Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2012/3200 E. 2012/5876 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2012/3200
- Karar No
- 2012/5876
- Karar Tarihi
Hasımsız olarak görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava mirasçılık belgesinin verilmesi istemine ilişkindir Mahkemece verilen kesin süre içinde davacı tarafından kesin sürenin gereklerinin yerine getirilmediği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunün 6100 sayılı HMK. nun 94. maddesi hükmünde, kanunda gösterilen veya hakim tarafından verilen kesin süre içinde yapılması istenen işlem yapılmazsa ilgilinin o işlemi yapma hakkının düşeceği açıklanmıştır. HMK'nun 94. maddesinin kabul edilmesindeki amaç, yargılama aşamasında verilen ara kararlarının ciddiyet ve özenle yerine getirilmesini sağlamak, bu yolla davaların uzamasını önlemektir. Kesin süreye uymamanın doğurduğu ağır sonuç gözetildiğinde mahkemece verilen sürenin kesin olduğundan söz edilebilmesi için; ara kararında yapılması istenen işlerin neler olduğunun ayrıntılı olarak ve kuşku yaratmayacak biçimde belirtilmesi, verilen sürenin işin yapılabilmesi için yeterli uzunlukta olması, kesin süre gereğinin yerine getirilmemesinin sonuçlarının ara kararında açıkça gösterilmesi ve ilgilinin bu konuda uyarılması gerekir. Somut olaya gelince, davacı 02.02.2012 tarihli duruşmada, mirasçılık belgesi istenen kök murisin bir kısım mirasçıları hakkında ölüm araştırması yapıldığı, bu kişiler ölü iseler ölüm kayıtlarının nüfusa işlenmesi ve tanıklarını duruşmada hazır ettiğinde dinlenmesi için kesin süre verildiği anlaşılmaktadır. Mirasçı olduğu anlaşılan kişilere ait nüfus kayıtlarının düşünceler bölümünde o kişi hakkında ölüm araştırmasının yapıldığı hususunun yazılması halinde adı geçen kişinin sağ olduğu kabul edilerek mirasçılık belgesinin düzenlenmesinin gerekeceği, zira kişinin açıkça ölüm kaydının nüfusuna işlenmediği takdirde sağ olduğunun kabulü gerektiği, kaldı ki, ölüm araştırmasının yapılıp sonuçlandırılması idari bir işlem olup, davacı tarafa bu hususta kesin süre verilmesinin de hukuken mümkün olmadığı kuşkusuzdur. Öte yandan davacı tarafın tanıklarının isim ve adreslerini bildirmediği, bu hususta davacı tarafa usulüne uygun şekilde kesin süre verilmediği halde mahkemece davacı tarafa tanıklarının duruşmada hazır ettiğinde dinlenmeleri yönünde kesin süre verdiği anlaşılmaktadır. Oysa ki davacı tarafın tanıklarını duruşmada hazır etme yükümlülüğünün bulunmadığı tartışmasızdır. Hal böyle olunca; mahkemece davacı tarafa tanıklarının isim ve adreslerini bildirmesi, mahkemece duruşmaya çağrılabilmeleri için gerekli tebligat giderini yatırması için usulüne uygun şekilde yeniden kesin süre verilmeli, bildirdiğinde dosyaya yatırılan masraftan karşılanmak suretiyle duruşmaya çağrılarak dinlenmeli, dayanılan tapu kayıtları tüm tedavülleri ile birlikte getirtilmeli, nüfus kayıtlarının yeterli olmadığı durumlarda resmi kayıt ve belge niteliğindeki tapu kayıtlarından da faydalanılabileceği düşünülmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 12.9.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.