıllarında izin kullandırılmadığı , 1987 yılında 12 gün, 1988 yılında 12 gun, 1989 yılında 12 gün, 1992 yılında 35 gün, 1993 yılında 30 gün, 1994 yılında 26 gün, 1995 yılında 30 gün, 1996 yılında 30 gün, 1997 yılında 30 gün, 1998 yılında 19 gün,1999 yılında 30 gün, 2000 yılında 29 gün, 2001 yılında 36 gün,2002 yılında 26 gün, 2003 yılında 22 gün, 2004 yılında 19 gün, 2005 yılında 27 gün, 2006 yılında 39 gün,2007 yılında 29 gün ve 2009 yılında ise 22 gün olmak üzere toplam da 515 gün izin kullandırılmak suretiyle hesaplanması gereken bakiye izin hakkının bulunmadığı yönünde tespit yapılmıştır. Mahkemece davalı iş veren tarafından davacının 5 hizmet yılını doldurduktan sonra yıllık izin süresinin yanılgılı olarak 30 gün üzerinden verildiği,ancak bu sürelerin işveren tarafından yıl içerisinde verilmiş diğer ücretli-ücretsiz izinler,dinlenme-hastalık izni kapsamında sayılamayacağı kabul edilmiştir. Mahkemenin bu yöndeki kabulü doğrudur. Ancak davacı işçiye eksik kullandırılan yada hiç kullandırılmayan yıllara ait ücretli izin hakkının daha önceki yıllarda, o yıl hakkettiği izin süresinden daha fazla yıllık izin kullandırılmış olması halinde ,bu şekilde fazladan kullandırılan izin süresini davalı işveren rızasıyla vermiş olacağından fazladan verilen bu sürelerin sonraki yıllarda eksik kullandırılan yada hiç kullandırılmayan yıllara ait hak edilen yıllık izin sürelerinden mahsubu mümkün değildir. Mahkemece bu yön dikkate alınmadan hazırlanan hatalı bilirkişi raporuna itibar ile yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Temyiz olunan kararın,yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA,peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 09.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/14422, K. 2013/21389, T. 09.12.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-14422-e-2013-21389-k-b0a69cd5e3db