Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/8799 E. 2025/3865 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2022/8799
Karar No
2025/3865
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi KARAR TARİHİ : 23.11.2021 SAYISI : 2021/961 E., 2021/2379 K. SUÇLAR : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet, Resmî Belgede Sahtecilik HÜKÜMLER : İlk derece mahkemesinin sanık ..., ..., ... hakkında kaçakçılık suçundan ve sanıklar ..., ... hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat kararlarının kaldırılması, sanıkların mahkûmiyetleri, eşya müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz İstemlerinin Esastan Reddi ile Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında verilen hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.02.2020 tarihli ve 2019/30 Esas, 2020/64 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-(a) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine, sanıklar ..., ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-(e) bendi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmiştir.

B. İstinaf Katılan Gümrük İdaresi vekilinin istinaf başvurusu üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin yukarıda anılan kararı ile ilk derece mahkemesince sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan beraat kararlarının kaldırılmasına, sanıklar ..., ... ve ... hakkında 5607 sayılı Kanun uyarınca neticeten 4 yıl 8 ay 7 gün hapis ve 22.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, sanıklar ... ile ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 204/2. maddesi uyarınca neticeten 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, eşyanın müsaderesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ... Müdafiin Temyiz İstemi; Sanığa isnat edilen fiile ilişkin gerekçe oluşturulmadığına, delil değerlendirilmesi yapılmadığına, kast unsuru yönünden hukuki durum tespiti yapılmadığına, diğer sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde gerçekleştirdikleri işlemlere dahlinin bulunmadığına, hükmün bozulması talebine ilişkindir.

Sanık ... Müdafiin Temyiz İstemi; Gözetim belgesi kapsamında eşyaların ithal edildiğine, item numaralarının gözetim belgesinde bulunmamasının neticeye etkili olmadığına, gümrük idaresince adet üzerinden vergi tahakkuk edildiğinden kilogram üzerindeki farklılığın kamu zararına yol açmadığına, beyanname muhteviyatı eşya ile fiziki muayenedeki eşyaların adet olarak uyumlu olduğuna, sanığın tartım fişlerinde usulsüzlüğe iştirak etmediği gibi mağdur olduğuna, tartım fişlerinde iğfal kabiliyeti bulunmadığına, gümrük müşavirinin sıfatından dolayı resmî belgede sahtecilik suçu yönünden daha fazla cezaya hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğuna, atılı suçları işlemediğine, duruşmalı inceleme talepli hükmün bozulmasına ilişkindir.

Sanık ... Müdafiin Temyiz İstemi; Gümrük müşavirliği ile ithalatçı firma arasında bağlantı kurmak dışında teması olmayan sanığın cezalandırılmasının hukuka aykırı olduğuna, diğer sanıkların kendilerini suçtan kurtarmaya yönelik beyanları dışında aleyhe delilin bulunmadığına, suça iştirak etmediği halde cezalandırılmasına, gümrük müşavirliği firmasında yetkili olmadığına, yalnızca pazarlama elemanı olarak çalıştığına, atılı suçu işlemediğine, duruşmalı inceleme talepli hükmün bozulmasına ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanık ... müdafi ile sanık ... Kazakçı müdafiin duruşmalı inceleme talebinin reddine karar verilmek suretiyle; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin kararında, sanık ... müdafi, sanık ... müdafi ve sanık ... müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.03.2025 tarihinde karar verildi. (K.K.D.)

KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE

Sanıklar ..., ... ve... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık ile resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlerin, sanıklar müdafiinin temyizi üzerine, sayın çoğunluğun Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı “temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına” ilişkin kararı ile sanıklar ... ve...’nın eylemlerinin Türk Ceza Kanunu’nun 204/1 inci maddesinde düzenlenen resmi evrakta sahtecilik suçunu oluşturduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmemesi yerinde değildir. Şöyle ki;

1) Bölge Adliye Mahkemelerince verilip temyiz edilen kararlarla ilgili temyiz incelemesi yapan Yargıtay Ceza Dairelerinin verebilecekleri kararlar 5271 sayılı CMK.nun 302 ve 303. maddelerinde gösterilmiştir. Kanunun 302. maddesinde “temyiz isteminin esastan reddi” ile “bozma”, 303. maddesinde ise “hukuka aykırılığın düzeltilmesi” verilebilecek kararlar olarak sayılmıştır. Bu iki maddede de “temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması” diye bir tabir kullanılmamıştır. Kaldı ki 5271 sayılı CMK.ndaki temyiz incelemesi mantığına da “onama” tabiri uygun değildir. CMK.nda kural olarak temyiz nedenleriyle bağlılık esastır. CMK.nun 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık halleri dışında, yine Kanunun 301. maddesi uyarınca Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlarda temyiz incelemesi yapabilecektir. Temyize tabi kararda, hukuka kesin aykırılık dışında temyiz başvurusunda belirtilmeyen aykırılıklar olsa bile bozmaya konu edilemeyeceğinden, Kanun Koyucu bilinçli olarak denetime tabi “kararın onanması” tabirine de yer vermemiştir. Bu anlatılanlar nedeniyle “TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ” yerine “TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASI” yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.

2) Dosya kapsamına göre, sanıklarından ...’ın adına ihracat beyannamesi düzenlenen firmanın sahibi, sanık ... Kazakçı’nın bu firmanın çalışanı, sanık ...’ın ise suça konu ihracat beyannamesini düzenleyen gümrük müşaviri olduğu anlaşılmaktadır.

4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun Geçici 6 ncı maddesinin 6 ncı fıkrasında “Gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcıları, görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı fillerinin niteliğine göre Türk Ceza Kanununun Devlet memurlarına ait hükümleri uyarınca cezalandırılır.” hükmü uyarınca, gümrük müşavirlerinin gümrük beyannamelerini sahte olarak düzenlediklerinin sabit olması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/2 nci madde ve fıkrasından cezalandırılmaları gerekmektedir. Oysa Gümrük müşaviri kamu görevlisi değildir. Ancak bu madde gereği kamu görevlisi gibi cezalandırılmaktadır. Dolayısıyla kanundan kaynaklanan bir nitelikli hal söz konusudur.

Sanıklar ... ve...’nın gümrük müşaviri olmayan sanıklar olup, Gümrük müşaviri olan sanık ...’ın düzenlemiş olduğu beyannameleri kullanan sanıklardır. Kanundan kaynaklanan nitelikli halin kamu görevlisi sayılmayan sanıklar aleyhine olarak uygulanması mümkün değilir. Nitekim doktrinde “… resmi belgede sahteciliğin kamu görevlisi tarafından işlenen şekli özgü bir suçtur ve ancak belli bir yükümlülük altında olanlar tarafından işlenebilir. Bu özelliği taşımayanlar, suçun şeriki olabilirler. Ancak kamu görevlisi olmayanların fiili aynı zamanda onları 204. maddenin 1. fıkrasında düzenlenen suçun temel şekli bakımından fail haline gelebilir. Bu durumda “failliğin şerikliğe göre asliliği” kuralı gereğince kişi yalnızca faili olduğu suçtan (m. 204/1) dolayı cezalandırılmalıdır.” (Prof Dr. Mahmut Koca, Prof Dr. İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 3. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2016, s. 699) şeklinde değerlendirilmektedir. Bu hususlar dikkate alındığında kamu görevlisi olmayan sanıklar ... ve...’nın eylemi Türk Ceza Kanunu’nun 204/1 inci maddesindeki suçu oluşturacağı gerekçesiyle kararın bozulması gerekirken, kurulan hükümlerin onanması yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 13.03.2025

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/8799, K. 2025/3865, T. 13.03.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2022-8799-e-2025-3865-k-8e6ad9244dcc