Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2024/164 E. 2024/11126 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2024/164
Karar No
2024/11126
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği SAYISI : 2023/1827 D.İş SUÇ : 1136 sayılı Kanun'a muhalefet Şüpheli hakkında, 1136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan yürütülen soruşturma neticesinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, şikâyetçi tarafından bu karara itiraz edildiği, Antalya 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 11.05.2023 tarihli ve 2023/1827 D.İş sayılı kararıyla itirazın reddine karar verildiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 04.12.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/134072 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.12.2023 tarihli ve KYB - 2023/134072 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında, Dosya kapsamına göre; şüphelinin avukat olan müşteki ile iletişime geçerek müvekkili borçlunun avukatı olduğunu ifade ederek görüşme yaptığı, devamında müştekinin ofisine gelerek kendisinin aslında avukat olmadığını ancak yanında avukatlar çalıştırdığını ve hukuk işleri yaptığını beyan ederek, "benim ofisim meltemde, benim Yargıtayda tanıdıklarım var, ceza davalarına bakıyorsanız her türlü sorununuzu çözerim" şeklinde beyanda bulunması üzerine anılan şahsın baro levhasına kayıtlı avukat olmadığı halde avukatlara ait yetkileri kullandığından bahisle şikâyetçi olunmasını müteakip, şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair müştekinin soyut iddiaları dışında hakkında kamu davasını açılmayı gerektirecek yeterli delil bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de; 1136 sayılı Avukatlık Kanun'un 63/1. maddesinde, "Baro levhasında yazılı bulunmıyanlar ve işten yasaklanmış olan avukatlar, şahıslarına ait olmıyan dava evrakını düzenliyemez, icra işlemlerini takip edemez ve avukatlara ait diğer yetkileri kullanamazlar." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, şüphelinin öncelikle kendini avukat olarak tanıtarak müşteki ile iletişime geçip daha sonra müştekinin avukatlık ofisine gelerek borçlu şahsı temsilen avukatlık yetkisini üstlendiğini beyan ederek müşteki alacaklı vekili ile anlaşma sağlamaya yönelik görüşme yaptığı, bu görüşmeye aynı hukuk bürosunda görev yapan ... isimli şahsın da tanık olduğu, ayrıca dosya içerinde bulunun şahsa ait sosyal medya hesabında da "demir hukuk danışmanlık inşaat" şeklinde kendisini tanıtarak avukatlara ait yetkileri kullandığına ilişkin intiba uyandırması karşısında, delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu, bu delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Kanun'un (5271 sayılı Kanun) 173. maddesinde yalnızca suçtan zarar görenin itiraz hakkının düzenlendiği, dosyanın tetkikinde, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara, suçtan doğrudan zarar görmeyen şikâyetçi tarafından itiraz edildiği, Antalya 6. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından, şikâyetçinin kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itirazının, itiraz hakkı bulunmadığından usulden reddine karar verilmesi gerekirken, itirazın esastan incelenerek reddine karar verilmesinin neticesi itibarıyla doğru olduğu anlaşılmıştır. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.12.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2024/164, K. 2024/11126, T. 09.12.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2024-164-e-2024-11126-k-081a9412afcd