Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2013/12008 E. 2013/18173 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2013/12008
- Karar No
- 2013/18173
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 01/05/1999-11.10.2007 tarihleri arasında eskavatör kepçe operatörü olarak çalıştığını, askere gidinceye kadar sigortasız çalıştırıldığını, askerden dönen müvekkilinin 01/06/2003 tarihinde yeniden fiili çalışmasına devam ettiğini, 25/10/2003 tarihinde sigorta girişinin yapıldığını sözleşmenin haksız feshedildiğini iddia ederek kıdem ve, ihbar tazminatı ile fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, yıllık izin ücreti, genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının 01/12/2000 - 25/12/2000 tarihleri arasında 61018451 sicil numaralı, 29/04/2002 - 25/07/2002 tarihleri arasında 61049671 sicil numaralı işyerinde çalıştığını, davacının 25/10/2003 tarihinde müvekkili şirkette çalışmaya başladığını bu çalışmasının işten kendi isteği ile ayrılmış olduğu 31/01/2005 tarihine kadar devam ettiğini, işe giriş ve işten çıkışların fiili duruma uygun olarak sürelerinde SGK'na bildirildiğini, davacının 31/01/2005 tarihinden sonra şirkette çalışmasının olmadığını, davacının kendi isteği ile işyerinden ayrıldığını, kıdem ve ihbar tazminatı hakkının bulunmadığını, ayrılmasından kısa bir süre sonra başka bir işveren yanında 21/03/2005 tarihinde çalışmaya başladığını, davacının işyerinde asgari ücreti ile çalıştığını, ücretlerini, izin kullanamadığı dönemlerde yıllık izin ücretli izin alacağını fazla mesai alacağını, hafta tatili, bayram ve genel tatil alacağını eksiksiz olarak aldığını, dini bayramlarda ve Ocak ayında hiçbir çalışma yapılmadığını genel tatillerde çalışma yapıldığının doğru olduğunu, bugünlerde ait fazla çalışma ücretinin davacıya ödendiğini, davacının bu yönden bir alacağının olmadığını davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Anayasanın 141 inci maddesi uyarınca, yargı kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunludur. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Buna göre mahkeme kararlarının; a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini, b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini, c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri, ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini, d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını, e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi, içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve Kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu - 2007/14-778 E, 2007/611 K sayılı ilamı). Somut olayda; Mahkemece iddia ve savunma değerlendirilmeden deliller tartışılmadan soyut bir gerekçe ile “Dava, iş akdinin işveren tarafından haksız feshedildiği iddiasıyla işçi alacağı davasıdır. Davacı vekili 12/12/2011 tarihli ıslah dilekçesi vermiş davalı vekili zamanaşımı itirazında bulunmuş ve buna göre de dava dilekçesinde talep edilen miktarlar dışında kıdem ve ihbar tazminatı talepleri haricindeki fazla mesai, hafta sonu çalışma, genel tatil ve bayram tatili ücreti alacaklarının ıslah edilen kısımlarının 5 yıllık zamanaşımına uğradığı bu nedenle bu talepler bakımından bilirkişinin hesaplaması da dikkate alınarak dava dilekçesinde ki miktarlara göre davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerektiği, ihbar ve kıdem tazminatı taleplerinin zamanaşımına uğramadığı ve tüm dosya kapsamına göre davacının davasının kısmen kabulüne kısmen reddine karar vermek gerekmiştir.” şeklinde hüküm kurulmuştur. Karar taraflarca davacının hizmet süresi, fesih, ücretin miktarı, çalışma gün ve saatleri, ıslah, zamanaşımı yönlerinden temyiz incelemesi talep edilmiştir. Mahkeme kararı taraf itirazlarını karşılayacak açıklık ve gerekçeden uzaktır. Yukarıda açıklanan Anayasal ve yasal düzenlemeler karşısında kararın gerekçesiz oluşu bozma sebebidir. Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları net bir şekilde ortaya konulup, hangisinin hangi sebeple, hangi deliller nedeniyle üstün tutulduğu karar gerekçesinde açıklanarak sonuca gidilmesi gerekirken gerekçesiz bir şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelemesine şimdlik yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 05.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.