Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2012/4552 E. 2012/7419 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/4552
- Karar No
- 2012/7419
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı-davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava niteliği ve içeriği itibariyle 56 ada 13 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatların aidiyetinin tespitine ilişkindir. 1-Davacı-davalı ...'in uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 27/04/2011 tarihli raporda (A) harfi ile işaretli 4 katlı binanın tespiti ve buna ilişkin yargılama giderine yönelik temyiz itirazları ile ilgili olarak; Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve soruşturma hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, varılan sonuç da dosyada toplanan delillere ve yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. Duraksamadan belirtmek gerekir ki; 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun mülkiyet hakkının kapsamına ilişkin 684. maddesi hükmüne göre, bir şeye malik olan o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olduğu gibi, 718. maddesi hükmüne göre de taşınmaz mülkiyeti araziyle birlikte arazinin üzerinde bulunan bütünleyici parça niteliğindeki muhtesatları da kapsar. Yine aynı Kanunun 688.maddesinde açıklandığı üzere paylı mülkiyette birden çok kimse maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla maliktir. Bu kuralların ayrık hali olmak üzere; üzerinde ana taşınmazın değerinde artışa neden olan bina, ağaç vesaire gibi bütünleyici parça niteliğinde muhtesat bulunan taşınmazların ortaklığının satış yolu ile giderilmesinin istenilmesi halinde, muhtesatların kime ait olduğu hususunda tapu kaydında şerh bulunmaması veya tüm paydaşların bu konuda ittifak etmemesi nedeniyle açılacak tespit davası sonunda bu konuyu belirleyen kesinleşmiş bir hüküm bulunduğu taktirde, böyle bir kesin hükmün, ortaklığın giderilmesi davasına bakan mahkemeyi bağlayacağı ve muhtesata isabet eden bölümün sadece muhtesat sahibine, arza isabet eden bölümün de payları oranında tüm paydaşlara verilmesini sağlayacak biçimde oranlama yapılıp, taşınmazın satışından elde edilecek paranın da bu oran dahilinde paydaşlara dağıtılmasına karar verileceği kuşkusuzdur. Öte yandan; 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı açıklanmıştır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir. Hak düşürücü süre kamu düzenine ilişkin olup, taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden dikkate alınması ve davanın süre geçtikten sonra açıldığının belirlenmesi halinde esasa girilmeyerek davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir. Somut olaya gelince; dava konusu muhdesatın üzerinde bulunduğu 56 ada 13 parsel sayılı taşınmazda tarafların paydaş oldukları, taşınmazın “tarla” niteliği ile tapuya kayıtlı olduğu, beyanlar hanesinde ise "(A) ile gösterilen kargir ev ... oğlu ... tarafından inşaa edilmiştir" şerhinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu muhdesatın kadastro tespit gününden önce meydana getirildiğinin ve kadastro tespitinin kesinleşmesi ile dava tarihi arasında az yukarıda açıklanan hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunun belirlenmesi halinde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki; yapılan keşifte bu durum araştırılmadığından davaya konu edilen muhdesat ile tapu kaydında gösterilen muhdesatın aynı olup olmadığı, aynı iseler, davada az yukarıda açıklanan hak düşürücü sürenin geçip geçmediği anlaşılamamaktadır. Eksik araştırma ve soruşturma ile karar verilemez. Hal böyle olunca taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak, dava konusu muhdesatın kadastro tespitinden önce mi sonra mı yapıldığı, yıkılıp yeniden mi inşa edildiği, yoksa tadilat mı yapıldığı hakkında davacı ve bildirildiği takdirde tanıklarından olaylara dayalı bilgi alınmalı, taşınmazın tapu kaydında gösterilen muhdesat ile dava konusu muhdesatın aynı olduklarının belirlenmesi halinde 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre gözetilmeli ve davanın tümüyle reddine karar verilmeli, muhdesatların tümüyle veya kısmen farklı olduklarının belirlenmesi halinde ise az yukarıda açıklanan hukuki olgular gözönünde tutulmak suretiyle toplanan ve toplanacak tüm deliller bir arada değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın eksik araştırma ve soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, birleşen davanın değerinden dava konusu olmayan davacı ...'e ait paya isabet eden kısım mahsup edildikten sonra kalan miktar esas alınarak karar ve ilam harcının hesaplanması gerekirken yazılı şekilde fazla harca hükmedilmesi, öte yandan harcı ikmal edilen dava değeri üzerinden vekalet ücretine hükmedilmemiş olması dahi isabetsizdir. 2-Davacı-davalı ...'in 27.04.2011 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi işaretlenen binadaki zemin ve zemin+1 ve 2.kattaki dairelere yönelik temyiz itirazlarına gelince; İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, toplanıp değerlendirilen delillere, tarafların paydaşı olduğu ve ortaklığın giderilmesi davasına konu 56 ada 13 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan ve uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 27/04/2011 tarihli raporda (B) harfi ile işaretli zemin+2 katlı binanın zemin ve 1. katında davacı ...'in yaptığı zemini genişletmeye yönelik ilavelerin iyileştirme gideri niteliğinde bulunmasına göre mahkemece zemin ve zemin+1. kata yönelik davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki; anılan raporda (B) harfi ile işaretli zemin+2.kat dairenin tespit gününden sonra davacı ... tarafından meydana getirildiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlendiğine göre davacının davasının kısmen kabulüne, zemin+2.kat dairenin davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine, fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz, davacı-davalı ...'in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 01.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.