Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2022/16818 E. 2023/1723 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2022/16818
Karar No
2023/1723
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/808 E., 2022/240 K. SUÇ : 5941 sayılı Kanun'a muhalefet HÜKÜM : Düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Katılanın şikâyeti üzerine, yürütülen soruşturma neticesinde, sanık hakkında 3167 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 2.Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2012 tarihli ve 2009/1045 Esas, 2012/137 Karar sayılı kararı ile 6273 sayılı Kanun ile 5941 sayılı Kanun'un 5 ... maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle kamu davasının tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına ve sanığın çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklanmasına karar verilmiştir. 3.Bu karara sanık müdafiinin itirazı üzerine, Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 16.08.2012 tarihli ve 2012/49 Değişik İş sayılı kararı ile itiraz kabul edilerek menfi tespit davasının sonucunun beklenmesi gerektiğinden bahisle Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.02.2012 tarihli kararı kaldırılmıştır. 4.Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.05.2013 tarihli ve 2012/893 Esas, 2013/362 Karar sayılı kararı ile Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılama neticesinde mahkûmiyet kararı verilmesi ve Gaziantep Asliye Ticaret Mahkemesindeki menfi tespit davasının farklı bir çeke ilişkin olduğu gerekçesiyle yeniden sanık hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklama kararı verilmiştir. 5.Bu karara sanık müdafii tarafından itiraz edilmiş, Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.07.2013 tarihli ve 2013/642 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir. 6.Adalet Bakanlığı tarafından bu karara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulmuş, Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 27.02.2014 tarihli ve 2014/2508 Esas, 2014/4986 Karar sayılı kararıyla yine menfi tespit davasının sonucunun beklenmesi gerektiği görüşüyle, Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.07.2013 tarihli ve 2013/642 Değişik İş sayılı kararının kanun yararına bozulmasına karar verilmiştir. 7.Yargılama devam ederken, Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.04.2022 tarihli ve 2014/808 Esas, 2022/240 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5941 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddeleri uyarınca düşürülmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanın temyiz isteği; zamanaşımını kesen sebeplerin mevcut olduğuna ve zamanaşımının dolmadığına ilişkindir. III. GEREKÇE 20.12.2009 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5941 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesi ile 3167 sayılı Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Suç tarihi itibarıyla 3167 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu oluşturan, sanığın üzerine atılı eylem, 5941 sayılı Kanun'un 5 ... maddesinde de yine suç olarak düzenlenmiştir. Ancak, 03.02.2012 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6273 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi ile 5941 sayılı Kanun'un 5 ... maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklik ile eylem, yaptırımı çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklanma olan kabahate dönüştürülmüştür. Daha sonra, 09.08.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6728 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5941 sayılı Kanun'un 5 ... maddesinde yapılan değişiklik ile eylem yeniden suç olarak düzenlenmiş ise de 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi uyarınca suç işlendikten sonra yürürlüğe giren kanun ile eylemin suç olmaktan çıkartılıp kabahate dönüştürülmesi nedeniyle, sanığın hukukî durumunun da sanığın lehine olan 6273 sayılı Kanun ile değişik 5941 sayılı Kanun'un 5 ... maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Kabahatler açısından soruşturma zamanaşımı, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun (5326 sayılı Kanun) 20 nci maddesinde düzenlenmekle birlikte, anılan maddede soruşturma zamanaşımı, kabahat için öngörülen idari para cezasının miktarına göre belirlenmekte, yaptırım olarak hiç idari para cezası öngörülmeyen kabahatler açısından soruşturma zamanaşımına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı görülmektedir. Gerek suçlar yönünden 5237 sayılı Kanun'da, gerekse kabahatler yönünden 5326 sayılı Kanun'da zamanaşımı müessesesi düzenlenmekte olup, sırf yaptırım olarak idari para cezası öngörülmemesi nedeniyle bu kabahatin zamanaşımına tabi olmadığı da kabul edilemeyeceğinden, ortada bir hukukî boşluk bulunduğu ortaya anlaşılmaktadır . 5237 sayılı Kanun'da da zamanaşımı sürelerinin suç için öngörülen yaptırımlara göre belirlendiği cihetle, 5326 sayılı Kanun'da ya da 5237 sayılı Kanun'da, doğrudan kıyas veya yorum yoluyla uygulanacak bir düzenleme bulunmamaktadır. Bilindiği üzere ceza yargılamasının en temel ilkelerinden birisi de sanık lehine yorum ilkesidir. Bu çerçevede, yaptırımı yalnızca çek keşide etme ve çek hesabı açmaktan yasaklanma olan karşılıksız çek keşide etme kabahati yönünden, soruşturma zamanaşımının, sanık lehine yorum ilkesi uyarınca, 5326 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde düzenlenen, yaptırımı idari para cezası olan kabahatler için öngörülen en kısa zamanaşımı olan, 3 yıllık sürenin esas alınması gerektiği kabul edilmelidir. 5326 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin dördüncü fıkrasındaki düzenleme uyarınca soruşturma zamanaşımı kabahatin işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağından ve 5326 sayılı Kanun'da kabahatlerde zamanaşımının durması veya kesilmesi öngörülmediği gibi 5237 sayılı Kanun'a da herhangi bir atıfda bulunmadığından, kabahat tarihinde işlemeye başlayan 3 yıllık soruşturma zamanaşımının 18.07.2012 tarihi itibarıyla dolduğu anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar ışığında, sanığın hukukî durumunun, 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi uyarınca sanığın lehine olan, 6273 sayılı Kanun ile değişik 5941 sayılı Kanun'un 5 ... maddesinin birinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekirken, sanığın üzerine atılı eylemin suç oluşturduğu kabul edilerek, kamu davasının, suçlar yönünden soruşturma zamanaşımını düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 66 ve 67 nci maddeleri uyarınca düşmesine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.04.2022 tarihli ve 2014/808 Esas, 2022/240 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak, soruşturma zamanaşımı dolduğundan kabahatli hakkında, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla, İDARİ YAPTIRIM UYGULANMASINA YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.02.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI DÜŞÜNCE Sayın çoğunluk aramızdaki uyuşmazlık, Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda, eylemin kabahat niteliğine dönüştüğünden bahisle 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca zamanaşımı nedeniyle idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına karar verilip verilemeyeceğine ilişkindir. İktisadi açıdan ödeme aracı niteliğinde olan çek, esas olarak Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiş olmakla birlikte, güvenli bir ödeme aracı olarak itibar kazanması amacıyla çekin verilmesinde ve kullanılmasında sorumluluğu bulunan kişilere bir takım yaptırımlar uygulanması zarureti, çekin karşılığının bulunmaması durumunda hamillerin daha etkin korunması amacıyla özel kanunlar hazırlanmış veya bu kanunlarda zaman içinde bir takım değişiklikler yapılmıştır. Kanun koyucunun yaptığı bu değişikliklerden birisi de 6273 sayılı Kanun’la karşılıksız çek keşide etme eylemi için çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı şeklinde idarî nitelikte bir yaptırım uygulanmasına dair düzenlemedir. İncelemeye konu dosyada suç tarihinden (18.07.2009) sonra yürürlüğe giren ve sanığın lehine olan 5941 sayılı Kanun'un, 03.02.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6273 sayılı Kanunla değişik 5 ... maddesinin birinci fıkrasında yapılan değişiklikle; sanığın çek hesabında yeterli karşılığı bulundurmamak suretiyle "karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet vermek" yönündeki eyleminin suç olmaktan çıkarılarak kabahate dönüştüğü, dolayısıyla 03.02.2012 tarihinden itibaren bu kabahat karşılığında sadece idari yaptırım kararı uygulanacağı, buna göre sadece "çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişiler hakkında" idari tedbir mahiyetinde "çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklama kararı" verileceği düzenleme altına alınmıştır. 5941 sayılı Kanun'un 09.08.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6728 sayılı Kanun’la değişik 5 ... maddesinin birinci fıkrası ile eylem yeniden suç olarak düzenlenmiştir. 5326 sayılı Kanun'un yaptırım sistemi incelendiğinde, anılan Kanun'un 16 ncı maddesinde kabahatler karşılığı olarak uygulanabilecek idarî yaptırımlar, “idarî para cezası” ve “idarî tedbirler” olarak düzenlenmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, idarî tedbirlerin “mülkiyetin kamuya geçirilmesi” ve ilgili kanunlarda yer alan “diğer tedbirler” olarak ikili bir ayrıma tâbi tutulduğu görülmektedir. Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı idari nitelikte bir tedbir olması ve 5941 sayılı Kanunu’nda özel bir düzenleme bulunmaması karşısında zamanaşımı bakımından 5326 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. 5326 sayılı Kanun’un 20 nci maddesinde “soruşturma zamanaşımı” ve 21 nci maddesinde ise “yerine getirme zamanaşımı” olmak üzere iki zamanaşımı öngörülmüştür. Ancak her iki zamanaşımı süresi tüm idari yaptırımları kapsayacak şekilde düzenlenmemiştir. 5326 sayılı Kanun’un 20 nci maddesinde yer alan “soruşturma zamanaşımı” süresi yönünden yalnızca idari para cezası esas alınmak suretiyle ve idari para cezasının miktarına göre düzenlenme yapılmıştır. Tedbirlere ilişkin bir belirleme yapılmamıştır. Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2012/28951 E., 2012/28799 K. ve 2013/14185 E., 2013/23265 K. sayılı kararlarında benzer yönde değerlendirme yapılmıştır. Kabahatler Kanununun “Yerine getirme zamanaşımı” başlığı altında ise hem idari para cezası hem de mülkiyetin kamuya geçirilmesiyle ilgili düzenleme yapılmıştır. Yerine getirme zamanaşımı süresi olarak idari tedbirlerden sadece mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin olarak süre öngörülmüştür. Doktrinde bu konuya ilişkin olarak, idari para cezalarının yanında diğer idari tedbirlerde varsa, bu idari tedbirlerin de aynı zamanaşımı sürelerine tabi olduğu görüşü vardır (Kangal, Zeynel T. Kabahatler Hukuku, İstanbul, 2011,s. 275). Ancak ilgili görüşte, idari para cezasının yanında diğer bir idari yaptırımın da bulunması durumunda, geçerli olacak zamanaşımı süreleri konusunda değerlendirmeler yapıldığı, müstakil bir idari yaptırım kararında soruşturma zamanaşımı süresinin ne olacağı konusunun ise açık bırakıldığı görülmektedir. Anayasa’nın 38 nci maddesinde, ceza zamanaşımının kanunilik ilkesine tâbi olduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda idarî para cezalarında zamanaşımına yönelik olarak Kabahatler Kanunu’nun 20. maddesinde soruşturma zamanaşımı düzenlenmiştir. Bazı özel kanunlarda idari yaptırımlara ilişkin zamanaşımı sürelerine ilişkin farklı düzenlemeler de yer almaktadır. Anayasa'nın 38 ... maddesinde, dava zamanaşımının kanunilik ilkesi kapsamına girdiği hüküm altına alınmış olmakla maddi hukuka ilişkin olan bu halin yorum yapılarak veya kıyasen uygulama yapılarak genişletilmesi mümkün olmayacaktır. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu önceden öngörebilecekleri kadar hukukî belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulunun sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (AYM,Necmiye Çiftçi ve diğerleri,B.No:2013/1301, 30/12/2014,§55). Zamanaşımı hükümlerindeki açıklık, sadece zamanaşımı süresinin başlangıç ve bitişinin kanunda gösterilmesiyle kendisini göstermez. Zamanaşımını durduran nedenler ile durma süresinin ve ... zamanaşımının işlemeye başlama tarihinin de açık, belirgin, somut ve öngörülebilir olması, keyfîliğe izin vermemesi yasallık ve hukuk devleti ilkesinin gereğidir (AYM, E.2006/124, K.2009/146, 15/10/2009). Kanunilik ilkesi, yasal düzenlemelerin ulaşılabilir, öngörülebilir ve belirli olmasını gerektirmektedir. Buna göre, “diğer idari tedbirler” bakımından 5326 sayılı Kanun’da bir zamanaşımı süresi bulunmamaktadır. Bu itibarla, 6273 sayılı Kanun'la değişik 5941 sayılı Çek Kanunu'na göre verilecek çek düzenleme ve çek hesabı açmaktan yasaklanma kararının ilgili kanunlarda yer alan diğer tedbirler kapsamında “diğer idari tedbirler” kapsamına giren bir yaptırım olduğundan herhangi bir zamanaşımı uygulanması mümkün görülmemektedir. Kanımca, bu konuda mevzuatımız da bir eksiklik ve yasal boşluk bulunmaktadır. Kabahatler Kanunu’nun zamanaşımına ilişkin hükümlerine “diğer idari yaptırımlar” bakımından genel bir zamanaşımı süresi konulması hukuka uygun bir çözüm olacaktır. Açıklanan nedenlerle, somut olayda yalnızca idari para cezası esas alınmak suretiyle ve idari para cezasının miktarına göre düzenlenme içeren 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca zamanaşımı nedeniyle idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına ilişkin yazılı şekilde karar verilmesine dair sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.21.02.2023

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2022/16818, K. 2023/1723, T. 21.02.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2022-16818-e-2023-1723-k-9485e82c262e