Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/13188 E. 2025/4032 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/13188
- Karar No
- 2025/4032
- Karar Tarihi
B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/511 E., 2019/799 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER: Beraat, mahkûmiyet, müsadere TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Erzurum 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2018 tarihli ve 2018/669 Esas, 2018/782 Karar sayılı hükmünün Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin 02.10.2019 tarihli kararı ile bozulduğu, bozma kararı üzerine yerel mahkemece verilen 23.12.2019 tarihli hükümle Yargıtay (Kapatılan) 19. Ceza Dairesinin kararına direnilmesi suretiyle hüküm tesis edilmiş ise de; Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre, şeklen direnme kararı verilmiş olsa dahi; A) Bozma kararı doğrultusunda işlem yapmak, B) Bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, C) Bozma sonrasında yapılan araştırmaya, incelemeye, toplanan yeni delillere dayanmak, D) İlk kararda yer almayan ve daire denetiminden geçmemiş bulunan yeni ve değişik gerekçelerle hüküm kurmak, suretiyle verilen hüküm, özde direnme kararı olmayıp bozmaya eylemli uyma sonucu verilen yeni bir hükümdür. Bu itibarla inceleme konusu kararın direnme kararı niteliğinde olmayıp, eylemli uyma niteliğinde olduğu ve bu nitelikteki bir hükmün temyiz edilmesi halinde ise incelemenin Yargıtay'ın ilgili dairesine ait olduğu gözetilerek; Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I- Katılan Vekilinin Sanığın 11.07.2013 Tarihli Eyleminden Dolayı Verilen Beraat Kararına Dair Temyiz İstemine Yönelik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 119. maddesindeki “konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir” düzenlemesi nazara alınarak iş yerinde önleme araması kararına istinaden arama yapılamayacağı, tek başına usule uygun olmayan arama sonucu ele geçen eşyanın mahkûmiyet hükmü kurmaya yeterli olmadığı, ancak sanığın Mahkeme huzurundaki savunmasında iş yerinde ele geçen dava konusu gümrük kaçağı sigaraları satmak için bulundurduğunu ikrar ettiği dikkate alınarak, usule uygun olmayan aramada ele geçen eşya haricindeki deliller ve bilhassa sanığın sorgudaki samimi ikrarı irdelenerek, birleşen dosya ile zincirleme suç hükümleri de göz önünde bulundurularak sanığın hukuki durumunun mevcut delillere göre değerlendirilip takdiri yerine, yerinde görülmeyen gerekçe ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. II- Mahkûmiyet Hükmüne Dair Sanığın Temyiz İstemine Yönelik Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin, 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3.maddesinin 5. ve 10. fıkraları kapsamında bulunduğu gözetildiğinde; 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 22. fıkrasının ''3/23." madde ve fıkrası olarak değiştirildiği dikkate alınarak, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. madde ve fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar pek hafif olması halinde üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtarında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5, 3/10, 3/23 ve 5/2. maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının Mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir. Açıklanan nedenlerle, katılan vekili ile sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 17.03.2025 tarihinde karar verildi.