Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2025/3626 E. 2025/10337 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2025/3626
Karar No
2025/10337
Karar Tarihi

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI: 2013/1156 E., 2014/246 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, eşya ve nakil aracının müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma

Sanıkların üzerlerine atılı eylemin 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu (5607 sayılı Kanun) kapsamında bulunduğu, bu suçtan zarar görenin Gümrük İdaresi olduğu, kamu davasından haberdar edilmeyen ve katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören Gümrük İdaresinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyize hakkı bulunduğu anlaşılmıştır.

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Sanıkların uhdelerinde ele geçen kaçak sigaraların miktar itibarıyla ticari mahiyette olması, sanıkların kaçak sigaraları naklederken yakalanmaları, sanık ...'un nakil aracının şoförü ve sahibi olması, sanık ...'un bilgisi olmadan araçta tespit edilen mahiyette özel bölmenin yapılmasının mümkün görülmemesi karşısında, sanıkların savunmalarına itibar etmenin mümkün bulunmadığı anlaşılmakla; sübuta yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak; 1.Açılan kamu davasına katılma ve hükmü temyize hakkı bulunan Gümrük İdaresine duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilip, katılma imkanı tanınmadan, yokluğunda yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,

2.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanıkların eyleminin, 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3. maddesinin 5. ve 10. fıkraları kapsamında bulunduğu gözetildiğinde;

10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 22. fıkrasının ''3/23." madde ve fıkrası olarak değiştirildiği dikkate alınarak, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. madde ve fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar pek hafif olması halinde üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanıklar lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtarında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle;

Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi ile 6545, 72 42... sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5, 3/10, 3/ 23... /2. maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının Mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması,

3.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarihli, 2015/7-398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanık ...'nin eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;

Temyiz incelemesine konu dosyada suç tarihinin 16.11.2013, iddianame düzenleme tarihinin 05.12.2013 olduğu, sanık hakkında aynı tür suçtan açılan ve halen derdest olan Akhisar 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/77 Esas sayılı dosyasında, birleşen 2014/77 Esas sayılı dosyada ise, suç tarihinin 29.11.2013, iddianame tarihinin 27.01.2014 olduğu anlaşılmakla,

Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından anılan dosyanın incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanık ...'nin hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,

4.Gün adlî para cezasının paraya çevrilmesi sırasında uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun'un 52/2. maddesi yerine 5237 sayılı Kanun'un 52. maddesi olarak yazılması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddesine aykırı davranılması,

5.5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile anılan maddede yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesi'nin 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

6.Suça konu kaçak sigaraların tümünün müsaderesi yerine, yalnızca numunelerin müsaderesine karar verilmesi ile yetinilmesi, kaçak sigaraların müsaderesi sırasında, 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesinin gösterilmesi yerine, aynı Kanun'un 54. maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,

7.Nakil aracının değeri belirlenip, 5237 sayılı Kanun'un 54. maddesinde yer alan hakkaniyet ölçüsünün değerlendirilip tartışılarak sonucuna göre nakil aracının müsaderesi ya da iadesi yönünden bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi, nakil aracının müsaderesi sırasında hüküm fıkrasında müsadere hükmüne atıf yapan 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesinin gösterilmemesi, yine müsadere sırasında, 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesinin gösterilmesi yerine, aynı Kanun'un 54. maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,

8.Suçtan zarar görmeyen ve davaya katılma hakkı olmayan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu lehine vekâlet ücretine hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.

Açıklanan nedenlerle, suçtan zarar gören Gümrük İdaresi vekili, sanık ... müdafi ve sanık ...'ın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 15.09.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2025/3626, K. 2025/10337, T. 15.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2025-3626-e-2025-10337-k-3fbd354bd51a