Yargıtay · 7. Ceza Dairesi
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2021/12178 E. 2025/5366 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 7. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/12178
- Karar No
- 2025/5366
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/753 E., 2015/732 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : Sanıklar ... ve ... hakkında beraat, sanık ... hakkında mahkûmiyet, kaçak sigaraların müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I- Katılan Gümrük İdaresi Vekilinin Münhasıran Sanıklar ... ve ... Hakkında Verilen Beraat Hükümlerine Yönelik Temyiz İstemi Yönünden; Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan Gümrük İdaresi vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, katılan Gümrük İdaresi vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, II- Sanık ...'nin Temyiz İstemi Yönünden; Olayın oluş biçimi, sanığın aşamalardaki savunması, ele geçirilen kaçak eşyanın miktar ve mahiyeti ile eşyanın yakalanma şekli göz önüne alındığında, atılı suçun sanık tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; 1. Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre sanığın eyleminin, 11.04.2013 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18. maddesi kapsamında kaldığı, ancak suç tarihinden sonra 28.06.2014 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesinin son cümlesi yollamasıyla aynı Kanun'un 3.maddesinin 5. ve 10. fıkraları kapsamında bulunduğu gözetildiğinde; 10.12.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanıp, aynı gün yürürlüğe giren 7423 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 22. fıkrasının ''3/23." madde ve fıkrası olarak değiştirildiği dikkate alınarak, hükümden sonra 15.04.2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 61. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'un 3/23. madde ve fıkrasına eklenen "Eşyanın değerinin hafif olması halinde verilecek cezalar yarısına kadar pek hafif olması halinde üçte birine kadar indirilir." şeklindeki düzenlemenin sanık lehine hükümler içerdiği, yine aynı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca kovuşturma aşamasında etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve dava konusu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katının ödenmesi halinde, soruşturma evresinde etkin pişmanlık konusunda ihtarat yapılmamış ise verilecek cezada 1/2 oranında, yapılmış ise 1/3 oranında indirim yapılacağı belirtilerek 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesi uyarınca etkin pişmanlık ihtarında bulunulması gerektiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle; Suç tarihinde yürürlükte olan 6455 sayılı Kanun ile değişik 5607 sayılı Kanun'un 3/18. maddesi ile 6545, 7242 ve 7423 sayılı Kanunlar ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 3/18-son yollamasıyla aynı Kanun'un 3/5, 3/10, 3/23 ve 5/2. maddeleri somut olaya ayrı ayrı uygulanarak belirlenen sonuç cezalar karşılaştırılmak suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 7. maddesi ve 7242 sayılı Kanun'un 63. maddesi ile 5607 sayılı Kanun'a eklenen geçici 12/2. maddesi gereği ilgili hükümlerin yasal koşullarının oluşup oluşmadığının Mahkemesince saptanması ve sonucuna göre uygulama yapılmasında zorunluluk bulunması, 2. Sanık hakkında takdiri indirim uygulanırken uygulama maddesi olarak 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddesi yerine 62. maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 232/6. maddesine aykırı davranılması, 3. Dava konusu kaçak sigaraların müsaderesi sırasında 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi delaletiyle 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, nedenleriyle hukuka aykırılık bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, 14.04.2025 tarihinde karar verildi. (K.D.) KARŞI DÜŞÜNCE Ceza Muhakemesi Kanununun 2/e maddesine göre soruşturma kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden itibaren başlamaktadır. Makul şüphenin varlığına delalet eden hallerde Ceza Muhakemesi Kanununun 160/1-2, 161/2 ve 164/2 maddeleri gereğince Cumhuriyet Savcısına bilgi verilerek onun emir ve talimatları doğrultusunda hareket etmek zorunludur. Kolluk görevlileri kendi başlarına işlem yaparlarsa, bu işlemler Ceza Muhakemesi Kanunundaki düzenlemelere uygun düşmediği için geçerli olmayacaktır. Somut olayda kolluğa UPS kargo Mahmutbey şubesine ... adına içinde çok miktarda kaçak sigara olan kargo geldiği ve şahsın kargosunu almak üzere yola çıktığına dair ihbar yapılmış, bu ihbarı alan kolluk görevlileri öncelikle kargo şubesinden ... adına kargo geldiğini bu şahsın dağıtım zaptını imzalayarak çıktığını öğrenmişler, daha sonra kolluk görevlileri eşyaların bir araca yüklendiğini görmüşler ve aracı durdurarak araçtakilerden kolilerde ne olduğunu sormuşlar, araçtakiler kolilerde ne olduğunu bilmediklerini söylemeleri üzerine kamyonet kasasındaki kolileri açarak çay kolilerinin içinde sigara olduğunu görerek işlem yapmışlardır. Kolluk görevlilerin ihbar alınmasından itibaren Cumhuriyet Savcısına bilgi vererek onun emir ve talimatları doğrultusunda hareket etmeleri gerekirken, arama konusunda alınmış hiç bir karar olmamasına rağmen arama işlemi dahi yapmışlar, soruşturmanın sorumlusu olan Cumhuriyet Savcısına en sonunda bilgi vermişlerdir. Kolluk Cumhuriyet Savcısının emir ve talimatlarına göre hareket etmediği gibi, aldığı somut bilgiye rağmen adli arama kararı alınması gereken halde, haksız arama yaptığı için arama işlemi usulsüzdür. Arama usulsüz olduğu için usulsüz aramada elde edilen sigaralar delil değeri taşımadığından hükme esas alınamaz. Elde edilen sigaralar hükme esas alınamayacağı için sanık ...’nin beraatına karar verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle heyetimizin sayın çoğunluğunun aramanın usulsüzlüğüne işaret etmeyen kararına katılmıyorum.