Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/27896 E. 2025/4368 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/27896
- Karar No
- 2025/4368
- Karar Tarihi
B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/327 E., 2020/634 K. ŞİKÂYETÇİ : ... SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın tasfiyesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile sanığın ikrarı ve eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak; 1.15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 5/2. fıkrasının "Yedinci fıkrası hariç, 3. maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hazinesine;
a)Soruşturma evresi sona erinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında,
b)Kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar ödediği takdirde, hakkında bu Kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza üçte bir oranında indirilir. Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet Savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır." hükmünü içermesi ve sanığa soruşturma aşamasında etkin pişmanlık hususunda ihtarat yapılmaması karşısında; sanığa gümrüklenmiş değerin iki katı tutarını ödemesi halinde verilecek cezada 1/2 oranında indirim yapılacağının açıkça bildirilmesi gerektiği halde, sanığa yapılan ihtaratta indirim oranının 1/3 olarak gösterilmesi ve "hüküm verilinceye kadar'' süre tanınması gerekirken 90 günlük süre tanınmak suretiyle yazılı şekilde hüküm tesisi,
2.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarih, 2015/398 Esas ve 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;
Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 27.05.2013 olduğu, iddianame düzenleme tarihinin 21.04.2014 olduğu,
Hatay 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2013/1726 Esas, 2014/830 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 10.06.2013 olduğu, iddianame düzenleme tarihinin ise 12.11.2013 olduğu,
Van 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/1132 Esas, 2015/383 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 06..09.2013 olduğu, iddianame düzenleme tarihinin ise 10.10.2014 olduğu,
Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, derdest ise dosyaların birleştirilmesi, kesinleşmiş ise dosyaların da aslının veya onaylı bir örneğinin bu dosya arasına alınması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,
3.Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan ... İdaresi lehine karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre belirlenecek vekalet ücretinden hükmolunması gerektiği gözetilmeden eksik vekalet ücretine hükmolunması,
4.Suçtan doğrudan zarar görmeyen ... (TAPDK) lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,
5.5607 sayılı Kanun'un 13.maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54/4.maddesi uyarınca kaçak eşyanın tamamı hakkında müsadere kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde "tütünlerin soruşturma aşamasında imha suretiyle tasfiyesine karar verilmiş olduğundan müsaderesine yer olmadığına" karar verilmesi,
6.Sanık hakkında Yargıtay 19.Ceza Dairesi'nin 14.05.2020 tarihli ve 2019/25639 Esas, 2020/4186 sayılı ilamı ile 7242 sayılı kanunla değişik 5607 sayılı Kanun'a getirilen lehe düzenlemelerin uygulanmasının gerekmesi nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının bozulması üzerine incelemeye konu hükmün kurulduğunun anlaşılması karşısında, gerekçe ve kararın başlığı, gerekçesiyle hüküm kısmının ilk paragrafında uyarlama yargılaması yapıldığı şeklinde hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, sanık ... katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 20.03.2025 tarihinde karar verildi.
(Karşı Düşünce)
KARŞI OY
Yapılan istihbari çalışmalarda sanık ...’ın kargo firması aracılığıyla İstanbul iline kaçak tütün gönderileceğinin öğrenilmesi üzerine, kargo kargo binası önünde tertibat alan kolluk güçlerinin kargoyu teslim alan kişiye kargonun içinde ne olduğunu belirtmesi üzerine koliyi açtıkları ve içinde 80 kg. nargile tütünü ele geçirildiği olayda; suçüstü halini varlığından söz edilemeyeceği, bu suretle 5271 sayılı CMK’nın 2/e, 161 ve 2559 sayılı PSVK’nın ek 6. maddeleri uyarınca derhâl Cumhuriyet Savcısına olayın haber verilip Cumhuriyet Savcısının emri doğrultusunda soruşturma işlemlerine devam edilmesi ve CMK’nın 116 ve 119. maddeleri uyarınca Cumhuriyet Savcısının yazılı arama emri veya mahkemeden alınacak adli arama kararı uyarınca sanığın üzerinin ve eşyasının aranması gerekirken, sanığa ait suç eşyası niteliğindeki kargo kolilerinin arama işleminin ihbara rağmen usulüne uygun verilmiş yazılı bir arama emri veya adli arama kararı bulunmaksızın gerçekleştirildiği, her ne kadar arama tutanağında Cumhuriyet Savcısına bilgi verildiği konusunda ibare bulunmuş ise de ; ancak dosya kapsamında Cumhuriyet Savcısının olaydan haberdar olduğuna ilişkin yazılı bir arama emrinin bulunmadığı gibi bunu tevsik eden kaydında bulunmadığı, bu durumun açıkça hukuka aykırı olduğu, suç konusu kaçak eşyanın hukuka aykırı olarak elde edilen delil niteliğinde bulunması nedeniyle Anayasanın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK’nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası ve 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınmayacağı gözetilmelidir. (YCGK 2019/569-2022/10) öte yandan hukuka aykırı delil değerlendirmekle birlikte bu delil yardımıyla ulaşılan veya türeyen diğer delillerinde değerlendirme yasağı kapsamında olup olmayacağı tartışılabilinir ise de hukuka aykırı delil olmasaydı diğer delil ele geçirilecek miydi? sorusunun cevabına bakmak gereklidir. Sanık üzerinde yakalanan eşya ele geçirilmemişse, kişi suçunu ikrar eder miydi veya ikrar yalnız başına delil olabilecek miydi?. Bunun mümkün olmayacağı unutulmamalıdır. Bu itibarla yukarıda yazılı gerekçelerle hukuka aykırı delille sanığın mahkum edilemeyeceği düşüncesiyle sayın çoğunluğun kararına iştirak edilmemiştir.