Yargıtay · 7. Hukuk Dairesi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2009/5309 E. 2010/747 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2009/5309
- Karar No
- 2010/747
- Karar Tarihi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve dava dışı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
1- Dava mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkindir.
Öğretide ve uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre, bir hükmü ancak hukuksal yararı bulunmak koşuluyla davanın tarafları, asli müdahil, yanında davaya katıldığı tarafla birlikte olmak koşuluyla feri müdahil ve davanın tarafı olmamakla birlikte aleyhine hüküm verilen kişiler temyiz edebilir. Dava mahkemece verilen yetki belgesine dayanılarak mirasçı sıfatı bulunmayan hazine tarafından hasımsız olarak açılarak miras bırakan ...'in mirasçılık belgesinin verilmesi istenilmiş, yargılama sırasında hazine vekilinin talebi üzerine ... (...) ve sonradan ölen eşi ...'ın mirasçıları davaya dahil edilmiş, mahkemece gerekçeli kararda ...'in davaya dahil edilen mirasçıları davalı olarak gösterilmek suretiyle Balıkesir 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/280 esas, 2008/284 karar sayılı mirasçılık belgesinin iptaline karar verilip yeni mirasçılık belgesi düzenlenmiş, bu mirasçılık belgesinde ... mirasçı olarak gösterilmemiştir. Hükmü temyiz eden ... davanın tarafı olmadığı gibi, yöntemine uygun biçimde davaya katılarak müdahil sıfatını da almamış, aleyhine bir hüküm de kurulmamıştır. Verilen hükmün davanın tarafı olmayan ...'i bağlamayacağı ve onun yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı, kendisinin dava açarak ayrıca mirasçılık belgesi alabileceği veya verilen mirasçılık belgesinin iptalini dava edebileceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca hükmü temyizde hukuki yararı bulunmayan dava dışı ...'in temyiz inceleme isteminin REDDİNE,
2- Davalı ...'in temyiz itirazlarına gelince, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, oluşturulan hüküm yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 598. maddesi hükmünde başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere, sulh mahkemesince mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verileceği, mirasçılık belgesinin geçersizliğinin her zaman ileri sürülebileceği açıklanmıştır. Anılan bu hüküm nedeniyle mirasçılardan her birinin miras bırakanın mirasçılarını ve miras paylarını gösteren mirasçılık belgesinin verilmesi istemiyle dava açma hakkının bulunduğu, mahkemelerce yetki verilmesi koşuluyla üçüncü kişilerin de mirasçılık belgesi verilmesi istemiyle dava açabilecekleri, bunun yanında mirasçı olduğu halde mirasçılık belgesinde hiç gösterilmeyen veya mirasçı olarak gösterilmesine rağmen kendisine mirastan olması gerekenden daha az pay verilen mirasçıların yada mahkemelerce yetki verilmesi koşuluyla üçüncü kişilerin daha önce alınan mirasçılık belgesinin iptalini dava edebilecekleri kuşkusuzdur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.12.1990 gün ve 1990/2-560 esas, 1990/622 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere mirasçılık belgesi verilmesi istemiyle hasımsız olarak açılan davalar çekişmesiz yargıya tabi olduğundan, bu davalar sonucunda verilecek kararlar şekli bakımından kesinleşmiş olsalar dahi maddi hukuk bakımından kesin hüküm oluşturmazlar. Dava ve ilam kavramları çekişmeli yargıya ait kavramlar olduğundan mirasçılık belgesi verilmesi istemiyle açılan davalar tam bir dava olarak nitelendirilemeyeceği gibi, bu davalar sonucunda verilen kararlar klasik anlamda kesin hüküm sonucunu doğuran bir ilam da sayılmazlar. Bu konularda öğreti ve uygulamada tam bir görüş birliği mevcuttur. Bu davalar sonucunda verilen kararların sonradan gerçeğe aykırı ve yanlış olduğunun anlaşılması halinde her zaman için aksi iddia ve ispat edilebileceği gibi, tespit hükmü niteliğindeki bu kararların açılacak başka davalarda kesin hüküm oluşturması ve mahkemeleri bağlaması da düşünülemez. Bu olgunun sonucu olarak daha önce açtığı hasımsız dava sonucunda mirasçılık belgesi almış olan kişinin, mirasçıların belirlenmesinde ve payların dağıtılmasında hata yapıldığını öne sürerek ve mirasçılık belgesinde kendilerine pay verilen kendisi dışındaki mirasçıları hasım göstererek daha önce aldığı mirasçılık belgesinin iptali ile gerçeğe uygun yenisinin verilmesi istemiyle dava açma ... bulunduğundan kuşku duyulmaması gerekir. Davacının daha önce kendisi tarafından açılan dava sonucunda verilen hükmü temyiz etmemiş olması bu olguyu değiştirmez.
Bunun yanında HUMK'nun 74. maddesi hükmüne göre hakim tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olup istekten fazlasına veya başka bir şeye hüküm veremeyeceği gibi ıslah yolu ile dahi olsa bir davada taraf artırılamaz ve uyuşmazlığın tarafı olan kişiler sonradan davaya dahil edilip dava dilekçesi ve duruşma günü kendilerine tebliğ edilerek hasımsız olarak açılan bir dava hasımlı hale getirilemez.
Somut olaya gelince, dosya içeriğinden davanın Balıkesir Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 2007/291 esas sayılı dosyasında verilen yetki belgesine dayanılarak mirasçı sıfatı bulunmayan hazine tarafından hasımsız olarak açıldığı, dava dilekçesinde sadece ...'in mirasçılık belgesinin verilmesinin istenildiği, hazine vekilinin sonradan verdiği 22.09.2008 havale tarihli dilekçesinde mirasçılardan ... (...)'in birinci ve üçüncü eşinden olma çocuklarının mirasçı olarak gösterilmemesi nedeniyle Balıkesir 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/280 esas, 2008/284 karar sayılı dosyasında verilen 10.03.2008 günlü mirasçılık belgesinde eksiklik bulunduğunu açıkladığı, ancak bu mirasçılık belgesinin iptalini istemediği, 19.12.2008 havale tarihli dilekçesinde ise kendilerine daha önce pay verilen bir kısım mirasçıların davaya dahil edilmesini istediği, mahkemece tebligat yapıldıktan sonra bu mirasçıların gerekçeli kararda davalı olarak gösterildiği ve Balıkesir 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/280 esas, 2008/284 karar sayılı dosyasında verilen mirasçılık belgesinin iptaline karar verildiği, yeni mirasçılık belgesi düzenlendiği anlaşılmaktadır.
Dava başlangıçta hasımsız olarak açıldığına ve dava dilekçesinde daha önce hazine tarafından alınan mirasçılık belgesinin hatalı olduğundan ve iptali gerektiğinden söz edilmediğine, sadece miras bırakan ...'in mirasçılık belgesinin verilmesi istenildiğine göre mahkemece davanın hasımsız olarak açılmış mirasçılık belgesi verilmesi istemine ilişkin olduğunun kabul edilmesi, az yukarıda açıklanan hukuksal olgular da gözönünde bulundurularak ...'in yasal mirasçılarının belirlenmesi ve gerekçeli karar başlığında sonradan davaya dahil edilen mirasçılar davalı gösterilmeksizin sadece yeni mirasçılık belgesinin verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, gerekçeli karar başlığında aleyhlerine kesin hüküm oluşacak şekilde davaya sonradan dahil edilen mirasçıların davalı gösterilmesi, ayrıca davanın nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek talep de aşılmak suretiyle önceki mirasçılık belgesinin iptaline karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre miras bırakan ...'in dul olarak vefatı ile geriye mirasçı olarak oğulları ... ve ...'i bıraktığı, ...'in 15.01.1968 tarihinde ölümü ile geriye mirasçı olarak eşi ... (...) ile ilk eşi ...'den olma oğlu ..., ... ile evlilik dışı ilişkisinden doğan kızı ... ve ...'den olma kızı ... (...)'in kaldığı, eşinin ölümünden sonra yeniden evlenen ... (...)'in 25.07.1997 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak sonraki eşi ... ile ilk eşi ...'den olma çocukları ..., ..., ... ve ...'dan olma kızı ...'yi bıraktığı Balıkesir 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1997/1232 esas sayılı dosyasında verilen mirasçılık belgesi ve nüfus kayıtlarından anlaşılmakla ..., ... ve ...'ın, ...'den oğlu ...'a, ondan da eşi ...'a intikal edecek pay yönünden ...'e mirasçı olacakları ve mirastan pay alacakları gözardı edilerek adı geçenlerin mirasçı olarak gösterilmemesi ve kendilerine mirastan pay verilmemesi dahi isabetsiz, dahili davalı ...'in temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin ödenen 82,80 TL temyiz harcının istek halinde hükmü temyiz edene iadesine, 18.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.