Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2026/1524 E. 2026/1521 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1524
Karar No
2026/1521
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/460 E., 2026/142 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/258 E., 2021/455 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. ŞİKAYET Şikayetçi vekili dilekçesinde; müvekkilinin başlattığı ilâmsız icra takibi neticesinde borçlu adına kayıtlı taşınmazın 1.710.000,00 TL bedelle satıldığını, bedelin paylaşımına ilişkin düzenlenen sıra cetvelinde 2. sırada yer alan şikayet olunan haczine dair prim borcu olan şirket hakkında takibe geçilip geçilmediği hususunun araştırılmadığını, şikayet olunanın takip yapmaksızın borçlu adına kayıtlı taşınmaza dava dışı firma prim borcundan dolayı haciz koyduğunu, prim borcunun muaccel olduğu tarihte borçlunun şirket ortağı veya temsilcisi olup olmadığının araştırılmadığını, bu kapsamda şikayet olunan tarafından konulan haciz usulüne uygun olmadığından 2. sırada müvekkili banka haczinin yer alması gerektiğini ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP Şikayet olunan vekili cevap dilekçesinde; şikayetin hak düşürücü süre içinde yapılmadığını, 5510 sayılı Yasanın 88. maddesi uyarınca borçlunun dosya dışı şirketin borçları sebebiyle müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu savunarak, şikayetin reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesinin 16. fıkrası hükmü uyarınca şikayet olunanın şirket hakkında icra takibi yapmadan doğrudan yönetici hakkında 6183 sayılı Yasa uyarınca icra takibi yapma ve bunun üzerine haciz koydurma yetkisi bulunduğu, SGK’nın prim alacaklarından dolayı kanuni temsilcilerin sorumluluğunun fer'i bir sorumluluk olmayıp birinci derecede ve doğrudan bir sorumluluk olduğu, SGK’ya prim borcu olan şirketin bu prim borcundan dolayı şirketin temsilcisi ...'ın taşınmazı üzerine SGK’nın haciz işlemi uygulamasının hukuka uygun bulunduğu, şikayet olunan tarafından borçlu şirket hakkında takip yapılmakla birlikte tahsil edilememesi üzerine şirket yetkilileri hakkında haciz kararı alınarak ...'a da ödeme emrinin 01.07.2016 tarihinde tebliğ edildiği, adı geçenin maliki olduğu dava konusu taşınmaza 13.04.2016 tarihinde haciz konulduğu, şikayetçinin alacaklı olduğu takip dosyasında taşınmaz üzerine konulan haczin 20.10.2016 tarihinde tesis edildiği, buna göre şikayet olunanın 5510 sayılı Yasanın 88. maddesinin 16, fıkrası kapsamındaki takibiyle takipteki taşınmaz haczinin yasaya uygun olduğu, sıra cetvelinde hukuka aykırılık tespit edilemediği gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şikayet olunan kurumun haczinin yasal düzenlemelere uygun ve geçerli olduğu, öte yandan şikayet dilekçesi içeriğinde vergi dairesi hazineye ilişkin bir iddia ileri sürülmediği gibi şikayet dilekçesinde vergi dairesine husumet yöneltilmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Şikayetçi vekili temyiz dilekçesinde; a.Takibe geçilmeden haciz konulmasının hukuka aykırı olduğunu, prim borçlarının muaccel olduğu tarihte ...'ın şirket ortağı veya temsilci olup olmadığının araştırılmadığını,

b.Çerkezköy Vergi Dairesinin haczine ilişkin itirazının dikkate alınmadığını, sıra cetvelinde birinci ve ikinci sırada yer alan hacizlerin düştüğünü,

d.Dava dışı şirketin Vergi ve SGK borçlarının yine bu şirketten tahsil edilme imkânının SGK ve Vergi Dairesi tarafından araştırılıp araştırılmadığının sorgulanmadığını, eksik araştırma yapıldığını beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Talep, sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir.

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371'inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, yargılama şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, şikayetçi vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,

Alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2026/1524, K. 2026/1521, T. 16.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2026-1524-e-2026-1521-k-298c74e373f8