Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2025/4506 E. 2025/11779 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2025/4506
Karar No
2025/11779
Karar Tarihi

İ T İ R A Z MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1632 E., 2022/2118 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM :İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Düzelterek onama İTİRAZA KONU KARAR : Ret İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 20.03.2025 tarihli ve 2023/5467 Esas, 2025/4332 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2025 tarihli ve 1-2022/143154 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İTİRAZ SEBEPLERİ "İtiraza konu uyuşmazlık, bölge adliye mahkemesince tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin olarak verilen kararın hükmü temyizi kabil hale getirip getirmeyeceğine ilişkindir.

5275 sayılı CGTİH Kanun'un 108. maddesinde düzenlenen mükerrirlere özgü infaz rejimi, özel bir infaz rejimi olmayıp tekerrür veya özel tehlikeli suçluluk hâllerinde hükümlünün şartlı salıverilmeden yararlanabilmesi için infaz kurumunda geçirmesi gereken süreyi uzatan özel bir rejimdir. Hükümlülüğün yasal sonucu olmaması nedeniyle 5275 sayılı Yasanın 98. maddesi uyarınca infaz aşamasında bu konuda açıklama yargılaması sonucunda bir karar alınması da mümkün değildir. TCK'nın 58. maddesinde belirtilen mükerrirlik TCK'nın "Güvenlik Tedbirleri" bölümünde yer almakta ise de aynı zamanda "maddi ceza hukukuna" ilişkin bir düzenlemedir. Nitekim CGK'nın istikrarlı kararlarında, adli sicil kaydında tekerrüre esas hükümlülüğü bulunan sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmemiş olması ve aleyhe yönelen temyizin de olmaması durumunda aleyhe değiştirmeme ilkesinin gözetilmesi gerektiği kabul edilmiştir. 5271 sayılı CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan bentlerin hem uluslararası sözleşmeler ve Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama özgürlüğüne ilişkin temel hak ve özgürlükler kapsamında kalması hem de istisnai norm olma özelliği taşıması, ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünde bulunmayan tekerrüre ilişkin yeni uygulama yapılması hâlinin CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasında istisnai olarak sayılan temyiz edilemeyecek kararlar arasında açıkça belirtilmemesi, açıklanan şekilde verilen bir kararın temyiz yoluna tabi olup olmadığı belirlenirken CMK'nın 286. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi içerisinde kabul edilmesinin istisnai normların geniş yorumlanmaması gerektiği ilkesiyle bağdaşmayacak olması ve sanık aleyhine yönelen temyiz bulunmadığında yaptırımın türü ve ağırlığı bakımından kurulacak yeni hükümdeki cezanın sanığın aleyhine olarak ilk hükümden daha ağır olamaması anlamına gelen aleyhe değiştirme yasağının tekerrür hükümleri açısından da geçerliliğini koruması hususları ile Anayasa'nın 90. maddesinin beşinci fıkrasına göre; usulüne uygun şekilde yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin olan milletlerarası antlaşmaların iç hukuk hâline gelmesi ve öncelikle uygulanması gerekliliği karşısında, AİHS'nin Ek 7 numaralı Protokolü’nün "Cezai Konularda Temyiz Hakkı" başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrası ve Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi'nin 14. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, hakkında hükmolunan cezayı herkesin yüksek bir mahkeme veya yargı organınca incelenmesini sağlama hakkına sahip olduğuna dair hükümler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04/10/2023 tarihli ve 2023/11-347 esas ve 2023/500 karar ile 10/07/2024 tarihli ve 2023/11-225 esas ve 2024/228 karar sayılı kararlarında belirtilen kabul birlikte değerlendirildiğinde, sanık hakkında istinaf incelemesi sırasında TCK'nın 58. maddesinin ek bir yaptırım olarak ilk kez hükme ilave edilmesi nedeniyle hükmün temyiz edilebilir olduğunun kabulü gerekir. Açıklanan nedenlerle Yüksek Daire kararına karşı sanık ... Suiçirmez lehine 5271 sayılı Kanun’un 308. maddesi uyarınca itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulmuştur. Dosyanın esastan yapılan incelenmesinde; ça konu ilaçlarla ilgili olan 2021/46 diğerinin numarasının ise dava dışı makaronlarla ilgili olan 2020/196 olduğu 20/09/2021 tarihli ve 2021/423 esas sayılı iddianamesinin incelenmesinde metin kısmında suça konu ilaçlardan bahsedildiği ancak müsaderesi istenilen eşyaların emanet numarasının 2021/46 yerine 2020/196 olarak yanlış yazıldığı, bu yazımın maddi hatadan kaynaklandığı, nitekim Çumra Asliye Ceza Mahkemesinin bölge adliye mahkemesi ceza dairesince bozulan 2021/564 esas sayılı dosyasında emanet numarası belirtilmeden suç konusu eşyaları müsaderesine karar verildiği, bozma sonrasında yapılan yargılama üzerine verilen kararda ise emanet eşya numarasının hataen 2021/46 yerine 2020/196 olarak yazıldığı, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi tarafından yapılan incelemede iddianamede talep edilmediği gerekçesiyle hükmün suç konusu eşyanın müsaderesine ilişkin 8. bendinin hükümden çıkarılmasına karar verilmesi de kanuna aykırı görülmüştür." Şeklindedir.

II.GEREKÇE Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.10.2023 tarihli ve 2023/11-347 Esas, 2023/500 Karar sayılı kararında da ayrıntılarına yer verildiği üzere; İlk Derece mahkemesince kurulan bir mahkûmiyet hükmünde yer alan ve yalnızca güvenlik tedbiri niteliğindeki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmına aleyhe istinaf üzerine 5237 sayılı Kanun'un 58/6. maddesi gereğince “mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine” ibaresinin ilk kez istinaf incelemesinde yaptırım olarak eklenmesi halinin, 5271 sayılı Kanun'un 286/2. maddesinde istisnai olarak sayılan temyiz edilemeyecek kararlar arasında açıkça belirtilmemiş olması karşısında, sanık hakkında istinaf incelemesi sırasında 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin “mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasının” ek bir yaptırım olarak ilk kez hükme ilave edilmesi nedeniyle hükmün temyiz edilebilir olduğunun kabulü gerektiği, bu haliyle İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmünün aleyhe istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan incelemede “İlk Kez Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejiminin uygulanmasına” karar verilmesi nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın niteliği itibariyle 5271 sayılı Kanun'un 286. maddesi uyarınca temyizi kabil olduğu anlaşılmakla, hükmün esastan incelenmesi gerektiği cihetle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yerinde olduğu sonucuna varılarak yapılan incelemede;

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiin diğer temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda aşağıda belirtilen ve Yargıtay tarafından giderilebilecek nedenler dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır.

İddianamede 2021/46 emanet numarasına kayıtlı kaçak eşyaların müsaderesi talep edildiği halde talep olmadığından bahisle ilgili müsadere hükmünün karardan çıkartılması hukuka aykırı görülmüş ise de bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

III.KARAR 1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ KABULÜNE, 2.5271 sayılı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 20.03.2025 tarihli ve 2023/5467 Esas, 2025/4332 Karar sayılı bozma ilâmının KALDIRILMASINA,

Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 19.09.2022 tarihli ve 2022/1632 Esas, 2022/2118 Karar sayılı kararına yönelik temyiz incelemesinde; Sanık müdafi tarafından belirtilen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2-4. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1. maddesi gereği hükmün (3). bendinde yer alan "Emanet eşyalarının müsaderesine ilişkin hükmün 1. fıkrasının 8. paragrafının hükümden çıkarılması," ibaresi hükümden çıkartılarak yerine "Hükmün, emanet eşyalarının müsaderesine ilişkin 8. paragrafındaki '2020/196' tabirinin '2021/46' olarak değiştirilmesi" ifadesinin eklenmesi ve sair kısımların aynen bırakılması suretiyle, TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA , 25.09.2025 tarihinde, oy çokluğuyla

(Karşı Düşünce)

KARŞI DÜŞÜNCE

Sanık ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, öncelikle 5271 CMK.nun 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararlarının temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme uyarınca usulden temyiz isteminin REDDİNE karar verilmesi, yine Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı “temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına” ilişkin sayın çoğunluğun kararı yerinde değildir. Şöyle ki; 1) İlk derece mahkemesi, sanığın 5607 sayılı Kanunun 3/5, 5/2-a, TCK.nun 62/1 inci maddeleri uyarınca 1 ay 20 gün hapis ve 20,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, karar vermiş, Cumhuriyet Savcısı ile sanık müdafiinin istinaf etmesi üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi tekerrüre esas adli sicils kaydı olan sanık hakkında TCK.nun 58/6 ncı maddesi uyarınca cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine denilmek suretiyle yerel mahkemenin kararını düzelterek esasta reddine karar vermiştir. Kanun Koyucu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığını düzenlemiştir. Bir güvenlik tedbiri olan 5237 sayılı Türk Ceza Kununu’nun 58 inci maddesi uyarınca cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi hapis cezasını artıran bir karar değildir. TCK.nun 58 inci maddesinde hapis cezasının artırılması düzenlenmesine yer verilmemiş, mükerrirlere özgü infazın nasıl yapılacağı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 108 inci maddesinde belirlenmiştir. Dolayısıyla mükerrirlere özgü infaz rejimi infaz hukukunun konusunu oluşturmaktadır. Kaldı ki tekerrür 5237 sayılı TCK.nun sistematiğinde bir ceza olarak düzenlenmemiş, güvenlik tedbiri olarak kabul edilmiştir. Dolayısıyla 5271 sayılı Kanunun 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezalarını artırmayan bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanunun 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulü ile sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanunun 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca REDDİNE karar verilmemesi yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 2) Bölge Adliye Mahkemelerince verilip temyiz edilen kararlarla ilgili temyiz incelemesi yapan Yargıtay Ceza Dairelerinin verebilecekleri kararlar 5271 sayılı CMK.nun 3 02... . maddelerinde gösterilmiştir. Kanunun 302. maddesinde “temyiz isteminin esastan reddi” ile “bozma”, 303. maddesinde ise “hukuka aykırılığın düzeltilmesi” verilebilecek kararlar olarak sayılmıştır. Bu iki maddede de “temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün düzeltilerek onanması” diye bir tabir kullanılmamıştır. Kaldı ki 5271 sayılı CMK.ndaki temyiz incelemesi mantığına da “onama” tabiri uygun değildir. CMK.nda kural olarak temyiz nedenleriyle bağlılık esastır. CMK.nun 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık halleri dışında, yine Kanunun 301. maddesi uyarınca Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlarda temyiz incelemesi yapabilecektir. Temyize tabi kararda, hukuka kesin aykırılık dışında temyiz başvurusunda belirtilmeyen aykırılıklar olsa bile bozmaya konu edilemeyeceğinden, Kanun Koyucu bilinçli olarak denetime tabi “kararın onanması” tabirine de yer vermemiştir. Bu anlatılanlar nedeniyle “TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ” yerine “TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASI” yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.25.09.2025

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2025/4506, K. 2025/11779, T. 25.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2025-4506-e-2025-11779-k-063cbcc2ac67