Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/30277 E. 2023/9325 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/30277
- Karar No
- 2023/9325
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/776 E., 2020/328 K. Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İstanbul 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.11.2012 tarihli ve 2011/1141 Esas, 2012/1541 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet ve 4733 sayılı Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun'a (4733 sayılı) muhalefet suçlarından beraatine, kaçak sigaraların müsaderesine karar verilmiştir. 2.Anılan kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 30.09.2015 tarihli ve 2014/25014 Esas, 2015/19418 Karar sayılı ilâmıyla; dosyada mevcut 10.08.2011 tarihli tutanağa göre sanığın bandrolsüz sigara tezgahının önünde oturduğunun, bir vatandaşın sigara almak için tezgah başına geldiği sırada polisleri fark eden sanığın kalkarak 2-3 metre uzaklaştığının belirtilmesi karşısında tutanak mümzilerinin tanık sıfatıyla dinlenerek sonucuna göre sanığın hukukî durumunun tayin ve tespiti gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi,kabule göre de, suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliği itibarıyla, suçun sübutu halinde eylemin 4733 sayılı Kanun'a temas edeceği gözetilmeden, aynı eylem ikiye bölünerek bandrolsüz sigara satmak suçundan ve aynı zamanda kaçakçılık suçundan ayrı ayrı beraat kararı verilmesi, nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 3.İstanbul 57. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.03.2016 tarihli ve 2015/605 Esas, 2016/107 Karar sayılı kararı ile sanığın 4733 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan 1 yıl 8 ... hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 71 sayılı Kanun'un 231 nci maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. 4.Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın 11.04.2016 tarihinde usulüne uygun olarak kesinleşmesinden sonra, sanığın denetim süresi içerisinde 16.04.2019 tarihinde yeni bir kasıtlı suç işlemesi üzerine dosya tekrar ele alınmış, İstanbul 57. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.11.2020 tarihli ve 2020/776 Esas, 2020/328 Karar sayılı kararıyla daha önce açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına, sanığın 4733 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan 1 yıl 8 ... hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi, atılı suçu işlemediğinden beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Kolluk görevlilerince yapılan devriye sırasında, sanığın bandrolsüz sigara tezgahı üzerinde oturduğu ve bir şahsın sigara almak için tezgaha geldiği sırada sanığın görevlileri görmesi üzerine oturduğu yerden kalkarak 2-3 metre uzaklaştığı, sanık yakalanarak tezgahı üzerinde yapılan sayımda çeşitli markalarda toplam 140 paket kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır. 2.Sanık bozma öncesi savunmasında, suçu kabul etmediğini, olay tarihinde suça konu yerde tezgahında boncuk ve tesbih sattığını, daha sonra polislerin geldiğini, 7-8 metre ilerisinde bulunan Mehmet adlı şahsa ait sigara tezgahının bulunduğunu, polislerin sık sık geldiğini ve bu şahıs hakkında kaçak sigara sattığından dolayı işlem yaptıklarını, buna rağmen kendisine inanmayıp hakkında tutanak tuttuklarını beyan etmiş,bozma sonrasında ise önceki savunmalarını tekrar ettiğini beyan etmiştir. 3.İncelenen dosyaya ilişkin suç tarihinin 10.08.2011, iddianame düzenleme tarihinin 20.10.2011 olduğu, temyiz edilmeden kesinleşen İstanbul 56. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/37 Esas, 2013/122 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 04.08.2011, iddianame düzenleme tarihinin 20.09.2011 olduğu, her iki eylemin zincirleme suç kapsamında işlendiği görülmüştür. IV. GEREKÇE 1.5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin onbirinci fıkrasında "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşulların varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir" hükmü düzenlenmiş olup buna göre sanığın denetim süresi içinde yeniden suç işlemesi durumunda açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanmasına karar verilmekle yetinilmesi gerektiği ve mahkeme tarafından da açıklanması geri bırakılan 03.03.2016 tarihli hüküm aynen açıklandığı halde, mahkeme gerekçesinde lehe aleyhe kanun karşılaştırması yapılmak suretiyle çelişkiye neden olunması, 2.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 4733 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile 4733 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasının yürürlükten kaldırılarak atılı suça ilişkin düzenlemenin 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası kapsamı içine alındığı ve halen yürürlükte bulunan 6545 sayılı Kanun ile değişik 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası ile de aynı düzenlemenin korunduğu cihetle, 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği de gözetilerek, 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar ... Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada; soruşturma aşamasında ihtarat yapılmamış ise 1/2, ihtarat yapılmış ise 1/3 oranında indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı dikkate alınarak, Suç tarihinde yürürlükte olan 4733 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası ile 6455, 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanun'lar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası yollamasıyla aynı maddenin beşinci, onuncu, yirmiüçüncü fıkraları ile 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası gereği sonucuna göre uygulama yapılması zorunluluğu, 3.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarihli, 2015/7-398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından; Temyiz incelemesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 10.08.2011, iddianame düzenleme tarihinin 20.10.2011 olduğu, Yapılan Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) sorgulamasında temyiz edilmeden kesinleşmiş olduğu anlaşılan İstanbul 56. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/37 Esas, 2013/122 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 04.08.2011, iddianame düzenleme tarihinin ise 20.09.2011 olduğu, Anılan dosyalarda sanığın eylemlerinin benzer mahiyette olduğu dikkate alınarak, kesinleşen dosyanın aslının veya onaylı bir örneğinin bu dosya arasına alınarak, sanığın bu eylemi bir suç işleme kararı icrası kapsamında işleyip işlemediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususu tartışılmadan karar verilmesi ve kesinleşmiş cezanın mahsup edilmesi gerektiği dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 57. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.11.2020 tarihli ve 2020/776 Esas, 2020/328 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.10.2023 tarihinde karar verildi.