Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/29268 E. 2024/8369 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/29268
- Karar No
- 2024/8369
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/141 E., 2018/469 K. SUÇ : 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'na aykırılık KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN:Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.07.2018 tarihli ve 2017/141 Esas, 2018/469 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında bakaya kalmak suçundan, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 63 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62/1 ve 52/2-a maddeleri uyarınca hapis cezasından çevrili 1.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 17.09.2018 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 10.08.2021 tarihli ve 94660652-105-34-9137-2021-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.09.2021 tarihli ve KYB - 2021/101882 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.09.2021 tarihli ve KYB - 2021/101882 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “ Dosya kapsamına göre; 1-Sanık hakkında Bayrampaşa Kaymakamlığı İlçe Hukuk İşleri Şefliği tarafından verilen 26/05/2016 tarihli ve 3050 esas, 44(42) karar sayılı idari para cezasının, doğrudan sanığın mernis adresi olan "Kavaklıdere Mah. Paris Cad. Berkman Apt. Blok No:6 İç Kapı No:20 Çankaya Ankara" adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2 maddesi uyarınca tebligat yapılması şerhli olarak tebliğe çıkartıldığı ve anılan Kanun'un 21/2. maddesine göre 28/06/2016 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmış ise de; Anılan Kanun'un 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata anılan Kanun'un 23/1-8. ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği cihetle, sanığın mernis adresine doğrudan anılan Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan tebligatın usulsüz olduğu, dolayısıyla geçerli bir tebligattan ve idari para cezasının usulüne uygun kesinleşmesinden bahsedilemeyeceğinden, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun 63/1-a maddesinde düzenlenen yoklama kaçağı suçunun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde, 2-Kabule göre de, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünün 02/04/2013 tarihli sevk tehir yazısının sanığa tebliğine ilişkin belgenin bulunmadığı anlaşıldığından, anılan sevk tehir yazısının sanığa usulüne uygun şekilde tebliğ edilip edilmediği araştırılmadan karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir. III. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2.İstanbul 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.07.2018 tarihli ve 2017/141 Esas, 2018/469 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3.5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeni sanığın cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden ve yüklenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşıldığından; sanığın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca BERAATİNE, 4.Bozma nedenine göre kanun yararına bozma ihbarnamesinde yer alan (2) numaralı istem yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.10.2024 tarihinde karar verildi.