Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2023/14469 E. 2024/4511 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2023/14469
- Karar No
- 2024/4511
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/3714 E., 2022/735 K. SUÇ : 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri; mahkûmiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna, kararın ön yargı ve varsayıma dayalı olduğuna, ortağı olduğu mağazada bir çok konfeksiyon ürününün satışının yapıldığına, farklı tedarikçilerden ürün alındığına, ürünlerin alındığı firma bilgileri, yetkili şahsın ismi ve ürünlere ilişkin faturaların dosyaya sunulduğuna, alınan 108 adet eşofman altından 13 adetinin katılan firmanın markasına benzer olduğunun tespit edildiğine, bu ürünleri ... markasına benzerliği nedeni ile satış yapmak amacı ile bulundurmadıklarına, mağazaya bir ay içerisinde onlarca ürün gelmekte olup, mevcut yoğunluk ve ürün çeşidi içerisinde ... marka baskılısı olan ürünü fark edip, marka hakkına yönelik ihlali tespit edebilmelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, suça konu ürünler nedeniyle satın aldıkları firmanın sorumlu olduğuna, şüpheden sanığın yararlanması gerektiğine, aksi kanaat oluşsa bile ürünlerin faturaları ile satıcısının bildirilmiş olunması nedeniyle hakkında ceza verilemeyeceğine, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmaması ile bu durumun gerekçelendirilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, belirtilen nedenler ile kararın bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Katılan vekili şikâyet dilekçesi ile sanığın işlettiği ... A.Ş. isimli iş yeri hakkında, hak sahibi olduğu tescilli markalı ürünlerin, marka haklarına tecavüz edilerek satışa arz edildiği iddiası ve arama yapılması talebi ile şikâyetçi olmuştur. Yerköy Sulh Ceza Hâkimliğinin, 02.03.2016 tarihli ve 2016/113 Değişik İş sayılı kararı doğrultusunda ilgili iş yerinde sanık hazır bulunduğu halde yapılan aramada, 11 adet eşofmana el konulmuştur. Sanık hakkında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık ilk derece Mahkemesince tespit edilen savunmalarında; her ne kadar soruşturma aşamasındaki ifadesinde ürünleri aldığı firmayı hatırlamadığını beyan etmiş ise de, sonrasında yaptığı araştırma ve muhasebe kayıtları uyarınca ürünleri aldığı firmayı tespit ettiğini, saygın bir esnaf olduğunu, bu olaylarla ilgisinin bulunmadığını, tamamen tecrübesizlik nedeniyle o an faturaları yanında götürmediğini, mağazada taklit ürün satışı yapmadıklarını, ürünleri ... firmasından aldığını, firma sahibinin ... olduğunu, iki parti halinde 108 adet ürün aldıklarını, ürünleri bay-bayan eşofman altı olarak sipariş ettiklerini, 108 adet ürün içerisinde yanlışlıkla 13 adet ... markasına benzer olduğu belirtilen ürünlerin gönderilmiş olduğunu zannettiğini, firmanın yanlışlıkla göndermiş olduğunu düşündüğünü, suç kastının bulunmadığını, ürünleri ... markasına benzer olduğunu bilerek satmadıklarını beyan etmiş, savunmasında geçen fatura örnekleri ile ticari kayıtları sunduğu görülmüştür. Dosyada mevcut 10.03.2017 tarihli bilirkişi raporunda; ürünlerin orijinal olmadığı, ürünler üzerinde bulunan şekillerin, katılan adına tescilli bulunan markalarla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, marka hakkına iktibas suretiyle tecavüz oluştuğu yönünde görüş bildirilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından, sanığın müsnet suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesi ile sanık hakkında beraat kararı verildiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmasına karar verilmiş ve yapılan yargılama kapsamında sanığın beyanları tespit edilmiştir. Sanık savunmalarında; suçlamaları kabul etmediğini, aramada iki adet marka taklidi ürünün bulunduğunu, ancak bu ürünlerin toptancı firmadan fatura karşılığı alınmış ürünlerin arasına girmiş ürünler olduğunu, katılana yardım amacı ile ürün faturalarını, toptancı firmanın adresini ve imalat yapan firmaların da adreslerini verdiğini, taklit ürünlerin kökünün kurutulması için elinden gelen yardımı yaptığını, suç kastının bulunmadığını beyan etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, sanık tarafından sunulan faturaların, aramada ele geçen ürünlerine ait olup olmadığı belirlenemediğinden suçun sübutuna etki etmeyeceğine, dosya kapsamında yer alan deliller uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına ve sanığın müsnet suçtan mahkûmiyetine karar verilmiştir. Sanık tarafından işletildiği anlaşılan iş yerinde usulüne uygun olarak yapılan arama ele geçen ürünler ve bilirkişi raporunda yer verilen tespitler uyarınca, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1.Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararında; "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir." denilmektedir. Bu ilkeler çerçevesinde, her olaya özgü ayrı değerlendirme yapılarak, maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilmesi halinde zararın giderilebilmesi koşulundan bahsedilebileceği, somut olayda suçun işlenmesi ile ortaya çıkan ölçülebilir bir zarar bulunmadığının anlaşılmasına karşın; sanık hakkında, “suçtan doğan zarar giderilmediği” şeklindeki yerinde görülmeyen gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, 2.Sanık hakkında temel cezanın belirlenmesi aşamasında uygulama maddesinin 61/A/1 yerine 61/1/A olarak gösterilmesi sureti ile 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddesine muhalefet edilmesi, 3.Suç tarihinin 03.03.2016 yerine 01.03.2016 olarak gösterilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle kararın BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdîren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.04.2024 tarihinde karar verildi.