Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/1932 E. 2024/10957 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/1932
- Karar No
- 2024/10957
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/272 E., 2022/836 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanıklar müdafiin temyiz istemi, sanık ...'nın lisanslı madeni yağ üretim şirketi olduğuna, Tübitak MAM raporuna göre ele geçen ürünün mineral yağ olduğuna, el konulan ürünlerin amacı dışında akaryakıt olarak kullandığına dair bir tespit olmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. II. GEREKÇE A.Sanık ... Hakkındaki Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Kolluk görevlilerinin devriye görevi sırasında, temyiz dışı sanık ...'nin sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı çekici ve bu çekiciye bağlı ... plaka sayılı dorse tankerin park halinde görülmesi üzerine önleme araması kararına istinaden yapılan aramada 25.080 litre karışımlı ürün ele geçirildiği, yapılan tahkikatta sanık ...'nın ... Akaryakıt Nakliye İnşaat Turizm Gıda San. Tic. Ltd. Şti'nin yetkili temsilcisi, sanık ...'ın ise Denizli ilinde faaliyet gösteren ... Turizm Petrol isimli şirkette çalıştığı, suça konu ürünün sanık ...'ın siparişi üzerine sanık ...'ın firması tarafından gönderildiği anlaşılmıştır. Sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onikinci fıkrası gereğince cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır. Sanık ... savunmasında, ürünü faturası irsaliyelenmiş şekilde sattığını, suçu kabul etmediğini beyan etmiştir. Sanık ... savunmasında, olay nedeniyle mağdur olduğunu, söz konusu ürünün parasını ödediğini ancak fabrikasına girmeden elkonulduğunu, bu ürünü satmaya lisansının bulunduğunu beyan etmiştir. Bozma ilamı sonrasında suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarı ve gümrük vergileri ihtar edilmiş ancak sanıklar ödeme güçlerinin olmadığını ifade etmişlerdir. Tübitak MAM tarafından düzenlenen 13.06.2013 tarihli analiz raporuna göre söz konusu ürünün akışkanlığı düzenleyici müstahzar olarak değerlendirilemeyeceğinin belirtildiği, İnönü Üniversitesi PAL'ndan alınan 20.05.2014 tarihli raporda ise “numunenin yaklaşık %15'i damıtılabilen organik sıvı karışımı ve mineral yağ olduğunun ve dizel motorlarda yakıt olarak kullanılabileceğinin” tespit edildiği anlaşılmıştır. Suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin Dairemiz yerleşik uygulamalarına göre "fahiş" değerde olduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanığın suça konu kaçak akaryakıtı ticari amaçla bulundurduğunun kabulü ile hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında, hukuka aykırılık bulunmamıştır. Tekerrüre esas adli sicil kaydı bulunan sanık ... hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin "fahiş" değerde olması nedeniyle suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onikinci fıkrasının sanık lehine olduğu gözetilmeden, mahkemece eşyanın "normal" değerde olduğu kabul edilerek hüküm tarihinde yürürlükte olan 6545 ve 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onikinci fıkrası uyarınca uygulama yapılması sonuç cezayı etkilemeyeceğinden bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. B.Sanık ... Hakkındaki Mahkûmiyet Hükmü Yönünden Tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanığın suça konu kaçak akaryakıtı ticari amaçla bulundurduğunun kabulü ile hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında, hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak; 1.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarih, 2015/398 Esas ve 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanık ...'ın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından; Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 18.05.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 30.09.2013 olduğu, Yapılan UYAP sorgulamasında Denizli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/76 E., 2021/724 K. sayılı dosyasında (Dairemizin 05.11.2024 tarihli ve 2023/593 E., 2024/79599 K. sayılı ilamı ile tevdi kararı verilen) suç tarihlerinin 30.05.2013 ve 18.06.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 12.03.2014 olduğu, Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen suça sürüklenen çocuğun eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2.Katılan vekili lehine hükmedilen vekalet ücretinin sanıklardan eşit olarak tahsiline hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR A. Sanık ... Hakkındaki Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak oy çokluğuyla ONANMASINA, B. Sanık ... Hakkındaki Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 04.12.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE Kaçakçılık suçundan sanık ... hakkında kurulan mahkumiyete ilişkin hükmün, sanığın temyizi üzerine sayın çoğunluğun onamaya ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki; Dosya kapsamına göre, suç tarihinin 18.05.2013 olduğu anlaşılmaktadır. Suç tarihine göre sanığın eylemi, 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 12. maddesi kapsamındaki suçu oluşturmaktadır. 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/22. madde ve fıkrası yürürlükte değildir ve bu nedenle de suça konu eşyanın değerinin fahiş olması nedeniyle cezada bir artırım öngörülmemiştir. Mahkemece temyize konu karar ise 6545 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 12. maddesinde kurulduğu anlaşılmaktadır. Sanığın, suç tarihine göre yürülükte bulunan, eşyanın değerinin fahiş olması nedeniyle herhangi bir artırım maddesi bulunmadığından lehine olan 6455 sayılı Yasa ile değişik 5607 sayılı Yasanın 3/18. maddesi gereğince cezalandırılması gerekirken, suç tarihinde yürürlükte olmayan ve sanık lehine hükümler içermeyen 5607 sayılı Yasanın 3/12. maddesi uyarınca yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması yerine, yerel mahkemenin kararının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 04.12.2024