Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/7418 E. 2025/5036 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2021/7418
Karar No
2025/5036
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/300 E., 2014/850 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Katılan ... İdaresi adına Hazine vekilinin temyiz istemi yönünden, usulüne uygun olarak 29.01.2015 tarihinde tebliğ edilen hükmün, 1 haftalık yasal süreden sonra 27.01.2017 tarihinde temyiz edilmesi nedeniyle temyiz talebinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Sanıkların temyiz istemleri yönünden; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I- Katılan ... İdaresi Adına Hazine Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden Katılan ... İdaresi adına Hazine vekilinin, yokluğunda verilip 29.01.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulu Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 310/1. maddesinde belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 27.01.2017 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün 1412 sayılı Kanun’un 305/1. maddesi gereği re'sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, katılan ... İdaresi adına Hazine vekilinin temyiz isteminin, 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, II- Sanık ... Hakkında Verilen Hüküm Yönünden Olay tarihinde sanık ...'ın sevk ve idaresinde, yanında ise sanık ...'un bulunduğu 33 D 0788 plakalı çekici ve 47 PV 418 plakalı dorsede önleme arama kararına istinaden usulüne uygun olarak yapılan aramada, tır çekici kaldırıldığında şoför yatağı altında poşetler içerisinde 727 paket kaçak sigara ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen eylemde, sigaraların ele geçirildiği yer, sanıkların savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın atılı suçu işlediğine ve kaçak sigaralardan haberdar olduğuna dair arama yakalama tutanağında sonradan inkar ettiği beyanı dışında delil olmadığı anlaşıldığından, atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, sanık ...'un temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, III- Sanık ... Hakkında Verilen Hüküm Yönünden Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunmaları, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Kabule göre ise; 1.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin, 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3. maddesinin 5. ve 10. fıkraları kapsamında bulunduğu gözetildiğinde; 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 22. fıkrasının ''3/23." madde ve fıkrası olarak değiştirildiği dikkate alınarak, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. madde ve fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar pek hafif olması halinde üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtarında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5, 3/10, 3/23 ve 5/2. maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının Mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiş, 2.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 61. maddesi uyarınca alt ve üst sınırlar arasında temel ceza belirlenirken sanığın benzer olaylarla karşılaştırıldığında vehamet arz etmeyen fiili, teşdidi gerektirmediği halde, teşdit uygulanması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini, 3.5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinde öngörülen hak yoksunlukları uygulanırken, 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile anılan maddede yapılan değişiklik ve Anayasa Mahkemesinin 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki hak yoksunluklarına ilişkin 24.11.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle, anılan maddenin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, 4.01.03.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5739 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile yapılan değişiklikle 5237 sayılı Kanun'un 50/6. fıkrasında yer alan "yaptırım" ibaresinin "tedbir" olarak değiştirilip, 5275 sayılı Kanun'un 106/4 ve 9, yine 18.06.2014 tarihli 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile üçüncü ve sekizinci fıkralarındaki değişiklikler ve onuncu fıkrasının yürürlükten kaldırılmış olması göz önüne alındığında, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde, ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceğinin belirtilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, sanık ...'ın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 09.04.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/7418, K. 2025/5036, T. 09.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2021-7418-e-2025-5036-k-c28dc5d8dfa9