Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/24823 E. 2023/6408 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/24823
- Karar No
- 2023/6408
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/43 E., 2019/79 K. SUÇ : 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. (Kapatılan) Gelibolu 2. Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 26.02.2014 tarihli ve 2013/484 Esas, 2014/88 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 26.08.2011-07.11.2011 tarihleri arasında firar suçundan, 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2. Anılan kararın sanık ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askeri Yargıtay 4. Dairesinin 17.03.2015 tarihli ve 2015/247 Esas, 2015/258 Karar sayılı ilâmı ile; "...Dosya kapsamında yer alan söz konusu delillere göre maddi vakanın hatalı kabul edilmesi, ayrıca 26.2.2014 tarihinde yapılan duruşma sırasında açıklanan ve asıl olan kısa kararda, yasal imkansızlık nedeniyle hükmedilen cezanın ertelenmediği belirtildiği hâlde; gerekçeli kararın içeriğinde, hükmedilen cezanın takdiren ertlenmediğinin açıklanmış olması neticesinde, kısa karar ile gerekçeli hükmün içeriği arasında çelişki ve hükümde teşevvüş yaratılması..." nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma üzerine temyize konu edilen Gürgentepe Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.09.2019 tarihli ve 2018/43 Esas, 2019/79 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 06.09.2011-07.11.2011 tarihleri arasında firar suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; adlî para cezası belirlenmesine esas tam gün sayısının 300 gün yerine 150 gün olarak belirlenmesinin ve kararda iki ayrı kanun yolu olan temyiz ve istinaf kanun yollarının zikredilmesiyle tereddüte yol açılarak hüküm kurulmasının usul ve esas yönünden kanuna aykırı olduğuna ilişkindir. 2. Sanığın temyiz isteği; verilen kararın haksız olduğuna ve re'sen yapılacak incelemede ortaya çıkacak sebeplerle kararın bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Askerlik hizmetini yerine getirmekte iken rahatsızlığı nedeniyle 26.08.2011 tarihinde, Keşan/Edirne'deki birliğinden Kasımpaşa ... Hastanesine sevk edilen ve 30.08.2011 tarihinde Kasımpaşa ... Hastanesine yatış işlemi yapılan sanığın, 06.09.2011 tarihinde taburcu edilerek "işitme test sonucu ile kıtası hastanesine müracaatının uygundur" tanısıyla birliğine sevk edildiği, buna göre İstanbul ili ile Birliğinin bulunduğu Edirne ili arasında, Birliğine dönmesi için tanınması gereken bir günlük dönüş yol süresi sonunda 08.09.2011 tarihine kadar Birliğine katılması gerekirken katılmadığı, 07.11.2011 tarihinde kolluk görevlilerince yakalandığı anlaşılmıştır. 2. Sanığın 24.02.2012 tarihli savunmasında, eşiyle yaptığı telefon görüşmesi sonrasında sivilde işlediği suçu nedeniyle eşinin kendisinden ayrılacağını öğrendiğini, bu nedenle birliğine katılmadığını, 07.11.2011 tarihinde yakalandığını beyan ettiği belirlenmiştir. 3. Birliği Komutanlığınca düzenlenen 21.09.2011 tarihli tutanakta; sanığın 06.09.2011 tarihinde çıkış yaptığı hastaneden birliğine katılış yapmadığı belirtilmiştir. 4. Sanığın 07.11.2011 tarihinde yakalanmasına dair düzenlenen yakalama tutanağı dava dosyasında mevcuttur. 5. Çorlu ... Hastanesi Baştabipliğinin 09.04.2012 tarihli ve 2388 sayılı Sağlık Kurulu Raporu ile disosyal kişilik bozukluğu (antisosyal kişilik bozukluğu) tanısıyla sanığın barışta askerliğe elverişli olmadığına dair karar verildiği, bunun üzerine sanık hakkında Ek Sağlık Kurulu raporu alındığı, Çorlu ... Hastanesi tarafından tanzim olunan 31.10.2013 tarihli "Sanığın heyete çıktığı 09.04.2012 tarihinden itibaren askerliğe elverişli olmadığı, suç tarihlerinde askerliğe elverişli olduğu" görüşünü içeren Ek Sağlık Kurulu Raporu ile Çanakkale ... Hastanesi tarafından tanzim olunan 10.10.2013 tarihli "Sanığın suç tarihlerinde askerliğe elverişli olduğu tıbbi kanaatine varıldığı" görüşünü içeren Ek Sağlık Kurulu Raporunun dava dosyasına eklendiği saptanmıştır. 6. Sanığa ait güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir. IV. GEREKÇE 1. 1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı firar suçu, ... kişinin, kıtasından veya görevi icabı hazır bulunmak zorunda olduğu yerden bilerek ve isteyerek izinsiz olarak altı günden fazla bir süreyle uzaklaşmasıyla oluşan, özel kastın (saikin) aranmadığı, genel kastla işlenen bir suç olduğu ve unsurları arasında mazeret hâline yer verilmediği, buna göre "Olay ve Olgular" başlığı altında ayrıntılarına yer verilen delillere, sanık savunmasına ve tüm dosya kapsamına göre sanığın 08.09.2011-07.11.2011 tarihleri arasında 1632 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına giren "firar" suçunu işlediği belirlenmekle sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 2. Sanık hakkında hükmedilen kısa süreli hapis cezasının adlî para cezasına çevrilmesine karar verilirken adlî para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün sayısının "300 gün" yerine "150 gün" olarak gösterilmesi sonuç cezanın ... tayini karşısında, sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır. 3. Gerekçeli karar başlığında sanığın yolda ve gözetim altında geçirdiği sürelerin gösterilmemesi ile 06.09.2011 tarihinde Kasımpaşa ... Hastanesinden taburcu edilen sanığın, İstanbul ile Edirne illeri arası 1 gün dönüş yol süresi tanındığında, en geç 07.09.2011 tarihinde saat 24.00’e kadar Birliğine katılması gerektiği dikkate alındığında suç başlangıç tarihinin 08.09.2011 olarak belirlenmesi gerekirken, Mahkemece, suçun başlangıç tarihinin hatalı olarak 06.09.2011 tarihi olarak belirlenmesi mahallinde tamamlanabilir eksiklik; gerekçeli karar başlığında suç tarihlerinin "08.09.2011-07.11.2011" yerine "07.11.2011" olarak gösterilmesi ise mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak kabul edilmiştir. 4. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, askerliğe elverişlilik hususlarında doğan şüphelerin, ek sağlık kurulu raporuyla dosya içeriğine uygun şekilde ortadan kaldırıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların ... biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ile o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Gürgentepe Asliye Ceza Mahkemesinin 30.09.2019 tarihli ve 2018/43 Esas, 2019/79 Karar sayılı kararında sanık ve o yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.06.2023 tarihinde karar verildi.