Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/13140 E. 2013/19445 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/13140
Karar No
2013/19445
Karar Tarihi

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı vekili, davacının bulaşıkçı olarak 06/10/2007-22/09/2009 tarihleri arasında çalıştığını, sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. 4857 sayılı İş Kanununda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir. İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Davacı 750,00 TL net ücret ile çalıştığını iddia etmiştir. Davalı ise brüt asgari ücre üzerinden çalışıldığını savunmuştur. Davacı ... davacıdan 750,00 TL aldığını duyduğunu, davalı ... ise 650,00 TL ücret aldığını beyan etmiştir. Mahkemece tanıkların ortalama beyanı dikkate alınarak 700,00 TL ücret üzerinden hesaplama yapılmıştır. Davacı tanığının beyanlarının duyuma dayalı olduğu dikkate alınmadan ve emsal ücret araştırması da yapılmadan ücretin 700,00 TL kabul edilmesi hatalıdır. Mahkemece yapılacak iş, emsal ücret araştırması yapılarak usulü kazanılmış hak ilkesi de dikkate alınarak bu ücret üzerinden alacakların hesaplanması yoluna gitmektir. Eksik inceleme ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 3-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 181. Maddesine göre “Kısmen ıslaha başvuran tarafa, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süre verilir. Bu süre içinde ıslah edilen işlem yapılmazsa, ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir.” Davacıya 25.06.2012 tarihli duruşmada talebi üzerine ıslah dilekçesi sunması için Kanunda bir haftalık emredici süreye rağmen iki haftalık süre verilmiştir. Davacı ıslah dilekçesini 06.09.2012 tarihinde harçlandırmıştır. Islah dilekçesinin sunulduğu tarih itibariyle bir haftalık süre geçirildiğinden ıslah yapılmamış gibi alacakların hüküm altına alınması gerekirken artırılmış talepler üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 18.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2013/13140, K. 2013/19445, T. 18.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-hukuk-dairesi-2013-13140-e-2013-19445-k-827384adc024