Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/2214 E. 2024/120 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/2214
- Karar No
- 2024/120
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/139 E., 2016/61 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Sanık ...'ın beraatine Sanıklar ... ve ...'nün mahkûmiyetine, kaçak eşyanın müsaderesine, nakil aracının müsadere talebinin reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanıklar hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İskenderun 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2014/139 Esas, 2016/61 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında kaçakçılık suçunu işlediği sabit olmadığından 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine, sanıklar ... ve ... hakkında kaçakçılık suçundan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinin onbirinci fıkrası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci, 52 nci, 53 üncü, 58 inci (sanık ... yönünden) ve 54 üncü fıkraları uyarınca 1 yıl 8 ... hapis ve 80,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına, sanık ... yönünden mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına, kaçak akaryakıtın müsaderesine, nakil aracının müsadere talebinin reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği; münhasıran sanık ...'ın beraatine karar verilmesi, nakil aracının müsadere talebinin reddine dair kararın usul ve kanuna aykırı olması ve re'sen nedenler ile hükmün bozulması talebine ilişkindir. 2.Sanık ...'in temyiz isteği; 2.757,85 TL miktarı ödediği halde hükmedilen cezanın ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesine, beraat kararı verilmesinin gerekmesi ve re'sen nedenler ile hükmün bozulması talebine ilişkindir. 3.Sanık ...'nün temyiz isteği; beraati yerine hapis cezası verilmesi ve re'sen nedenler ile hükmün bozulması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Olay günü sanık ...'in sevk ve idaresinde yanında yedek şoför olan ...'nün bulunduğu, ...'ın muavin olarak görev yaptığı araçta yapılan aramada 11 adet mavi renkli bidon içerisinden toplam 660 litre ve metal saçtan yapılma depo içerisinde de 540 litre olmak üzere toplam 1200 litre gümrük kaçağı akaryakıt ele geçirilmiştir. 2.Sanık ...; olay tarihinde Hatay'a yolcu götürdüğünü, yedek şoför ... ile muavin olarak görev yapan ...'ın uyurken araçtan aşağı inip aracın yağını kontrol ederken yanına bir vatandaşın yaklaştığını ve ucuz mazot olduğunu söyleyerek alıp almayacağını sorduğunu, geri dönüşte aracın mazotunun yetmeyeceğini bildiği ve mazotun ucuz olduğuna güvenerek mazot almayı kabul ettiğini ancak, kaçak olduğunu hiç düşünmediğini, toplam 12 bidon mazot aldığını, tankı da doldurduğunu ve toplam 1200 litre mazot almış olduğunu, geri dönüş yolunda polisler tarafından durdurulduğunu ve kaçak mazotların bulunduğunu, ancak bagajda bulanan 500'lük mazot tankını otobüsle Samsunspor taraftarlarını götürdüğü için, taraftarların para yerine mazot verdikleri için bagajda bulunuyor olduğunu, bu tankı kendisinin koymadığını, üzerine atılı suçlamayı bu şekilde kabul ettiğini söylemiştir. 3.Sanık ...; her ne kadar soruşturma aşamasında diğer sanık ...'in kaçak mazot alacağını söylemesi üzerine Reyhanlı çevre yoluna gittiklerini beyan etmiş ise de mahkemece alınan savunmasında; araçta yedek şoför olarak bulunuyor olduğunu ve Osmaniye'den sonra uyuduğu için diğer sanığın mazot aldığından haberinin olmadığını, suçlamayı kabul etmediğini savunmuştur. 4.17.02.2014 tarihli Tübitak MAM raporuna göre; ele geçen akaryakıtın ulusal marker ölçümünde marker seviyesinin geçersiz bulunduğu ve teknik düzenlemeye aykırı solvent motorin karışımı olduğu bildirilmiştir. 5.Dosyada kaçak eşyaya mahsus tespit varakasının bulunduğu anlaşılmıştır. 6.Aydoğan Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. adına kayıtlı ...plakalı nakil aracının 2009 model, Man marka otobüs olup 22.05.2014 tarihinde siciline tedbir şerhi konulduğu görülmüştür. 7.Malen sorumlu şirket yetkilisi; sanıkların firmalarında şoför olarak çalıştığını, iddianameye konu olaydan firma olarak haberlerinin bulunmadığını, bilirkişinin raporunda belirttiği zula olarak değerlendirdiği depoyu kimin yaptırdığını bilmediğini ancak, firmanın bilgisi dahilinde yaptırılmış bir depo olmadığını beyan etmiştir. 8.Araç yönünden makina mühendisi bilirkişisinin 14.05.2014 havale tarihli raporuna göre, araçta zula olduğunu, taşınan yükün suçta kullanılan aracın yüküne göre miktar ve hacim bakımından tamamını ve ağırlıklı bölümünü oluşturmadığını, suça konu mazotun nakli için söz konusu aracın kullanılmasının gerektiği, 250.000 TL piyasa değerinin bulunduğu bildirilmiştir. IV. GEREKÇE A. Nakil Aracı Yönünden Sanıkların savunması, malen sorumlu yetkilisinin beyanı ve tüm dosya kapsamından, eşyanın taşıma aracı yüküne göre miktar veya hacim bakımından tamamını veya ağırlıklı bölümünü oluşturmaması, eşyanın değeri ile müsaderesine karar verilen aracın değeri göz önüne alındığında, müsaderesinin hakkaniyete de aykırı olacağı anlaşılmakla aracın müsadere talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. B. Sanık ... Yönünden Sanık ...'ın Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 18.12.2017 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, taraflar haberdar edilip duruşma açılarak bu durumun Mahkemece araştırılarak 5237 sayılı Kanun’un 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır. C. Sanık ... Yönünden Olay günü, sanık ...'in sevk ve idaresinde yanında yedek şoför olan ...'nün bulunduğu, ...'ın muavin olarak görev yaptığı araçta yapılan aramada aracın bagaj kısmında 11 adet mavi renkli bidon içerisinden toplam 660 litre ve metal saçtan yapılma depo içerisinden ise 540 litre olmak üzere toplam 1200 litre gümrük kaçağı akaryakıt ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; sanık ...'nün aracın yedek şoförü olduğunu, olay tarihinde otobüse kaçak akaryakıt alındığından haberinin olmadığını, Osmaniye'ye kadar aracın şoförlüğünü yaptığını daha sonrasında istirahat etmek için aracın yatak bölümüne geçerek uyuduğunu, arama sırasında uyandığını, diğer sanık Adem'in kaçak akaryakıt alırken yanında bulunmadığını ve olayla ilgisinin bulunmadığını beyan ettiği, diğer sanık ...'in de ele geçen akaryakıtı kendisinin aldığını ve yakıt alırken diğer sanık ...'ın ve aracın muavininin uyuyor olduğunu söyleyerek sanık ...'nün beyanını doğruladığı cihetle; sanık ...'nün savunmasının aksine diğer sanık ile birlikte iştirak iradesi ile hareket ettiğine dair dosya kapsamında delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. D. Sanık ... Yönünden Ele geçirilen akaryakıtın miktarı, olayın oluş şekli ve sanığın ikrarı karşısında; sanık ...'in üzerine atılı kaçakçılık suçunun sübuta erdiği, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların ... biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ...'in yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak; 1. Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiikinci fıkrasının “yirmiüçüncü” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği anlaşılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddenin ikinci fıkrası gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılması zorunluluğu bozmayı gerektirmiştir. V. KARAR A. Nakil Aracı Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle İskenderun 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2014/139 Esas, 2016/61Karar sayılı kararında katılan ... İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan ... İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle nakil aracının müsadere talebinin reddine dair hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, B. Sanık ... Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle İskenderun 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2014/139 Esas, 2016/61 Karar sayılı kararına yönelik katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, C. Sanık ... Yönünden Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenlerle İskenderun 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2014/139 Esas., 2016/61 Karar sayılı kararına yönelik sanık ...'nün temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, D. Sanık ... Yönünden Gerekçe bölümünde (D) bendinde açıklanan nedenlerle İskenderun 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2014/139 Esas, 2016/61 Karar sayılı kararına yönelik sanık ...'in temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.01.2024 tarihinde karar verildi. (K.K.D.) KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanıklar ..., ... ve ... hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanıklardan ... ve ... ile katılan ... İdaresi vekili tarafından temyizi üzerine, sayın çoğunluğun sanıklar ... ve ...’nün de temyiz talebi olduğu halde nakil aracının iadesine ilişkin temyiz incelemesinin sadece katılan ... İdaresinin temyizine hasredilmesi ile hükmün müsadereye ilişkin fıkrasının onanmasına dair kararı yerinde değildir. Şöyle ki; 1)Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.11.2019 tarihli ve 2016/10-543 Esas, 2019/668 Karar nolu ilamında da belirtildiği üzere, suçta kullanılan ancak müsadere edilmeksizin aracın iadesine dair hükmün, cezayı aleyhe değiştirmeme ilkesi kapsamında değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, işlenen suça bağlı ve suçtan ayrılmayan, sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün sonucu doğrultusunda değerlendirilmesi gereken bir hüküm olduğu, bu nedenle de mahkûmiyet hükmünün sanık/sanıklar tarafından temyiz edildiği durumlarda da temyiz incelemesine konu edilebileceği, kaldı ki 7. Ceza Dairesinin 15.09.2022 tarihli ve 2021/1265 Esas, 2022/12357 Karar ile 21.09.2022 tarihli ve 2021/894 Esas, 2022/12287 Karar sayılı ilâmları ve bir çok ilâmında da sadece sanık temyiz ettiği halde sanığın temyizine göre araç müsaderesiyle ilgili karar verildiği de gözetildiğinde, sanıklar hakkındaki mahkûmiyet hükmünün temyizi kapsamında aracın iadesine ilişkin hükmün sanıklar ... ve ...’nün temyizine göre de incelenmesi yerine, sadece katılan ... İdaresi vekilinin temyizine hasren nakil aracının iadesine ilişkin hükmün temyiz incelemesine konu edilmesi yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 2)Yerel Mahkemenin 21.01.2016 tarihli ve 2016/61 Karar sayılı kararıyla sanıkların 5607 sayılı Yasaya aykırılık suçundan mahkumiyetine, suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine karar verilmiştir. Temyiz incelemesi yapan Dairemiz, hükmün suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine ilişkin fıkrasının onanmasına, mahkûmiyete ilişkin kısmının ise bozulmasına karar vermiştir. Esas hükümle birlikte Yargıtay’ın temyiz incelemesine tabi tutulan müsadere kararının, aynı davanın konusunu oluşturan suça doğrudan bağlı olduğu hallerde suça ilişkin mahkûmiyet hükmü bozulduğunda, bu hükme bağlı olarak verilen müsadereye ilişkin hüküm fıkrasının onanması ya da düzeltilerek onanması mümkün değildir. Nitekim doktrindeki görüşler ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları da bu yöndedir. Hükmün bozulması durumunda hüküm tümüyle ortadan kalkar, kısmi kesinleşme olmaz. (...Temyiz Kanunyolunda Reform, Cumhuriyetin Ellinci Yılında Ceza Adalet Reformunun İlkeleri Sempozyumu Kanun Yolları, İstanbul 1973, s 97; Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 5. Baskı, Ankara, Ekim 2017, s. 963; Veli Özer Özbek, M. Nihat Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, Ankara 2011, s. 733). Bir karar bozulmakla tümüyle ortadan kalkmış ve hukuki gerekliliğini yitirmiş olacağından mahkeme bozmaya uyarsa yeni bir hüküm kurmak zorundadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.11.1994 tarih ve 1994/5-262/280 E-K; 26.12.1994, 1994/1-350/375 E-K). Yukarda anlatılan doktrindeki görüşler ve Ceza Genel Kurulu kararlarına göre, özetle, bir karar hangi nedenle ve ne yönde bozulursa bozulsun tümüyle ortana kalkacak ve hukuki sonuç doğurma özelliğini kaybedecektir. Yine; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.07.2014 tarih ve 2014/66-365 E-K sayılı ilâmı ile birçok ilâmında, Dairemiz ile diğer Ceza Dairelerinin ilamlarında belirtildiği gibi müsadere kararı bir güvenlik tedbiri olmakla birlikte hükmün bir parçasını oluşturmaktadır. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise, yani incelemeye konu dosyada olduğu gibi suçta kullanılan aracın müsaderesi işlenen suça bağlı olarak talep edilmişse, mahkemenin kurmuş olduğu hüküm bir bütün olup, bozma kararı verilmesi halinde hüküm tüm sonuçları ile ortadan kalkacak, yerel mahkemece bozma sonrası yapılacak yargılamada müsadere ile ilgili yeniden değerlendirme yapılarak bu konuda da karar verilecektir. Müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili ise ancak asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğurabilir. Bu halde sadece müsaderenin infazı mümkün değildir. Hükmün bölünmek suretiyle, asıl suç ve hükümle birlikte sonuç doğuran müsadere ile ilgili fıkranın onanması, hükmün diğer kısımlarının bozulması halinde yerel mahkeme kararının ceza ve güvenlik tedbiri olarak birbirinden ayrıştırılması sonucunu doğuracaktır. Bunların yanı sıra 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın 54/3. maddesinde belirtildiği gibi müsadere kararının verilip verilmeyeceği mahkemenin takdirine bırakılan hallerde ki, dosyamızdaki müsadere hususu hakimin takdirinde olup, takdir yetkisinin ve mahkemenin direnme hakkının elinden alınması sonucuna neden olacaktır. Bunun tek istisnası müsadere kararı esas hükme konu suç ile doğrudan ilişkili olmayıp müsadere konusu eşyanın üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımının suç oluşturmasıdır. Tüm bu anlatılanlar dikkate alındığında hükmün suçta kullanılan aracın müsadere talebinin reddine ilişkin kısmının onanmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 09.01.2024