Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/5481 E. 2025/1506 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2023/5481
Karar No
2025/1506
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN HÂKİMLİĞİ : Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliği TARİHLERİ : 17.07.2020, 10.08.2020 SAYISI : 2020/3320 Değişik iş KABAHAT : 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'na muhalefet KABAHAT TARİHİ : 08.04.2020 İNCELEME KONUSU KARARLAR : Başvurunun reddi, itirazın kabulü KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesine aykırı davranmak eyleminden dolayı ... hakkında 392,00 Türk lirası idari para cezası uygulanmasına dair Mamak Belediye Encümeninin 15.04.2020 tarihli ve 2020/1141 sayılı idari yaptırım kararına karşı yapılan başvurunun reddine ilişkin Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin 17.07.2020 tarihli ve 2020/3322 değişik iş sayılı kararına yapılan itirazın Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin 10.08.2020 tarihli ve 2020/3322 değişik iş sayılı kararıyla kabulüne, 17.07.2020 tarihli kararının kaldırılmasına ve idari para cezasının iptaline karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 11.01.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.02.2023 tarihli ve KYB-2023/6306 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.02.2023 tarihli ve KYB-2023/6306 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “...1-Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/08/2020 tarihli ve 2020/3322 değişik iş sayılı ek kararı yönünden yapılan incelemede; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 28/10. maddesinde yer alan "Üçbin Türk Lirası dahil idarî para cezalarına karşı başvuru üzerine verilen kararlar kesindir." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, somut olayda idari para cezasının miktarının 392,00 Türk lirası tutarında olduğu, hakimlikçe başvuru üzerine verilen 17/07/2020 tarihli kararın kesin mahiyette olduğu gözetilmeden, bu karara yapılan itiraz hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde, 2-Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin 17/07/2020 tarihli ve 2020/3322 değişik iş sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 25/01/2021 tarihli ve 2021/628 esas, 2021/466 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 1593 sayılı Kanun'un, salgın hastalıklarla mücadele ve genel sağlığın korunması amacıyla çıkarılması nedeniyle, Covid 19 pandemisi kapsamında alınan tedbirlerde öncelikle uygulanması gereken özel norm niteliğinde olduğu, dolayısıyla salgını önlemeye yönelik olarak meclis tarafından alınan tedbirlerin 1593 sayılı Kanun'un 282. maddesinin ikinci kısmında yer alan “zorunluluk” kavramı içerisinde değerlendirilmesi ve bu kararlara aykırı hareket edenlerin de zorunluklara uymadıkları gerekçesiyle bu madde kapsamında yaptırımlara tabi tutulmaları gerektiği nazara alındığında, kabahatli hakkında 1593 sayılı Kanun'un 282. maddesi uyarınca idari yaptırım kararın düzenlenmesi gerekirken, 5326 sayılı Kanun'un 32. maddesi kapsamında yaptırım uygulandığı gözetilmeden, başvurunun bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” yönündeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1-Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin 10.08.2020 tarihli ve 2020/3322 değişik iş sayılı ek kararı yönünden yapılan incelemede; 5326 sayılı Kanun'un 28/10. maddesinde karar tarihinde yer alan "Üçbin Türk Lirası dahil idarî para cezalarına karşı başvuru üzerine verilen kararlar kesindir." şeklindeki düzenleme uyarınca, başvuru üzerine verilen 17.07.2020 tarihli kararın kesin mahiyette olduğu, bu aşamadan sonra verilen ek karar ise hukuki değerden yoksun olup kanun yararına bozma istemine konu edilemeyeceği anlaşıldığından, talebin reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin 17.07.2020 tarihli ve 2020/3322 değişik iş sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Her ne kadar kabahatli hakkında COVİD-19 pandemisi kapsamında alınan tedbirlere riayet etmemesi nedeniyle uygulanan idari para cezasına karşı başvurusuna yönelik verilen kararın kanun yararına bozulması talep edilmiş ise de; 09.11.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7420 sayılı Kanun'un Geçici 4. maddesi ile "24/4/1930 tarihli ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu ile 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu kapsamında COVİD-19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını önlemek amacıyla 11/3/2020 tarihinden itibaren bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar verilen ve bu Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ilgilisine tebliğ edilmemiş olan idari para cezaları tebliğ edilmez, tebliğ edilmiş olanların tahsilinden vazgeçilir. Bu maddenin yürürlük tarihinden önce işlenen söz konusu kabahatler için idari para cezası verilmez, tahsil edilmiş olan idari para cezaları iade edilmez." şeklinde düzenleme getirildiği, bilahare Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2023/44 Esas, 2023/71 Karar sayılı kararı ile son cümledeki "... tahsil edilmiş olan idari para cezaları iade edilmez.." ibaresinin iptal edilmesi üzerine, bu kez 15.07.2023 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 7456 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile 7420 sayılı Kanun'un Geçici 4. maddesine "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce tahsil edilen idari para cezaları, 31/12/2024 tarihine kadar tahsilatı yapan idari birime yapılacak başvuru üzerine Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslara göre iade edilir." şeklinde bir fıkra eklendiği, bu düzenlemeler ile COVİD-19 pandemisi kapsamında alınan tebirlere riayet etmemek fiilleri ile ilgili olarak 5326 ve 1593 sayılı Kanun'lar uyarınca idarî para cezası verilmemesinin, verilen idarî para cezalarının ilgilisine tebliğ edilmemesinin, tebliğ edilmiş olanların tahsilinden vazgeçilmesinin, tahsil edilenlerin ise ilgilinin başvurusu halinde iade edilmesinin öngörüldüğü cihetle, kanun yararına bozma müessesinin ülke sathında uygulama birliğini sağlamak ve farklı uygulamalar sebebiyle oluşabilecek kayıpların önlenmesi açısından kabul edilmiş bir olağanüstü kanun yolu olduğu da gözetildiğinde, isteme konu kararın kanun yararına bozulmasında bir hukuki yarar kalmadığı anlaşıldığından talebin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünceler ayrı ayrı yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Hâkimliğine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.02.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2023/5481, K. 2025/1506, T. 04.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2023-5481-e-2025-1506-k-4e5ace9263dd