Yargıtay · 7. Ceza Dairesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2012/30413 E. 2013/21993 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
7. Ceza Dairesi
Esas No
2012/30413
Karar No
2013/21993
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi SUÇ : 5846 sayılı kanuna muhalif HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; 1-Sanığın, 17.03.2009 tarihli suç yönünden kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanığın yaşına göre, CMK'nun 185/1. maddesi uyarınca kapalı yapılması gereken 27.04.2010 tarihli duruşma açık yapılmış ise de, telafisi mümkün olmadığından, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de, a)5271 sayılı CMK'nun 231. maddesinde düzenlenen "suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın Aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi" ve diğer objektif ve sübjektif koşulların varlığı halinde, CMK'nun 231/5 madde ve fıkrası gereğince, sanık hakkında aynı yasanın 231/6-c maddesi de değerlendirilerek tespit edilen söz konusu zararın giderilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği anlaşılmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Kara sayılı kararında; "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir." denilmektedir. Bu ilkeler çerçevesinde, her olaya özgü ayrı değerlendirme yapılarak, maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilmesi halinde zararın giderilmesi koşulundan bahsedilebileceği, somut olayda suçun işlenmesi ile ortaya çıkan ölçülebilir bir zarar bulunmadığı halde, zararın giderilmemiş (telif haklarının ödenmemiş) olması gerekçesine dayanılarak; yine "geçmiş hali, yargılama sürecindeki davranışları, cezanın muhtemel etkileri" dikkate alınarak sanık hakkında TCK'nun 62. maddesi uygulandığı halde, bu gerekçelerle çelişir şekilde ve herhangi bir olumsuz hali dosyaya yansımayan sanık hakkında, bu kez, "kişilik özellikleri gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşmaması" gerekçe gösterilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, b)Suç tarihinde 18 yaşını tamamlamadığı anlaşılan yaşı küçük sanık hakkında sosyal inceleme raporu alınmadığı gibi, alınmamasının gerekçesi de kararda gösterilmeyerek, 5395 sayılı Yasa'nın 35/3. maddesine muhalefet edilmesi, c)CMK'nun 232/2-c maddesi hükmüne aykırı olarak, karar başlığına suç tarihinin yazılmaması, d)Karar başlığına sanığın nüfusa kayıtlı olduğu yerin yanlış yazılması, e)Son celse tarihi itibariyle sanığın 18 yaşını tamamlamış olduğu gözetilerek, CMK'nun 182. maddesi uyarınca hem duruşmanın açık yapılması hem de hükmün açık duruşmada açıklanması gerektiği halde, gerekçesi de gösterilmeksizin duruşmanın kapalı yapılması, hükmün kapalı celsede tefhim edilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de; f)5237 sayılı TCK'nda cezaların toplanmasına ilişkin düzenlemenin yer almaması, 5275 sayılı Yasa'nın 99/1. maddesinde ise "Bir kişi hakkında hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar." şeklindeki hükmün bulunması karşısında, cezaların toplanmasının mümkün olmadığı gözetilmeksizin, sanık hakkında hükmolunan para cezalarının toplanması suretiyle tek bir para cezasına hükmedilmesi, g)El konulan iddianame konusu tüm eşya hakkında bir karar verilmesi yerine, sadece adli emanette kayıtlı numunelerin müsaderesi ile yetinilmesi, 2-Sanığın, 17.04.2009 tarihli suç yönünden kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Sanığın yaşına göre, CMK'nun 185/1. maddesi uyarınca kapalı yapılması gereken 27.04.2010 tarihli duruşma açık yapılmış ise de, telafisi mümkün olmadığından, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Hükmün sair yönleri incelenmemiş ise de; a)5271 sayılı CMK'nun 147 ve 191. maddeleri uyarınca sanığın usulüne uygun şekilde sorgusu yapılmadan, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, b)Suç tarihinde 18 yaşını tamamlamadığı anlaşılan yaşı küçük sanık hakkında sosyal inceleme raporu alınmadığı gibi, alınmamasının gerekçesi de kararda gösterilmeyerek, 5395 sayılı Yasa'nın 35/3. maddesine muhalefet edilmesi, c)Karar başlığına sanığın nüfusa kayıtlı olduğu yerin yanlış yazılması, d)Son celse tarihi itibariyle sanığın 18 yaşını tamamlamış olduğu gözetilerek, CMK'nun 182. maddesi uyarınca hem duruşmanın açık yapılması hem de hükmün açık duruşmada açıklanması gerektiği halde, gerekçesi de gösterilmeksizin duruşmanın kapalı yapılması, hükmün kapalı celsede tefhim edilmesi, Kabul ve uygulamaya göre de; e)5271 sayılı CMK'nun 231. maddesinde düzenlenen "suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın Aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi" ve diğer objektif ve sübjektif koşulların varlığı halinde, CMK'nun 231/5 madde ve fıkrası gereğince, sanık hakkında aynı yasanın 231/6-c maddesi de değerlendirilerek tespit edilen söz konusu zararın giderilmesi durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebileceği anlaşılmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03.02.2009 tarih ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Kara sayılı kararında; "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından biri olan zarardan kast edilen maddi zarar olup, bu zararın belirlenmesinde teknik bilgiye ihtiyaç duyulmayan hallerde hakim, kanaat verici basit bir araştırma yaparak zararı belirlemelidir." denilmektedir. Bu ilkeler çerçevesinde, her olaya özgü ayrı değerlendirme yapılarak, maddi zararın kanaat verici basit bir araştırma ile tespit edilebilmesi halinde zararın giderilmesi koşulundan bahsedilebileceği, somut olayda suçun işlenmesi ile ortaya çıkan ölçülebilir bir zarar bulunmadığı halde, zararın giderilmemiş (telif haklarının ödenmemiş) olması gerekçesine dayanılarak; yine "geçmiş hali, yargılama sürecindeki davranışları, cezanın muhtemel etkileri" dikkate alınarak sanık hakkında TCK'nun 62. maddesi uygulandığı halde, bu gerekçelerle çelişir şekilde ve herhangi bir olumsuz hali dosyaya yansımayan sanık hakkında, bu kez, "kişilik özellikleri gözönünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaat oluşmaması" gerekçe gösterilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, f)5237 sayılı TCK'nda cezaların toplanmasına ilişkin düzenlemenin yer almaması, 5275 sayılı Yasa'nın 99/1. maddesinde ise "Bir kişi hakkında hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar." şeklindeki hükmün bulunması karşısında, cezaların toplanmasının mümkün olmadığı gözetilmeksizin, sanık hakkında hükmolunan para cezalarının toplanması suretiyle tek bir para cezasına hükmedilmesi, g)El konulan iddianame konsusu tüm eşya hakkında bir karar verilmesi yerine, sadece adli emanette kayıtlı numunelerin müsaderesi ile yetinilmesi, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 7. Ceza Dairesi, E. 2012/30413, K. 2013/21993, T. 18.11.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-7-ceza-dairesi-2012-30413-e-2013-21993-k-68c07b55ce4a