Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/20081 E. 2024/9439 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2021/20081
Karar No
2024/9439
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/951 E., 2016/804 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri; kararı temyiz etmek istediğine ve gereğinin yapılması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, sanığın cadde üzerinde sigara satışı yaptığı tespit edilmiş olup, toplam 13 paket gümrük kaçağı sigaranın ele geçirildiği anlaşılmıştır. Sanık hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53 ve 54. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanık savunmalarında, sigara satarken yakalandığının doğru olduğunu beyan etmiştir. Kaçak eşyaya mahsus tespit (KEMT) varakası ve bilirkişi raporunda belirlenen gümrüklenmiş değerin Dairemiz yerleşik içtihatlarına göre "pek hafif değer" aralığında olduğu anlaşılmıştır. Tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; Sanığın 5607 sayılı Kanun'un 3/18 maddesi ve 5237 sayılı Kanunun 62 ve 52/2 maddeleri uyarınca neticeten 2 yıl 6 ay hapis ve 80, 00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesine karşın, hükmün gerekçesinde sanığın, 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18 maddesi delaleti ile aynı Kanun'un 3/5, 3/10 ve 3/10-son maddeleri ile 5237 sayılı Kanun'un 62 ve 52/2 maddeleri uyarınca neticeten 2 yıl 6 ay hapis ve 100, 00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğinin belirtilmesi suretiyle hüküm ve gerekçe arasında çelişki meydanda getirilmesi, Kabule göre ise; 1.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra ise 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son cümle delaletiyle anılan Kanun'un 3/5, 3/10 madde ve fıkraları kapsamında bulunduğu gözetildiğinde; 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/22. madde fıkrasının “23.” fıkra olarak değiştirildiği gözetilerek, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. maddesine eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi, yine 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı gözetilerek, Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son maddesinin yollamasıyla 3/5, 3/10, 3/23 ve 5/2 maddeleri ayrı ayrı somut olaya uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12. maddenin 2. fıkrası nazara alınarak sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu, 2.Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı ve 16.05.2017 tarihli ve 2015/398 Esas, 2017/272 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtilmekle; İncelemeye konu dosyaya ilişkin suç tarihinin 25.04.2013, iddianame düzenleme tarihinin ise 09.04.2015 olduğu, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminde (UYAP) yapılan incelemede; aynı gün incelemesi yapılarak bozulmasına karar verilen Dairemizin 2024/3383 Esas sayısında kayıtlı olan Adana 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/27 Esas, 2023/1787 Karar sayılı dosyasında suç tarihinin 12.12.2013, iddianame düzenleme tarihinin 26.12.2013 olduğu gözetilerek suç tarihlerine ve işlenen suçun niteliğine göre sanığın eylemlerinin zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından anılan dosyaların celp edilerek incelenmesi, gerektiğinde derdest dosyanın birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 22.10.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2021/20081, K. 2024/9439, T. 22.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2021-20081-e-2024-9439-k-81858d9eb011