Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/12302 E. 2013/19810 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/12302
- Karar No
- 2013/19810
- Karar Tarihi
Mahkemesi :İş Mahkemesi Dava Türü : Alacak
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... ... İnş.ve İnş.Malz.San.ve Tic.Ltd.Şti. vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı ... ... Şirketinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı, davalı işyerinde 21.03.2003 tarihinde işe başladığını, davalı şirketin kalıphane bölümünün Çatalca'ya taşınması nedeniyle 31.10.2009 tarihinde iş akdini feshettiğini, işçi lehine bazı düzenlemeler yapılacağı vaadi ile tekrar işe almak istediklerini, 04.12.2009 tarihinde yeniden işbaşı yaptığını, işçi lehine olacak düzenlemelerin yerine getirilmediğini, taşındıktan sonra yol ücretinin de ödenmediğini, 22.05.2010 tarihine kadar davalı işyerinde çalıştığını, yol ve trafik mesafesi nedeni ile iş akdini devam ettiremediğini son aldığı ücretinin 1.500,00 TL olduğunu, ileri sürerek kıdem tazminatı alacağının tahsilini istemiştir. Davalı, davacının iki ayrı dönem çalışması olup her ikisinde de istifa etmek suretiyle kendisinin işten ayrıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacının hizmet süresi bakımından kayıtlara itibar edilerek 21.03.2003 - 31.10.2009 tarihleri arasında 6 yıl 7 ay 10 gün ve 04.12.2009 - 22.05.2010 tarihleri arasında 5 ay 18 gün olmak üzere toplam 7 yıl 28 gün davalı ... ... İnş. ve İnş. Malz. San. ve Tic. Ltd. Şti.'de çalıştığı ,1475 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca hizmet süresi bir bütün olarak hesaplanması gerektiği, ücretinin aylık net 1.500,00 TL olduğunu iş akdini, haklı nedenle feshetmiş olup, kıdem tazminatı talep edebileceği gerekçesi ile isteğin kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasında kıdem tazminatına esas alınacak hizmet süresi bakımından uyuşmazlık bulunmaktadır. Hizmet süresinin 1475 sayılı Yasanın 14/2 maddesi, işçinin aynı işverene bağlı olarak bir ya da değişik işyerlerinde çalıştığı sürelerin kıdem hesabı yönünden birleştirileceğini hükme bağlamıştır. O halde kıdem tazminatına hak kazanmaya dair bir yıllık sürenin hesabında, işçinin daha önceki fasılalı çalışmaları dikkate alınır. Bununla birlikte, her bir fesih şeklinin kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde gerçekleşmesi, hizmet birleştirmesi için şarttır. İşçinin önceki çalışmaları sebebiyle kıdem tazminatı ödenmişse, aynı dönem için iki defa kıdem tazminatı ödenemeyeceğinden, tasfiye edilen dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınması mümkün olmaz. Yine, istifa etmek suretiyle işyerinden ayrılan işçi kıdem tazminatına hak kazanmayacağından, istifa yoluyla sona eren önceki dönem çalışmaları kıdem tazminatı hesabında dikkate alınmaz Somut olayda davacı, davalı işyerinde 21.03.2003 - 31.10.2009 tarihleri arasında 6 yıl 7 ay 10 gün ve 04.12.2009 - 22.05.2010 tarihleri arasında 5 ay 18 gün çalışmıştır. İlk dönem 21.03.2003-31.10.2009 tarihleri arasındaki çalışması, işyerinin Çatalca'ya (Hadımköy'e) taşınması bu şekilde davacının iş şartlarının aleyhe ağırlaştırılması nedeni ile işçi tarafından yapılan feshin haklı olması nedeni ile kıdem tazminatını hak edecek şekilde sona ermiş ise de, son dönem 04.12.2009-22.05.2010 arası çalışması davacının iş şartlarını kabul ederek yeniden Hadımköy'de işe girdiğinden işçi tarafından yapılan feshin haklı olduğunun kabulü mümkün değildir. Mahkemece davacı işçinin son dönem çalışmasının kıdem tazminatına esas olan süreye eklenerek kıdem tazminatı hesabı hatalı olmuştur. 3-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanununda 32'nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. Ücret kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödemedir. Kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli ve sabit aralıklı zaman dilimlerine, dönemlere uyularak ödenmelidir. Yukarıda değinilen Yasa maddesinde bu süre en çok bir ay olarak belirtilmiştir. İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, Borçlar Kanunun 323 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. 4857 sayılı Yasanın 8'inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı yasanın 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Ancak böyle bir husus ileri sürülsün ya da sürülmesin, muvazaa olgusu mahkemece resen araştırılmalıdır. Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasının da yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8'inci ve 37'nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Somut olayda mahkemece, davacı işçini ücretinin aylık net 1.500,00 TL olduğu kabul edilmiş ise de, ücretin miktarı hususunda imzalı bordrolarda gösterilen miktarlar ile tanıkların beyanları arasında çelişki olması nedeni ile işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından özellikli ilgili meslek odasından emsal ücretin ne olabileceği araştırılarak sonuca gidilmesi gerekirken eksik araştırma ile davacının aylık ücretinin net 1.500,00 TL olduğunun kabulü doğru değildir. O halde davalı ... ... İnş.Ltd. Şirketi vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı ... ... İnş. Ltd.Şirketine iadesine, 21.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.