Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/9513 E. 2024/9676 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2022/9513
Karar No
2024/9676
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/765 E., 2021/603 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Sanıklar hakkında ayrı ayrı mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında kanun iadesi sonrası kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I.TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; mahkûmiyet hükmünün gerekçesiz olduğuna, savunma hakkının kısıtlandığına, eksik inceleme ve soruşturma sonucunda hüküm kurulduğuna, mahkûmiyete yeterli şüpheden uzak kesin delilin bulunmadığına ve re'sen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması istemine ilişkindir. 2.Sanık ...'nın temyiz sebepleri; tanıkların tutarsız ve yönlendirici beyanlarına istinaden mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, sanık ...'un gerçek dışı beyanda bulunarak aftı cürüm yaptığına, eksik inceleme ve soruşturma sonucunda hüküm kurulduğuna, mahkûmiyete yeterli şüpheden uzak, kesin delilin bulunmadığına, şüpheden sanığın yaralanması gerektiğine ve beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulması istemine ilişkindir. 3.Sanık ...'nın temyiz sebepleri; tanıkların tutarsız ve yönlendirici beyanlarına istinaden mahkûmiyet hükmü kurulduğuna, sanık ...'un gerçek dışı beyanda bulunarak aftı cürüm yaptığına, eksik inceleme ve soruşturma sonucunda hüküm kurulduğuna, mahkûmiyete yeterli şüpheden uzak, kesin delilin bulunmadığına, şüpheden sanığın yaralanması gerektiğine ve beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilerek hükmün bozulması istemine ilişkindir. II.OLAY VE OLGULAR 1.27.08.2013 tarihinde saat 21.30 sıralarında, devriye görevi sırasında alınan ihbar üzerine, hakkında mahkûmiyet hükmü kesinleşen sanık ...’a ait park halindeki kamyonetin kasa kısmındaki şeffaf plastik tank içerisinde bulunan motorinden, sanık ...’nın, kardeşi sanık ... ve oğlu sanık ...’a ait nakliye işyerinin önündeki üç adet varile boşaltım yapıldığının görülmesi üzerine müdahale edilerek, görevli kolluk görevlilerine mukavemet eden sanıklar etkisiz hale getirilerek, varillerde bulunan toplam 460 kg. kaçak motorin ele geçirilmiştir. 2.Sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasına aykırılık suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır. 3.Sanık ... aşamalardaki savunmasında; işyerinin kendisine ait olduğunu, kardeşi olan sanık ... ve oğlu olan sanık ... ile birlikte çalıştıklarını, kamyonet sürücüsünü tanımadığını, işyerine bırakılan varillerdeki suça konu motorinin kendisine ait olmadığını, suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş, kanun iadesi sonrasında ise, davetiye tebliğine rağmen duruşmaya katılmamıştır. 4.Sanık ... aşamalardaki savunmasında; kamyonet sürücüsünü tanımadığını, işyerine bırakılan varillerdeki suça konu motorinin kendisine ait olmadığını, suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş, kanun iadesi sonrasında ise, ihtaratlı davetiye tebliğine rağmen duruşmaya katılmamıştır. 5.Sanık ... aşamalardaki savunmasında; işyerinin babası sanık ... ve amcası sanık ... ile birlikte kendilerine ait olduğunu, nakil aracı sahibi olan sanık ...’u tanımadığını, olay sırasında işyerine bulunan motorini aracında kullanmak amacıyla satın aldığını, suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş, kanun iadesi sonrasında ise ihtaratlı davetiye tebliğine rağmen duruşmaya katılmamıştır. 6.Temyiz dışı sanık ... aşamalardaki savunmasında; nakil aracı kamyonetin kendisine ait olduğunu, aracında motorin bulunmadığını, sanıklar ...., ... ve ...’u uzaktan tanıdığını, olay sırasında diğer sanıklarla kolluk görevlileri arasında arbede olduğunu ve olay yerinden ayrıldığını 7.Tutanak tanıkları M. U., A. K. ve M. E. Ç.nin kovuşturma aşamasında dinlendiği ve olay tutanağının içeriğini tekrarladıkları anlaşılmıştır. 8.Suça konu akaryakıtın gümrük kaçağı olduğuna dair analiz raporu dava dosyasında mevcuttur. 9.Bilirkişi raporu ile bilirkişi ek raporu belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre " pek hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır. III.GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların, tanıkların beyanları, bilirkişi raporları ve toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ... müdafii ile sanıklar ... ve ...'nın temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden reddedilmiştir. Ancak; 1.10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkrası olarak değiştirildiği gözetilerek; 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin, 6545 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi ile değişik 5607 sayılı Kanun'da hüküm altına alınması nedeniyle, suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası ile sonradan yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası delâletiyle aynı maddenin beşinci, onuncu, yirmiüçüncü ve 5 inci maddesinin ikinci fıkraları somut olaya ayrı ayrı uygulanarak lehe Kanun'un tespiti yerine mahkemece 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrasına göre belirlenen temel cezayla birlikte 7242 sayılı Kanun ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının uygulanması suretiyle karma uygulama yapılması, 2.Sanıklar hakkında 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açıldığı anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun'un 226 ncı maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan, 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesiyle değişik 5607 sayılı Kanun'un 3üncü maddesinin onuncu fıkrası gereğince uygulama yapılması, 3. 15.04.2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine; a) Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında, b) Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır." hükmünü içermesi karşısında; kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği, sanıklar ..., ... ve ...'ya soruşturma aşamasında etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmadığı cihetle, suça konu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarının hesaplanarak, verilecek cezada 1/2 oranında indirim yapılacağının sanıklara bildirilmesi ve sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi, 4.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı ve 16.05.2017 tarihli ve 2015/398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanık ...'nın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından; Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 27.08.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 03.12.2013 olduğu, Daha önce Dairemizin 13.03.2014 tarihli ve 2022/400 Esas, 2024/2663 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilen Adana 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/525 Esas, 2020/970 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 29.06.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 10.09.2013 olduğu, Bu dosyadaki eylemin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanık ...'nın hukuki durumunun değerlendirilmesi ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması, 5.Hapis cezası ertelenen sanık ... hakkında; sanığın denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi halinde ertelenen cezanın infaz kurumunda çektirilmesine ve denetim süresinin iyi halli olarak geçirilmesi halinde cezanın infaz edilmiş sayılacağına karar verilirken uygulama maddelerinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı maddesine aykırı davranılması, 6.Sanıklar ... ile ... hakkında hem hapis hem de adli para cezasına hükmedilmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulanmasında adli para cezalarında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı halde hiçbir ayrım yapılmaksızın sanıkların cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. IV.KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık ... müdafii ile sanıklar ... ve ...'nın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.11.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/9513, K. 2024/9676, T. 06.11.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2022-9513-e-2024-9676-k-17b1ccb08573