Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2024/3565 E. 2025/5910 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/3565
- Karar No
- 2025/5910
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/96 E., 2021/185 K. SUÇ : 5809 sayılı Kanun'a muhalefet
İstanbul 60. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.02.2021 tarihli ve 2020/96 E., 2021/185 K. sayılı kararıyla sanığın 5809 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 26.03.2024 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.05.2024 tarihli ve KYB - 2024/42151 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.05.2024 tarihli ve KYB - 2024/42151 sayılı kanun yararına bozma isteminin;“Dosya kapsamına göre, müştekinin bilgisi dışında sahte GSM hattı aboneliği sözleşmesinin sanığın hissedarı olduğu "...Telekomükasyon" isimli işyerinde tanzim edildiğinden bahisle açılan kamu davası sonucunda sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş ise de, Sanık hakkında benzer bir olaya ilişkin olarak, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 06/02/2023 tarihli ve 2023/31 esas, 2023/985 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığın, ticaret sicil gazetesi kayıtlarına göre suça konu sözleşmeyi düzenleyen ...Telekomünikasyon Pazarlama ve Dağıtım Ticaret Limited Şirketi'ne sermaye ortağı olduğu, şirketi temsil ile yetkili kılınmadığı ve sorumlu müdür de olmadığından hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinin Kanun'a aykırı olduğu, bu doğrultuda suç tarihinde (14/07/2017) sanığın ...Paz. ve Dağıtım Tic. Ltd. Şti.'nin temsile yetkili ortağı olmamasına rağmen hakkında beraat karar verilmesi gerekirken mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 63/10. maddesinde yer alan “Bu Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrası hükümlerine aykırı hareket edenler bin günden beş bin güne kadar; ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarına aykırı hareket ederek bu işi bizzat yapanlar elli günden yüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.” ve 5237 sayılı Kanun'un 75/1-2-3. maddelerinde yer alan “(1) Uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı üç ayı aşmayan suçların faili; a) Adlî para cezası maktu ise bu miktarı, değilse aşağı sınırını, ... soruşturma giderleri ile birlikte Cumhuriyet savcılığınca yapılacak tebliğ üzerine on gün içinde ödediği takdirde hakkında kamu davası açılmaz...” şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, önödeme miktarının, hem suç için Kanun'da öngörülen cezanın hem de suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 52/2. maddesinde öngörülen gün karşılığı para cezası miktarının aşağı sınırları esas alınmak suretiyle hesaplanması gerekirken, sanık ...'a, önödeme miktarının, 5237 sayılı Kanun'un 75. maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak, yüksek bildirildiği anlaşılmakla, sanığa yeniden usulüne uygun önödeme önerisinde bulunularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Oy birliğiyle, 28.04.2025 tarihinde karar verildi.