Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/8572 E. 2024/2915 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/8572
- Karar No
- 2024/2915
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/157 E., 2016/108 K. SUÇ : 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; kanuni bir engel bulunmamasına rağmen sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesinin Kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. II. GEREKÇE Askerlik yükümlüsü sanık hakkında kesinleşmiş olan idarî yaptırım kararına rağmen süresi içerisinde askerlik işlemlerini yaptırmadığı ve yakalanarak ele geçtiği anlaşılmıştır. Sanık hakkında bakaya kalmak suçundan 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 63/1-b maddesinin son cümlesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık savunmalarında; ailevi ve maddi sıkıntıları nedeniyle askerlik işlemlerini yaptıramadığını ve atılı suçlamayı kabul ettiğini beyan etmiştir. Çınar Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulunun 03.04.2013 tarihli ve 2013/1838 Esas, 2013/89 Karar sayılı idari yaptırım kararı, idari para cezasının usulüne uygun olarak tebliğ edildiğine dair 10.05.2013 tarihli tebligat parçası, Selimiye Jandarma Karakol Komutanlığının 29.06.2014 tarihli yakalama tutanağı dosyada mevcuttur. Sanığın, Çınar Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulunun 03.04.2013 tarihli ve 2013/1838 Esas, 2013/89 Karar sayılı idari yaptırım kararının 10.05.2013 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilerek kesinleşen kararının ardından yakalanarak ele geçmiş olması ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1.Hükümden sonra 03.08.2018 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7146 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi ile 1111 sayılı Askerlik Kanunu'na (1111 sayılı Kanun) eklenen geçici 55 inci maddenin birinci fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte her ne sebeple olursa olsun henüz fiilî askerlik hizmetine başlamamış ve 1 Ocak 1994 tarihinden (bu tarih dahil) önce doğan 1076 sayılı Kanun ile bu Kanuna tabi yükümlüler; istekleri halinde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde askerlik şubelerine veya yurt dışı temsilciliklerine başvurmaları, 15.000 Türk lirası veya Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz satış kuruna göre ödeme tarihindeki karşılığı kadar konvertibl yabancı ülke parasını defaten ödemeleri ve 21 gün temel askerlik eğitimini yerine getirmeleri şartıyla askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılırlar." hükmünün; aynı maddenin altıncı fıkrasında ise "Bu madde hükümlerinden yararlanan yükümlüler hakkında saklı, yoklama kaçağı ve bakayadan dolayı idari ve adlî soruşturma ve kovuşturma yapılmaz, başlatılmış olanlar sona erdirilir ve bu suçlara ilişkin kesinleşmiş idarî para cezaları tahsil edilmez" hükmünün düzenlendiği dikkate alındığında; bağlı bulunduğu Askerlik Şubesi Başkanlığından, sanığın, 7146 sayılı Kanun kapsamında bedelli askerlik için başvuruda bulunup bulunmadığının araştırılması ve elde edilecek sonuca göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 2.Sanığın bedelli askerlik yapmadığının tespit edilmesi halinde, 7188 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin birinci fıkrası ile; sadece adlî para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda "basit yargılama usulü"nün uygulanması mümkün hale getirilmiş, aynı Kanun'la 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde ise; 01.01.2020 tarihi itibarıyla "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş..." dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulünün uygulanmayacağı düzenlenmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas 2021/4 Karar sayılı ve 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı kararları ile yukarıda anılan geçici 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan "...kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibarelerinin, aynı bentte yer alan "Basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi karşısında, mahkemece sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikteki "basit yargılama usulünün" uygulanma şartları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, 3.Gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin 26.05.2013-29.06.2014 olarak yazılması gerekirken 04.02.2015 olarak gösterilmesi, (1) ve (2) numaralı bentler yönünden bozmayı gerektirmiş, (3) numaralı bent yönünden hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle o yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 19.03.2024 tarihinde karar verildi.