Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/14081 E. 2013/20181 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/14081
- Karar No
- 2013/20181
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı.Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara,hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan tüm temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 08.09.2009-10.07.2010 tarihleri arasında çalıştığını,fazla mesai yapmasına rağmen karşılığının ödenmediğini ileri sürerek fazla çalışma alacağının davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalılar vekili, davacının müvekkili şirketlerde düzenli çalışmasının bulunmadığını, işyerinin küçük ölçekli bir işyeri olduğunu, yoğun çalışma yapılmadığını, yardım amaçlı geldiği için çalışma saatlerini kendisinin belirlediğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır. Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir. Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur. Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir. Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür. Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir. Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir. Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline ve işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma miktarına göre taktir edilmelidir. Hakkın özünü ortadan kaldıracak oranda bir indirime gidilmemelidir. Davalıya ait işyeri inşaat sektöründe faaliyet göstermekte olup davacı ofis görevlisi olarak, yapılan evlerin müşterileri gezdirerek tanıtım ve pazarlamasını yapmaktadır. Dinlenen davacı tanıkları davacının haftanın 7 günü 08.00/08.30- 21.00/21.30/22.00 saatleri arasında ve bazen en az hafta da iki kez saat 24.00'a kadar çalıştığı, davalı tanıklarından biri davacının kimi zaman 09.00 ,kimi zaman 10.00 saatlerinde mesaiye geldiği,çıkış saatini bilmediği,ofisin pazar günleri hariç açık olduğu, bir diğeri ise saat 08.30-09.00 sıralarında dükkanını açmaya geldiğinde ve aksam saat 17.30-18.00 sıralarında dükkanını kapattığı sırada bir kaç kez karşılaştıkları yönünde beyanda bulunmuşlardır. Her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda iddia ve tanık anlatımlarına göre davacının haftanın 5 günü 08.30-21.00 saatleri arasında 1,5 saat ve haftanın 2 günü 08.30-24.00 saatleri arasında 2.5 saat ara dinlenme süresinin mahsubu ile 81 saat çalışarak haftalık 36 saat fazla mesai yaptığının kabulü ile davacının fazla çalışma alacağı hesaplanmış ise de davacı işçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğu nazara alındığında bir kişinin bu şekilde fazla çalışma yaptığının kabulü hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi dosya kapsamına da uygun düşmez. Yapılacak iş, davacı temyize gelmediğinden davalı yararına oluşan usulü müktesep hak ilkeside gözetilmek suretiyle davacının haftanın 5 günü 10.00-21.00 ve 2 günü 10.00-24.00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek ,ara dinlenme sürelerinin düşülmesiyle tespit edilecek çalışma süresine göre fazla çalışma alacağı bulunup bulunmadığını belirlemek ve çıkacak sonuca göre karar vermektir. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 3-Kabule göre de taleple bağlılık kuralı gereği Hakim işçilik alacaklarında talep olmadığı sürece faize hükmedemeyeceği halde, davacı ıslah dilekçesinde faiz talebinde bulunmamış olmasına karşın Mahkemece ıslahla artırılan alacak tutarlarına faiz işletilmesi de hatalıdır. O halde davalılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ:Temyiz olunan kararın,yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine 25.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.