Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/25102 E. 2024/8205 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/25102
- Karar No
- 2024/8205
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/254 E., 2020/157 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükümlerin, karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi; erteleme şartlarının oluşmadığına, nakil aracının müsaderesinin gerektiğine ve re'sen tespit edilecek hususlara ilişkindir. 2.O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi; sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53 üncü maddesinin hatalı uygulandığına ilişkindir. II. GEREKÇE Suçta kullanılan nakil aracının müsaderesi hususunda iddianame ile kamu davası açılmadığı gibi, bu konuda Mahkemece karar verilmediği de anlaşılmakla katılan ... İdaresi vekilinin bu konuyla ilgili temyiz istemi inceleme dışı bırakılmıştır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 119 uncu maddesinin “Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilir.'' hükmünü içerdiği, somut olayda kolluk görevlilerince şüphe üzerine kontrol noktasında durdurulan sanığın sevk ve idaresindeki araçta gecikmesinde sakınca olduğu gerekçesiyle kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçlarının Cumhuriyet Başsavcılığına bildirildiği, yapılan arama işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. Olay tutanağına göre, 28.05.2015 tarihinde, Bitlis - Diyarbakır kara yolu üzerinde, sanık ...'ın şoför olarak, diğer sanık ...'in ise yolcu koltuğunda bulunduğu .... plaka sayılı kamyonetin uygulama noktasında durdurulduğu, şoförün şüpheli hareketleri üzerine, kolluk amiri tarafından verilen yazılı arama emrine istinaden aracın kasa kısmında yapılan aramada 300 karton kaçak sigara ele geçirildiği anlaşılmıştır. Sanıklar hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanıklar aşamalardaki savunmalarında; ailelerinde sigara içen kişiler olduğunu, hep beraber içmek için aldıklarını, satma amaçlarının olmadığını, kamu zararını veya gümrüklenmiş değerin iki katı bedeli ödeme güçlerinin olmadığını beyan etmişlerdir. Kaçak eşyaya mahsus tespit varakasında belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre " hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamına göre sanıklara ait ticari miktar ve mahiyette sigaraların ele geçirilmesi karşısında, sanıkların atılı suçu işlediklerinin sabit kabul edilip, haklarında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulmasında hukuka aykırılık bulunmamıştır. Ancak; 1.Sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin tatbikinde 52 nci maddesinin ikinci fıkrası yerine 52 nci maddesi olarak yazılması, 2.5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mahkûm olduğu uzun süreli hapis cezası ertelenen sanıklar hakkında anılan Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yazılı hak yoksunluğunun, sanıkların kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından uygulanmamasına, altsoyu dışında kalanlarla ilgili hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, 3.Suça konu kaçak sigaraların tamamının 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince müsaderesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuş ise de bu hukuka aykırılığın Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür. III. KARAR Gerekçe bölümününde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi vekilinin ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün 8 inci bendinden ''TCK 52.'' ibaresinin çıkartılarak yerine ''TCK 52/2." ibaresinin eklenmesi, hükmün kaçak sigaraların müsaderesine ilişkin bendinin çıkartılarak yerine "Suça konu kaçak sigaraların 5607 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesinin birinci fıkrası yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin dördüncü fıkrası gereğince müsaderesine," ifadesinin eklenmesi ve sanıklar hakkında kurulan hükümden hak yoksunluklarına ilişkin bendin çıkartılarak yerine "Sanıklar hakkında verilen hapis cezasının kanuni sonucu olarak, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda yürürlükte bulunan TCK'nun 53. maddesinin sanık hakkında uygulanmasına, TCK'nun 53/3. maddesi uyarınca uzun süreli hapis cezası ertelenen sanıklar hakkında TCK'nun 53/1-c bendinde yer alan hak yoksunluklarının kendi altsoyu bakımından uygulanmasına yer olmadığına, kendi altsoyu dışında kalan kişiler bakamından ise bu hak ve yetkilerden hükmolunan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükümlerin, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 02.10.2024 tarihinde karar verildi.