Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/12437 E. 2025/6864 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/12437
- Karar No
- 2025/6864
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/185 E., 2015/426 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Beraat, mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEMYİZ EDENLER : Katılan ... İdaresi vekili, sanık ... TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. Katılan ... İdaresi Vekilinin Sanıklar ... ve ... Hakkında Kurulan Beraat Hükümlerine Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde; Olay tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre, ''Betocim tabelalı iş yeri bitişiğinde taş ocağı mevkiinde akaryakıt kaçakçılıklığı yapıldığı'' ihbarı üzerine alınan usulüne uygun arama kararına istinaden yapılan iş yeri aramasında suça konu 780 kg daralı ağırlığı 980 litre kaçak akaryakıt ele geçirilen olayda; ihbar içeriğine uygun kaçak akaryakıtın sanıkların bulunduğu iş yerinde ele geçirilmesi, eylem ve menfaat birliği ile hareket eden sanıkların eylemlerinin 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 4/2. Maddesindeki toplu kaçakçılık suçunu oluşturduğu hususu gözetilmeden, sanıkların iş yerinde ele geçen kaçak akaryakıtın ticari amaçla bulundurulduğunun kabulü gerekirken, kanunî olmayan
yetersiz gerekçelerle beraatlerine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
II. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Temyiz İsteminin İncelenmesinde Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak; 1.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin, 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/11. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/11. maddesinin son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3. maddesinin 5. ve 10. fıkraları kapsamında bulunduğu gözetilerek, kararın gerekçe kısmında sanık hakkında 5607 sayılı Kanun'un 3/10 ve 3/11. maddesi uyarınca uygulama yapılacağının belirtilmesine karşın, 5607 sayılı Kanun'un 3/10. maddesi uyarınca hüküm kurulmak suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişkiye neden olunması,
2.Yukarıda I numaralı bentte açıklandığı üzere eylem ve menfaat birliği ile hareket eden sanıklar ..., ... ve ...'nın eylemlerinin 5607 sayılı Kanun'un 4/2. maddesi gereğince toplu kaçakçılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, sanık hakkında bireysel kaçakçılıktan hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayini,
3.Sanık hakkındaki erteli 1 yıl 8 ay hapis cezasında denetim süresinin hükmolunan ceza süresinden az olamayacağı gözetilmeden bu sürenin 1 yıl olarak belirlenmesi suretiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5273 sayılı Kanun) 51/3. maddesine aykırı davranılması,
4.5237 sayılı Kanun'un 53/3. maddesi uyarınca, mahkum olduğu kısa süreli olmayan hapis cezası ertelenen sanık hakkında anılan maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde yazılı hak yoksunluğunun, sanığın sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet veya kayyımlık yetkileri açısından uygulanmasına yer olmadığına, altsoyu dışında kalanlarla ilgili bu hak ve yetkilerden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
5.Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin, 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/11. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/11. maddesinin son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3. maddesinin 5. ve 10. fıkraları kapsamında bulunduğu gözetildiğinde;
10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 22. fıkrasının ''3/23." madde ve fıkrası olarak değiştirildiği dikkate alınarak, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. madde ve fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar pek hafif olması halinde üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtarında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle;
Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/11. maddesi ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/11-son yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5, 3/10, 3/23 ve 5/2. maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukukî durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının Mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
Açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 05.05.2025 tarihinde karar verildi.