Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/6655 E. 2024/8500 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2023/6655
Karar No
2024/8500
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/537 E., 2021/362 K. SUÇ : 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'na muhalefet KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.05.2021 tarihli ve 2020/537 Esas, 2021/362 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bakaya suçundan, 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu’nun 63 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62 nci maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 10.06.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 10.01.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2023 tarihli ve KYB-2023/8482 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.03.2023 tarihli ve KYB-2023/8482 sayılı kanun yararına bozma isteminin; " Dosya kapsamına göre, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 24/01/2019 tarihli ve 2019/3669 soruşturma, 2019/2259 esas, 2019/1846 sayılı iddianame ile açılan dava üzerine Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesince mahkumiyet kararı verildiği, hükme esas alınan Seyhan Kaymakamlığı tarafından verilen 26/07/2016 tarihli ve 19906 esas, 92 karar sayılı idari para cezasının, doğrudan sanığın mernis adresi olan "Fatih mah. 73017 sk. No:1 Seyhan/Adana" adresine yapıldığı, adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2 maddesi uyarınca tebligat yapılması şerhli olarak tebliğe çıkartıldığı ve anılan Kanun'un 21/2. maddesine göre 07/10/2016 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmış ise de; 7201 sayılı Kanun'un 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata anılan Kanun'un 23/1-8. ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği cihetle, sanığın mernis adresine doğrudan anılan Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan tebligatın usulsüz olduğu, dolayısıyla geçerli tebligatlardan ve idari para cezalarının usulüne uygun kesinleşmesinden bahsedilemeyeceğinden, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 63/1. maddesinde düzenlenen yoklama kaçağı suçunun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir. III. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2.Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.05.2021 tarihli ve 2020/537 Esas, 2021/362 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3.5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeni sanığın cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden ve yüklenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşıldığından; "Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.05.2021 tarihli ve 2020/537 Esas, 2021/362 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında bakaya suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün tüm sonuçları ile ortadan kaldırılmasına,” Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.10.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/6655, K. 2024/8500, T. 10.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2023-6655-e-2024-8500-k-dd2977652546