Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/15430 E. 2023/8325 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/15430
- Karar No
- 2023/8325
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/52 E., 2016/193 K. Suçtan doğrudan zarar görmeyen, davaya katılma ve hükmü temyize yetkisi bulunmayan şikâyetçi vekilinin vaki temyiz inceleme isteğinin 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddinin gerektiği, Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun' un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği sanık müdafiin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. GEREKÇE Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin hatalı gösterilmesi, mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiştir. A. Şikâyetçi Vekilinin Temyiz Talebi Yönünden; Yargılama konusu suç yönünden şikâyetçi Kurumun suçtan zarar gören sıfatının bulunmadığı bu itibarla 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkının ve aynı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği bu suçtan kurulan hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır. B. Sanık Müdafiin Temyiz Talebi Yönünden; Sanığın, yerleşim yeri olarak bildirmiş olduğu adresten farklı bir adreste ikamet ettiğinin tespit edilmesinden ibaret somut olayın, 5490 sayılı Nüfuz Hizmetleri Kanunu'nun 68 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde düzenlenen kabahati oluşturduğu ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun (5326 sayılı Kanun ) 24 üncü maddesi uyarınca mahkemece idarî yaptırım kararı verilebileceği sabit ise de idarî para cezasının miktarına göre aynı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca soruşturma zamanaşımı süresinin gerçekleşmesi nedeniyle kabahatli (sanık) hakkında idarî para cezası verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. II. KARAR A. Şikâyetçi Vekilinin Temyiz Talebi Yönünden; Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle şikâyetçi vekilinin temyiz isteğinin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Beraat Kararı Yönünden; Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Marmaraereğlisi Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.02.2016 tarihli ve 2014/52 Esas, 2016/193 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, 5326 sayılı Kanun'un 24 üncü maddesi uyarınca mahkemece idarî yaptırım kararı verilebileceği sabit ise de idarî para cezasının miktarına göre aynı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca soruşturma zamanaşımı süresinin gerçekleşmesi nedeniyle kabahatli (sanık) hakkında İDARÎ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle 11.10.2023 tarihinde karar verildi.