Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/12855 E. 2024/10873 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/12855
- Karar No
- 2024/10873
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2013/468 E., 2015/268 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Sanık ... hakkında beraat, nakil aracının müsaderesine yer olmadığına, Sanık ... hakkında mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi ret, kısmi bozma Katılan ... İdaresi vekili adına Hazine vekilinin temyizi yönünden; katılan ... İdaresine 28.10.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen kararı, katılan ... İdaresi adına Hazine vekilinin yasal süreden sonra 05.11.2015 tarihinde temyiz etmesi nedeniyle temyiz isteminin süresinde olmadığı anlaşılmıştır. Sanık ...'ın temyizi yönünden; sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ...'ın temyiz sebepleri; verilen hapis cezasının para cezasına çevrilmesinin gerekmesine, cezanın haksız ve fazla olması nedeniyle bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE A. Katılan ... İdaresi Vekili adına Hazine Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Katılan ... İdaresine 28.10.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen kararı, katılan ... İdaresi adına Hazine vekilinin yasal süreden sonra 05.11.2015 tarihinde temyiz etmesi nedeniyle temyiz isteminin süresinde olmadığı anlaşılmıştır. B. Sanık ...'ın Temyiz İsteği Yönünden Kilis-Hassa karayolu üzerinde önleme araması kararı uyarınca beraat eden sanık ...'ın sevk ve idaresinde, yolcu olarak sanık ...'ın bulunduğu ticari takside yapılan aramada; oracın arka bagajında 4 adet valiz ve bir adet çuval içeresinden toplam 450 karton gümrük kaçağı ve bandrolsüz sigaranın ele geçirildiği anlaşılmıştır. Sanık ...'ın savunmalarında; sigaraları Kilis ilinden daha önce tanımadığı şahıslardan satın aldığını ve İslahiye'ye gitmek üzere bir taksicinin aracına yüklediğini, yolda seyir halindeyken de kolluk görevlilerince yakalandığını, bu sigaraları satmanın yasak olduğunu bilmediğini, maddi durumu iyi olmadığı için buna mecbur kaldığını beyan ettiği görülmüştür. Sanık ...'ın savunmalarında; Kilis ilinde otogarda taksicilik yaptığını, olay günü de ...'ın yanına gelerek yanında bulunan iki çocuk, bir bayan ve yanlarında bulunan valizlerle birlikte İslahiye ilçesine götürmelerini söylediğini, kendisinin de müşteri olarak aracına aldığını ve yola çıktıklarını, yolda jandarma görevlilerince durdurulduklarını, araçta yakalanan kaçak sigaralarla kendisinin ilgi ve alakasının bulunmadığını, sigaraların araçta yolcu olarak bulunan ...'a ait olduğunu söylemiştir. Kaçak eşyaya mahsus tespit varakası ve suça konu sigaraların bandrolsüz ve kaçak olduğuna dair bilirkişi raporunun dava dosyasında mevcut olduğu görülmüştür. Tüm dosya kapsamına göre sanığa ait olduğu anlaşılan ticari miktar ve mahiyette kaçak sigaraların ele geçirilmesi, sanığın ikrarı ve tüm dosya kapsamı karşısında sanığın atılı suçu işlediğinin sabit kabul edilip hakkında 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na ( 5607 sayılı Kanun) muhalefet suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1.Dava konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin 2 katının ödenmesi halinde; soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık ihtaratında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrası kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının son cümlesi delaletiyle anılan Kanun'un 3 üncü maddesinin beşinci, onuncu ve yirmiüçüncü fıkraları kapsamında bulunduğu, Hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü (7423 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile değişik ) fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar, pek hafif olması halinde ise üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içermesi yine aynı Kanun'un 62 nci maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve anılan madde uyarınca suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarındaki miktarın hüküm verilinceye kadar Devlet Hazinesine ödenmesi halinde verilecek cezada indirim uygulanacağının hüküm altına alındığı gözetilerek, Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin onsekizinci fıkrasının yollamasıyla 3 üncü maddesinin beşinci ve onuncu fıkraları gereğince uygulama yapılması ve aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin yirmiüçüncü fıkrası ve 5 inci maddesinin ikinci fıkrasının da uygulama şartlarının oluşup oluşmadığı değerlendirilip somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ( 5237 sayılı Kanun) 7 nci maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12 nci maddesinin ikinci fıkrası gözetilerek sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması zorunluluğu bozmayı gerektirmiştir. 2. Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar ve 16.05.2017 tarihli ve 2015/398 Esas, 2017/272 Karar sayılı ilâmlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından; İncelemeye konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 17.06.2013, iddianame düzenleme tarihinin 01.07.2013 olduğu, Dairemizin 03.10.2022 tarihli ve 2022/5732 Esas, 2022/13298 Karar sayılı ilâmı ile bozulmasına karar verilen ve Karaisalı Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/90 Esasında kayıtlı derdest dosyasında suç tarihinin ise 02.06.2013, iddianame düzenleme tarihinin 03.02.2014 olduğu gözetilerek, Sanığın bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hukuka aykırı bulunmuştur. 3.Sanık hakkında hem hapis hem de adli para cezasına hükmedilmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 58. maddesinin uygulanmasında adli para cezalarında mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına yasal olanak bulunmadığı halde hiçbir ayrım yapılmaksızın sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR A. Katılan ... İdaresi adına Hazine Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle katılan ... İdaresi adına Hazine vekilinin vaki temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317 nci maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanık ...'ın Temyiz İsteği Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanık ...'ın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 03.12.2024 tarihinde karar verildi.