Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/886 E. 2026/381 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/886
- Karar No
- 2026/381
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1193 E., 2025/4 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/618 E., 2023/203 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların, 3 76... parselle ilgili olarak davalı ile Bursa 16. Noterliği'nin 02.11.2016, 03.11.20 16... .11.2016 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerini imzaladıklarını, davalı tarafın sözleşme hükümleri ile üstlendiği edimleri sözleşmeye uygun olarak ifa etmemesi, eksik ve ayıplı ifa etmesi, sözleşmede kararlaştırılmış olan sürede sözleşmeye uygun bir teslim yapmaması, tüm ihtar ve tespitlere rağmen borçlarını ifâya yanaşmaması nedenleriyle davacı müvekkillerine karşı sorumlu olduğunu, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 12. maddesinde ortak alanlar dahil olmak üzere imalatların tümünün sözleşmeye ve teknik şartnameye uygun olarak inşaat ruhsatının alınmasından itibaren en geç 15 ay içerisinde tamamlanacağının ve binaların oturma izni alınmadan, ortak alanlar bitirilmeden, anahtar teslimi yapılmadan ve teknik şartnamedeki yükümlülükler yerine getirilmeden inşaatın tamamlanmış sayılmayacağının hükme bağlandığını, teknik şartnamenin 1. maddesinde yüklenici firmanın binaları ve bahçe düzenlemelerini ruhsatlı projelere ve eklerine uygun olarak eksiksiz olarak inşa edeceğinin belirtildiğini, yapı kullanım izninin davalı firma tarafından sözleşmeye aykırı olarak alınmadığını, inşaatın gerek fiziken ve gerekse hukuken tamamlanmadığını, sitede ikamet eden davacılar ile diğer site sakinlerinin halen şantiye suyu ve elektriği kullanmakta olduklarını, bu nedenle yüksek miktarda faturalar ödemek durumunda kaldıklarını, inşa edilecek her iki bloktan 16'şar tane olmak üzere toplam 32 adet dairenin arsa sahiplerine ve geri kalan 30 adet daire ile 4 adet dükkanın ise davalı yükleniciye kalacağını, davalı firmaca fazladan 4 adet daire inşa edildiği gibi 8 adet dairenin ise 5+1 dubleks daire olarak yapıldığını, davalı yüklenici tarafından fazladan yapılan 4 daire ile dubleks dairelerin değerlerinin belirlenerek %50'sinin hak sahibi olan davacılara ödenmesi gerektiğini, davalı firmaca taraflar arasındaki sözleşmenin 8. maddesi uyarınca ödenmesi gereken kira ödemelerinin sözleşmeye aykırı olarak tam ödenmediğini, davalı tarafın sözleşme hükümlerine aykırı olarak hareket ettiğini ve üzerine düşen edimlerini yerine getirmediğini, bu hususun Bursa 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/65 D. İş sayılı dosyasıyla sabit olduğunu, söz konusu tespit dosyasıyla elektrik tesisatı yapımıyla ilgili eksik işler bedelinin 44.893,18 TL, inşaat yapımıyla ilgili eksik işler bedelinin 160.115,62 TL ve mekanik tesisat yapımı ile ilgili eksik işler bedelinin 9.050,00 TL olduğunun tespit edildiğini, tespit dosyasında bilirkişilerce tespit edilen eksik işlerin yanı sıra birtakım eksikliklerin daha olduğunu, davalı firmaca tespitten sonra ve davadan kısa bir süre önce jeneratör takılmış bulunmasına karşılık sözleşmede belirtilen elverişliliğe sahip olmadığını, sadece ortak alanların kısmi işlevini gören bir jeneratör takıldığını, bu mağduriyetin giderilebilmesi için sözleşme hükmünde düzenlenen jeneratörün takılması ya da bedelinin ödenmesi gerektiğini, sözleşmenin 13. maddesinde bahçe altında kapalı ortaparkta her daire için en az bir araçlık yer tahsis edilmesi gerektiğinin hükme bağlanmış olmasına karşılık, davalı firmaca projeye aykırı otopark düzenlemesi yapıldığı gibi, bahçe düzenlemesinin de yapılmadığını, buna ilişkin zarar kalemlerinin tespitinin gerektiğini, teknik şartnamenin 1. maddesinde yüklenici firmanın binaların yapımına başlarken şantiye elektriği ve şantiye suyu için gerekli abonelik işlemlerini kendi adına yaptıracağı ve gelen faturaları kullanma izinleri alınıp kat malikleri normal abonelik işlemlerini tamamlayana kadar ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, davacı iş sahibi müvekkillerinin davalının yapı kullanım iznini almamasından kaynaklı ilk ödenen emlak beyan bedelleri ile kullandıkları şantiye elektrik, su vb. faturalarının yüksek olmasından kaynaklı zararlarından davalı firmanın sorumlu olduğunu, davalı firmanın temerrüde düşmekle borcun geç ifasından kaynaklanan zararları da gidermekle yükümlü olduğunu ileri sürerek, geç teslim nedeniyle her bağımsız bölüm için kararlaştırılan tarihten itibaren eksik ödenen kira ödemelerinin, imar paylaşım haklarından ... alacağın, eksik ve ayıplı işler bedelinin, gecikme tazminatının ve sözleşmeden kaynaklanan tüm zararlarına karşılık fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak kaydıyla toplam 10.000,00 TL hak, alacak ve tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava dilekçesinde talep edilen alacak kalemlerin içeriğinin ve miktarının ayrı ayrı belirtilmeksizin talepte bulunulduğundan dava dilekçesi içeriğinin ve alacak taleplerinin ayrı ayrı açıklattırılması gerektiğini, davalı müvekkilinin sözleşmeye göre yapımını üstlendiği inşaat projesini tamamlayarak daireleri hak sahiplerine teslim ettiğini, davalı müvekkili şirket tarafından inşaat projesi tamamlanıp daireler teslim edilene kadar kira yardım ödemelerinde herhangi bir eksiklik bulunmadığını, sözleşmeye göre davacı tarafların uhdesinde kalacak dairelerin davalı müvekkilince davacılara teslim edilmiş olup, inşaat sözleşmesine göre eksik veya kusurlu bir hususun bulunmadığını, davacıların iddialarının doğru olduğunun bir an için kabul edilmesi halinde dahi dava konusu alacakların tamamı konusunda ayıp ve eksik iş ihbarında bulunulmadığını, inşaat sözleşmesine konu taşınmazların teslimi gereken tarihlerde teslim edildiğini, davacıların süresinde eksik ve ayıp iş ihbarında bulunmadıkları için eseri teslim aldıkları haliyle kabul etmiş sayılacaklarını, teslim tarihinde davacıların herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmedikleri gibi herhangi bir ihbarda da bulunmadıklarını, yapı kullanım izninin açık ayıplardan kabul edildiğini, davacıların süresinde, eksiksiz ve yapı kullanma izin belgesi almaya hazır şekilde sözleşme konusu bağımsız bölümleri sözleşmede ön görülen sürede teslim aldıklarını, dava konusu taşınmazların mevcut haliyle davacılar tarafından kabul edildiğini, davalı müvekkili şirketin sözleşmedeki sürelere riayet ederek sözleşmede belirtilen bağımsız bölümleri teslim etmiş olduğunu, herhangi bir gecikme olmadığından davacıların kira tazminatı taleplerinin yasal bir dayanağının olmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, inşaattaki eksikliklerin bedelleri ile her bir davacının payına düşen fazladan ödenen inşaat elektriği ve suyunun kullanılmasından kaynaklanan bedellerin tablo halinde rapor edildiği, davacı ...'ın arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olmaması nedeniyle arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan talepler için dava açmada taraf sıfatı bulunmadığı, diğer davacılar yönünden ise, bilirkişi raporları ile davacıların her biri yönünden taleplerin ayrı ayrı incelenmiş, taleplerin çoğunda her bir davacıya düşen payın ayrı ayrı gösterilmiş olduğu, tek tek hesap edilmeyen alacak kalemleri yönünden de davacıların arsa paylarına göre hesap yapmalarının kolay olduğu, bu hususun yeniden rapor almayı gerektirecek bir husus olmadığı, davacıların talep edebilecekleri toplam alacak kalemlerinin bilirkişilerce hesap edilmiş olması nedeniyle ıslah talebinde bulunulmasında bir engel olmadığı, ayrıca bu durumun her bir davacı yönünden davacıların iç ilişkilerini ilgilendiren bir durum olduğu, 26.12.2022 tarihli dilekçe ile davacıların her bir davacı yönünden dava dilekçesini açıklamalarından da kişi başı taleplerin ayrılabilir olduğunun görüldüğü, 4. celsede de taleplerini netleştirmeleri için davacı tarafa süre verildiği, ıslah yapamadıklarının beyan edilmesi karşısında, davacı tarafın halen her bir davacı yönünden her bir kalemin ayrı ayrı hesap edilmesinde ısrar etmesinin, artık bu hususun teknik incelemeyi gerektiren bir işlem olmaktan çıkıp, basit matematik işlemi olması nedeniyle bilirkişi incelemesini gerektirmeyen bir durum olduğu gerekçesiyle davacı ...'ın açmış olduğu davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davacıların açmış oldukları davanın kabulü ile 10.000,00 TL tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, hükme esas alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte ele alındığında, davacılar tarafından her bir alacak kalemi yönünden talep edilebilecek alacak miktarlarının ayrı ayrı tespit edilmesinin mümkün bulunmasına, dava dilekçesinde davacıların tamamı yönünden ve talep konusu tüm alacak kalemleri yönünden topluca talepte bulunulmuş olmasına göre İlk Derece Mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön tespit edilmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; a.Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının denetime elverişsiz olup infazda tereddüte yol açacak mahiyette olduğunu,
b.Mahkeme kararının, herhangi bir gerekçe içermediğinden denetimi imkansız kıldığını,
c.Yapı kullanım izni alınmaması nedeniyle müvekkillerinin uğradıkları zararın tazmini gerektiğini,
d.Davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.