Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/766 E. 2025/2245 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/766
Karar No
2025/2245
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/504 E., 2024/599 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar asıl ve birleşen 2020/91 E. sayılı dosyada davacı-birleşen diğer davalarda davalı kooperatif vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü I. DAVA 1. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacı arsa sahibi kooperatif ile davalı arasında 31.10.2016 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, davalı yüklenicinin edimlerine sözleşmeyle üstlendiği tarihte başlamaması üzerine davalıya yazılan yazıya cevapta belediyenin imar planlarının mahkemece yürütmesinin durdurulduğunun bildirildiği, inşaat sözleşmesi yapılmadan önce, imar planlarının yürütmesinin durdurulmuş ve iptal edilmiş olmaları hususu dikkate alındığında sözleşmenin yapıldığı andan itibaren ifasının imkânsız olduğunu ileri sürerek sözleşmenin baştan itibaren geçersizliğinin tespitini talep etmiştir. 2. Birleşen 2022/72 E. davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 31.10.2016 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiğini, 03.11.2016 tarihinde imzalanan yer teslim tutanağı ile davalı kooperatif tarafından yer teslimi yapıldığını, 18.11.2016 tarihli tutanak ile sözleşmede belirtilen teminatın müvekkili tarafından yerine getirilerek davalıya 720.000,00 TL değerinde teminat bonosu verildiğini, akdedilen sözleşme gereği arsa üzerinde inşa edilecek binalar için proje çalışmalarını başlattığını, hazırlanan tüm projeyi davalı kooperatifin bilgisine sunduğunu, imar konusundaki sıkıntı sebebiyle ruhsat alamadığını, idare mahkemesi tarafından yürütmenin durdurulması kararı verilmesi nedeniyle ruhsat alınamadığının davalıya bildirildiğini, davalı kooperatif yönetim kurulunun yaptığı toplantı sonucunda imar değişikliği durumunun mücbir sebepler sayıldığını, davalı kooperatifin müvekkiline işlerin takibi konusunda vekâletname vermişse de daha sonra bu vekâletnameyi iptal ettiğini, burada “objektif imkânsızlık” değil “geçici ifa imkânsızlık halinin olduğunu, idare mahkemeleri tarafından verilen yürütmenin durdurulması kararından sonra, belediye tarafından imar ile ilgili yeni bir çalışma yapılıp hazırlanan imar planının tekrar ilan edildiğini, yeni imar planının ilan edilmesi ile iddia edilen ifa imkânsızlığının ortadan kalktığını, davalının kötüniyetli olarak bir başka firma ile yeni bir satış vaadi içerikli kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdettiğinin öğrenildiğini, davalının sözleşmeyi eylemli olarak feshettiğini, davalının kusurlu hareketi sonucunda zarara uğrayan müvekkili zararının karşılanması gerektiğini, müvekkilinin bu iş bağlantısı sebebiyle kendisine gelen diğer teklif ve önerileri reddettiğini, bu işin davalı tarafindan kötü niyetli sonlandırmış olması sebebiyle müvekkilinin büyük bir itibar ve kâr kaybına da uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 100.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek olan avans faizleri ile birlikte davalıdan tahsili ve teminat senedinin iadesine karar verilmesinini talep etmiş, yargılama sırasında fazlaya dair her türlü hak ve alacak hakları saklı kalmak kaydı ile talebini 9.920.270,50 TL olarak ıslah etmiştir. 3. Birleşen 2020/91 E. davacı kooperatif vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin sözleşme, şartname ve ihtarname gereklerini yerine getirmediğini, davalı şirket tarafından ilgili belediyelerde gerekli inceleme ve araştırma yapılmamış olmasının da davalı şirketin sözleşme hükümlerine uyma düşüncesinde olmadığını ortaya koyduğunu, ayrıca davalı şirket tarafından sözleşmenin feshi gerekçesiyle tazminat davası açıldığını, dava açılmasının da taraflar arasındaki sözleşmenin bizzat davalı şirket tarafından eylemli olarak kusurlu bir biçimde feshedildiği anlamına geldiğini, sözleşmenin haksız ve eylemli bir biçimde kusurlu olarak feshedildiğinin tespiti ile davalı şirketin sözleşme hükümlerine uymamış olması nedeniyle müvekkili kooperatif yönünden sözleşmenin haklı nedenle feshine karar verilmesini talep etmiştir. 4. Birleşen 2022/180 E. davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde; davalının imzalanan sözleşmeye aykırı davranarak taraflar arasındaki sözleşmeyi haksız olarak ve eylemli bir biçimde feshetmesi sebebiyle sözleşmeden doğan kâr kaybının tazmini için Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/510 Esas sayılı dosyasında kâr mahrumiyeti davası açıldığını ve yargılama sonunda müvekkilinin zararının 12.754.633,50 TL olarak tespit ettiğini, müvekkilinin talebi doğrultusunda 9.920.270,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verdiğini ve verilen karar üzerine bakiye bedeli için Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2021/12405 Esas sayılı dosyası ile takibe başlandığını, ancak karşı tarafın itirazı üzerine takibin durduğunu, davalı tarafın bakiye zararın tahsili için başlatılan takibe yapmış olduğu itirazın iptali ile %20 oranında icra inkâr tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 5. Birleşen 2023/389 E. davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde; Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/504 Esas sayılı dosyasında bilirkişi tarafından belirlenen 16.352.095,00 TL müvekkili alacağından ıslah edilmeyen 3.597.462,00 TL yönünden ek dava açma zorunluluğu doğduğu, davalı taraf hakkında dava konusu alacak için Ankara 13. İcra Dairesinin 2023/16189 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalının 09.06.2023 tarihinde temerrüde düşürüldüğü gerekçesiyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 3.597.462,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 09.06.2023 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, tam ıslah dilekçesiyle Ankara 5. Genel İcra Dairesinin 2023/81253 E. (eski 2023/16189 Esas) takip konusu alacak nedeniyle, takibin iptali hususunda hatalı karar verilmesi nedeniyle iş bu davanın açıldığını, 2023/81253 E. sayılı icra dosyası devam etmesi nedeniyle bu sefer birleşen dosya yönünden davanın tam ıslahı ile Ankara 5. Genel İcra Dairesinin 2023/81253 E. sayılı dosyasına borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile aralarında 31.10.2016 tarihinde sözleşme düzenlenerek yer tesliminin 03.11.2016 tarihinde gerçekleştiğini, sözleşme tarihinde müvekkil tarafından taşınmazın imar durumu Etimesgut Belediyesinden sorulmuş olup, belediye tarafından verilen cevaba göre sözleşme tarihi itibariyle davaya konu taşınmazın imar durumunun mevcut olduğunu, sözleşme gereği davacıya 720.000,00 TL değerinde teminat senedi verildiğini, işlerin takibi için müvekkile vekâlet veren davacıların, daha sonra vekaletnameyi geri aldıklarını, yeniden vekaletname vermediklerini, davacıların kendi edimlerini yerine getirmediklerini, inşaat ruhsatı alınma süresinin imar değişikliği nedeniyle gecikmesinin müteahhidin kusuru olarak kabul edilemeyeceğini, imar planı ile ilgili idare mahkemesinin yürütmenin durdurulması kararı verdiğini, sözleşme gereğince mücbir sebep sayılan bu durumun gözetilerek plan notlarının belediyece oluşturulmasına kadar geçen sürenin sözleşmeye ilave edilmesine yönelik taleplerinin kooperatifçe haklı bulunarak kabul edildiği, ancak daha sonraki süreçte davacı kooperatifteki yönetim değişikliği nedeniyle yeni yönetimin sözleşmeyi bozmaya çalıştığını, ayrıca belediye tarafından yürütmenin durdurulması üzerine imar planı ile ilgili yeni bir çalışma başlatıldığını ve iptal gerekçelerinin de dikkate alınarak hazırlanan imar planının yakın zamanda ilân edileceğini, yeni imar planının ilan edilmesi ile birlikte davacının iddia ettiği ifa imkânsızlığının da ortadan kalkmış olacağını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Birleşen 2022/72 E. sayılı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 720.000,00 TL’lik üzerinde teminat senedi olarak verildiğine dair şerh düşülmüş bono tanzim ederek verdiğini, sözleşme hükmü gereğince nakit veya kesin ve süresiz teminat mektubu olarak verilmesi gerektiğini, sözleşme hükmünü hiçe sayan davacının bu edimini yerine getirmediğinden müvekkilinden edimini yerine getirmesini bekleyemeyeceğini, davacıya karşı ödemezlik definde bulunduklarını, basiretli bir tacirin inşaat yapacağı yerin imar durumunun ne olduğunu sözleşme yapmadan önce öğrenmesi gerektiğini, imarı olmayan bir yer için akdedilen sözleşmenin sözleşme tarihinde uygulanma imkânı bulunmadığından ve edimin ifası objektif olarak imkânsız olduğundan kesin hükümsüz olduğunu, sözleşme süresinin uzamasına dair yönetim kurulunun almış olduğu kararın kooperatifi bağlamayacağını, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin müteahhidin kişisel nitelikleri ve özellikleri dikkate alınarak yapıldığını, bu bakımdan dahi sözleşmenin geçerliliğini yitirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 3. Diğer birleşen dosyalarda davalı vekili davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin asıl davaya ilişkin 11.09.2018 tarihli kararı ile, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 10. ve 20. maddeleri gözetildiğinde imar planı değişikliği nedeniyle meydana gelecek gecikmelerin mücbir sebep olarak sayıldığı, her iki tarafın da sözleşmedeki bu hükmü kabul ederek sözleşmeyi imzaladıkları, yargılama sırasında gecikmeye neden olan bu engelin de ortadan kalktığı, yeni imar planının kesinleştiği, sözleşmenin baştan itibaren uygulamasının imkânsız ve batıl olduğu iddiasının TMK'nın 2. maddesi kapsamında iyiniyetli olarak görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin asıl davaya ilişkin 11.09.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 03.06.2020 tarihli kararı ile; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Bölge Adliye Mahkemesinin asıl davaya ilişkin 03.06.2020 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, sözleşme tarihinde, sözleşmeye konu parselin içinde bulunduğu 1/25000 ve 1/5000’lik üst imar planlarının idare mahkemesi kararları ile iptal edilmiş olduğunun anlaşılmasına karşın mahkemenin gerekçeli kararında; sözleşmenin yeni imar planı dahilinde ifa edilebilir durumda olduğunun kabul edildiği ancak bu kanaate nasıl ulaşıldığı somut delillerle gerekçelendirilmediği, davaya konu olayda 1/25000 ve 1/5000’lik imar planlarının iptal edilmiş olması karşısında sözleşmenin aynen ifa edilip edilmeyeceği teknik bir bilgiyi gerektirdiği, açıklanan nedenlerle ilgili belediye başkanlığından mevcut imar durumunun sorulması, bu imar durumuna göre taraflara yüklediği edimler açısından sözleşmenin ifasının imkânsız hale gelip gelmediği konusunda alanında uzman bilirkişilerden rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme neticesinde karar verilmesi doğru bulunmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 2. İlk Derece Mahkemesinin 07.07.2022 tarihli kararı ile; a) Asıl ve bozma sonrası birleşen 2020/91 E. sayılı dosya yönünden; taraflar arasında 31.10.2016 tarihinde sözleşme düzenlendiği, ancak ruhsat çalışmaları sırasında imar planı ile ilgili açılan davalar nedeniyle imar planının henüz kesinleşmediği, bu durumun davalı kooperatife yazı ile bildirilerek süre uzatım talebinde ve mücbir sebep sayılması talebinde bulunulduğu, bu talebin davalı kooperatif tarafından kabul edildiği, sözleşmenin 10. ve 20. maddeleri gözetildiğinde; imar planı değişikliği nedeniyle meydana gelecek gecikmelerin mücbir sebep olarak sayıldığı, her iki tarafın da sözleşmedeki bu hükmü kabul ederek sözleşmeyi imzaladıkları, gecikmeye neden olan bu engel ortadan kalkmış ve yeni imar durumu kesinleşmiş olmasına rağmen davacı kooperatif tarafından asıl davada sözleşmesinin baştan itibaren geçersiz ve batıl olduğunun tespitinin talep edildiği, bununla birlikte davalı kooperatifin başka bir inşaat firması ile sözleşme imzalamış olduğu dikkate alındığında, davacı yükleniciye atfedilecek bir kusur bulunmadığından davalı kooperatifin TMK'nın 2. maddesine uygun hareket etmediği, aksinin davalı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle asıl ve birleşen 2020/91 Esas sayılı davanın reddine karar verilmiştir. b) Bozma sonrası birleşen 2022/72 E. sayılı dosya yönünden; davacının davalıdan kazanç kaybını (müspet zararını) talep edebileceği, 07.09.2019 tarihli bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile olumlu zararlar hesaplanıp gerçek giderler de eklenmek suretiyle, gelir vergisi düşülmeden davacı zararının 18.168.994,00 TL olduğu benimsenip inşaata henüz başlanmamış olması, davacı şirketin benzer başka işleri yapma olanağı bulunması, inşaat yapımı sırasında oluşabilecek olası zararların bulunabilmesi ve nihayet proje hizmetlerinin bile henüz yapılmamış olmasından dolayı %10 indirim yapılması gerektiği kanaati ile 1.816.899,00 TL indirimden sonra davacının toplam kâr kaybının 16.352.095,00 TL olduğu, davacının 9.920.270,00 TL kâr kaybı alacağını talep ettiği anlaşılmakla talep ile bağlı kalınarak, 9.920.270,00 TL kâr kaybı alacağının 100.000,00 TL'sinin dava tarihinden 9.820.270,00 TL'sinin 19.04.2021 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasına, sözleşmeye teminat olarak verilen senet yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, yargılama sırasında davacı vekili alacağının bir kısmını temlik etmiş olup, belirtilen miktarlar yönünden temlik alanlar lehine hüküm kurulmuştur. c) Bozma sonrası birleşen 2022/180 E. sayılı dosyası bakımından, Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/510 Esas sayılı dosyasından bakiye kalan 2.834.363,00 TL alacağı için icra takibi başlatmış olup, itiraz üzerine birleşen davanın açıldığı, davacının bakiye zararından 2.834.363,00 TL alacak bölümü için talepte bulunma hakkı olduğu gerekçesiyle itirazın iptaline, alacağın belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden icra inkâr tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. 3. İlk Derece Mahkemesinin 07.07.2022 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 16.02.2023 tarihli ilâmıyla, a) Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 20. maddesinde; “İlgili tüm kurumlarda yönetmelik değişikliği, plan değişikliği vb durumlarda kurumlardan alınacak gecikmelerin oluşması halinde, bu durumun yükleniciden kaynaklanmaması, taahhüdün yerine getirilmesini engelleyecek nitelikte olması, yüklenicinin bu engeli ortadan kaldırmaya gücünün yetmemesi hallerinin mücbir sebep sayılarak sürenin uzatılacağı” düzenlemesi mevcut olup sözleşme yapılırken imarın değişebileceğinin her iki tarafça da değerlendirilmiş olması, kooperatif yönetim kurulu kararı ile sözleşmeden sonra meydana gelen imar değişikliğinin bu madde kapsamında mücbir sebep olarak kabul edilmesi, mahkemece bozma ilamına uyularak alınan ve Yargıtay denetimine elverişli olan bilirkişi raporuna göre sözleşmeden kısa süre sonra yeniden oluşturulan imar planı uyarınca sözleşme kapsamındaki edimin yerine getirilmesinin mümkün olması, fesih iradelerinin birleştiği tarihteki imar planına göre imkânsızlık bulunmadığının değerlendirilmesinde ve davacının 3. kişi ile yeni anlaşma yapması, yükleniciye vekalet vermemesi dikkate alındığında fesihte davacı-birleşen dosya davalısının kusurlu bulunmasında ve her ne kadar teminat olarak teminat senedi veya nakit paranın verileceği hüküm altına alınmış olsa da teminat amacı ile verilen bononun davacı birleşen dosya davalısı tarafından kabul edilmesi ve dava açıldığı sırada bonunun davacı-birleşen dosya davalısının elinde bulunması nedeni ile sözleşme kapsamında verilen teminat olarak kabul edilerek iadesine karar verilmesinde ve kâr mahrumiyeti hesabı belirli olmayıp yargılamayı gerektirdiğinden icra inkâr tazminatına hükmedilmemesinde hata olmamasına göre davalı-birleşen dosya davacısı yüklenicinin tüm, davacı-birleşen dosya davalısı kooperatifin sair temyiz itirazlarının reddine, b) Davacı-birleşen dosya davalısı kooperatifin diğer temyiz itirazları yönünden; kâr mahrumiyeti hesabına yönelik olarak bilirkişi raporlarındaki tespitler ve ulaşılan sonuç arasında büyük oranda ve açık bir şekilde çelişki bulunduğu, bilirkişi raporları arasında fark olduğu ve rapora itiraz edildiği halde mahkemece itirazları karşılayacak ve farklılığı giderecek şekilde yeniden bilirkişi raporu alınmadan karar verildiği, bu durumda mahkemece 6100 sayılı HMK'nın 281/3. maddesi uyarınca maddi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişilerden farklı, konusunda uzman, oluşturulacak üç kişilik bilirkişi kurulundan davacı-birleşen dosya davacısı kooperatifin itirazlarını da karşılayacak ve raporlar arasındaki çelişkileri ortadan kaldıracak biçimde, kâr mahrumiyeti bedeline yönelik yeterli ve denetime elverişli rapor alınarak, birleşen 2022/72 Esas ve 2022/180 Esas sayılı dosyalarda usuli kazanılmış haklar da dikkate alınarak, sonucuna göre karar verilmesi ve birleşen 2022/72 Esas sayılı dosyasında, vekalet ücretinin hükmedilen tüm bedel üzerinden tek seferde hesaplanıp bulunan ücretin temlik eden ve temlik alanların alacaklarına oranlanarak temlik eden ve temlik alanların vekalet ücretinin belirlenmesi ve belirlenen vekalet ücretlerinin hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 4. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; a) Asıl ve birleşen 2020/91 esas sayılı dosya yönünden önceki verilen davanın reddine dair karar bozma kapsamı dışında kaldığından aynı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, b) Birleşen 2022/72 E. ve 2022/180 E. sayılı dosyada son bilirkişi raporu ile belirlenen alacak miktarı ile daha önceki talep gözetildiğinde taleple bağlı kalınarak önceki gerekçelerle davacı ve temlik alanlar yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, c) Yargıtay bozma ilamındaki gerekçelere göre yeniden bilirkişi kurulundan alınan rapora göre bozma sonrası birleşen 2023/389 E. sayılı dosyası yönünden davacı alacağı 33.221.671,14 TL olarak hesaplanmış olup, birleşen dosya ve icra takibine konu bakiye miktardan fazla olup taleple bağlı kalınarak ve tam ıslah talebi de gözetilerek birleşen 2023/389 E. sayılı davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı kooperatif vekili zamanaşımı savunmasında bulunmuş ise de Ankara 13. İcra Müdürlüğünün icra takip tarihi 08.06.2023 olup bu tarihte zamanaşımı kesilmiş ve sözleşmenin fesih tarihi olan 10.10.2018 tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin henüz dolmadığı gözetilerek zamanaşımı savunmasına itibar edilmemiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen 2020/91 E. sayılı dosyada davacı-birleşen diğer davalarda davalı kooperatif vekili temyiz dilekçesinde; müvekkil kooperatifin maliki olduğu taşımazın kadastral parselin mülkiyet durumuna dönülmesi/ihya istemiyle açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, sözleşmenin yapıldığı anda batıl olan objektif olarak imkânsız olan sözleşmeye geçerlilik kazandırılamayacağını, önceki kararın yüklenici şirket tarafından sadece icra inkâr tazminatı yönünden temyiz edildiğini, dolayısıyla usulü müktesep hak kuralı gereğince bilirkişilerin yoksun kalınan kâr payı yönünden tespit edilecek tutarın hiçbir şekilde müvekkil kooperatif aleyhine birleşen 2022/72 Esas ile birleşen 2022/180 Esas sayılı davalarında hüküm altına alınan toplam 12.754.633,50 TL tutarındaki yoksun kalınan kâr payını aşmayacak şekilde hüküm verilmesini gerektirdiğini, bilirkişilerce kâr mahrumiyetine ilişkin yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, ayrıca yüklenici şirketin henüz işe başlamaması nedeniyle sağladığı tasarruf nedeniyle takdir edilen % 30 tenzilat miktarının yeterli olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin fesih tarihinin müvekkil kooperatifin yüklenici ile yollarını ayırmak üzere ilk davayı açtığı tarih olan 12.02.2017 tarihinin dikkate alınması gerektiğini, birleşen 2022/72 E. sayılı davada kabul şekline göre toplam 9.920.270,00 TL üzerinden AAÜT'deki dilimler üzerinden vekalet ücreti hesaplanarak birleşen davada davacı ve temlik alacaklıları arasında alacakları oranında garameten paylaştırılması gerekirken hem birleşen davada davacı vekili ve hem de temlik alacaklıları vekili lehine aynı dilim üzerinden vekalet ücreti hesaplanarak fazladan vekalet ücreti takdir edildiğini, davaların açıldığı tarihteki haklılık durumu dikkate alınmadan müvekkilin bütün davalarda yargılama giderleri ve vekalet ücretine mahkum edildiğini, birleşen 2023/389 E. sayılı dosyasında davanın öncelikle zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, itirazın iptali davasının hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, ıslah talebinin usulüne uygun olmadığını, yine bu dosyada bahse konu icra takibinin de usulüne uygun olmaması sebebiyle bahse konu icra takibinin de usulüne uygun olmaması sebebiyle iptal edildiğini, her ne kadar istinaf mahkemesince karar kaldırılarak şikayetin reddine karar verilmiş ise de kararın temyiz edildiğini, dolayısıyla birleşen somut davayla ilgili anılan temyiz sonucu beklenmeden karar verilmesinin usule aykırı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmakta olup arsa sahibi tarafından açılan asıl davada sözleşmenin baştan itibaren geçersiz olduğunun tespiti, yüklenici tarafından açılan birleşen 2022/72 Esas sayılı dosyasında sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinin tespiti, kâr mahrumiyetinin tahsili, teminat olarak verilen bononun iadesi, davacı arsa sahibi tarafından açılan birleşen 2020/91 Esas sayılı dosyasında yüklenicinin edimlerini yerine getirmemesi nedeni ile sözleşmenin feshine karar verilmesi, davacı yüklenici tarafından açılan birleşen 2022/180 Esas ve 2023/389 Esas sayılı dosyalarda ise talep edilmeyen kâr mahrumiyeti için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesi istemlerine ilişkindir. 1. Davacı yüklenicinin kâr mahrumiyeti alacağına ilişkin talebi yönünden, bozma öncesinde İlk Derece Mahkemesinin 07.07.2022 tarihli kararında her ne kadar asıl ve birleşen davalar yönünden toplam 12.754.633,50 TL'ye hükmedilmiş ve karar davacı tarafça bedel yönünden temyiz edilmemişse de, anılan karar gerekçesinde hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının toplam kâr kaybının 16.352.095,00 TL olduğu tespit edildikten sonra talep ile bağlı kalınarak kâr kaybı alacağına hükmedildiği, davacı yüklenicinin kâr kaybı alacağı yönünden fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu, dolayısıyla kâr kaybına ilişkin olarak 16.352.095,00 TL'ye kadar talepte bulunabileceği dikkate alınarak temyize konu edilen kararda asıl ve birleşen davalar yönünden toplam 16.352.095,00 TL kâr kaybı alacağına hükmedildiği anlaşılmakla davalı kooperatif vekilinin usuli kazanılmış haklara riayet edilmediği yönündeki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2. Birleşen 2023/389 E. sayılı dosyada davacı yüklenicinin bakiye kâr kaybı alacağına ilişkin icra takibi başlattığı, takibin iptali istemiyle açılan davada İlk Derece Mahkemesince takibin iptaline karar verilmesi üzerine davanın alacak davası olarak açıldığı, takibin iptaline ilişkin kararın Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılması ve şikayetin reddine karar verilmesi üzerine alacak davasının ıslahla itirazın iptali davasına dönüştürüldüğü sabittir. Buna göre, alacak davasının açıldığı sırada mevcut bir takibin olması nedeniyle ıslahla itirazın iptali davasına dönüştürülmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Yine takibin iptaline ilişkin şikayetin reddine ilişkin kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 16.04.2025 tarihli, 2025/1232 E., 2025/3280 K. sayılı kararı ile onandığı anlaşılmakla bu davanın bekletici mesele yapılması yönündeki temyiz itirazının da reddi gerekmiştir. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl ve birleşen 2020/91 E. sayılı dosyada davacı-birleşen diğer davalarda davalı kooperatif vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. İlk derece mahkemesince, Dairemizin 16.02.2023 tarihli ikinci bozma ilamında da belirtildiği üzere birleşen 2022/72 Esas sayılı dosyasında, kâr mahrumiyeti bakımından vekalet ücretinin hükmedilen tüm bedel üzerinden tek seferde hesaplanıp bulunan ücretin temlik eden ve temlik alanların alacaklarına oranlanarak temlik eden ve temlik alanların vekalet ücretinin belirlenmesi gerekirken asıl davacı ve temlik alanlar adına hükmedilen bedeller üzerinden ayrı ayrı vekalet ücreti hesaplanması doğru olmamıştır. Buna göre; birleşen 2022/72 Esas sayılı dosyada hükmedilen toplam 9.920.270,00 TL alacağın; %75,31'i olan 7.470.270,00 TL'sinin davacı yükleniciye, % 14,11'i olan 1.400.000,00 TL'sinin temlik alan ...'ye, % 4,03'ü olan 400.000,00 TL'sinin temlik alan ...'e, % 6,55'i olan 650.000,00 TL'sinin temlik alan ...'a ödenmesine karar verildiği, bu durumda toplam 9.920.270,00 TL alacak üzerinden AAÜT göre hesaplanan toplam 690.405,40 TL vekalet ücretinin davacı yüklenici ve temlik alanların alacaklılarına oranlandığında davacı yüklenici lehine (690.405,40 TL x % 75,31=) 519.944,30 TL, temlik alanlar ... lehine (690.405,40 TL x % 14,11=) 97.416,20 TL, ... lehine (690.405,40 TL x % 4,03 =) 27.823,34 TL, ... lehine (690.405,40 TL x % 6,55=) 45.221,56 TL vekalet ücreti alacağına hükmedilmesi gerekmektedir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 370/2. maddesi hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Asıl ve birleşen 2020/91 E. sayılı dosyada davacı-birleşen diğer davalarda davalı kooperatif vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Birleşen 2022/72 Esas sayılı davada davalı kooperatif vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 7. bendinin 4., 5. ve 6. paragraflarının hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine, "Mahkememiz dosyası ile birleşen Ankara 27. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/72 Esas sayılı dosyası yönünden, davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 519.944,30 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı .... Ltd. Şti.'ye verilmesine, Temlik alan ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 27.823,34 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak temlik alan ...'e verilmesine, Temlik alan ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 45.221,56 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak temlik alan ...'a verilmesine, Temlik alan ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 97.416,20 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak temlik alan ...'ye verilmesine," paragraflarının eklenmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,28.05.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi KARŞI OY Sayın çoğunluk ile aramızdaki görüş farklılığı Birleşen 2023/389 E. sayılı dava dosyası içeriği ile ilgilidir. Davacı tarafından davalı hakkında Ankara 5. Genel İcra Müdürlüğü'nün 2023/81253 E. sayılı dosyası ile ilamsız icra yoluyla icra takibi yapıldığı, davalının borca itirazı nedeniyle takibin durduğu ve şikayet yoluyla da İcra Hukuk Mahkemesine takip talebi ve ödeme emrinin iptali için başvuruda bulunduğu, şikayetin ret edilerek mahkeme karar tarihinden sonra temyiz aşamasında 16.04.2025 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı 04.11.2024 tarihli tam ıslah dilekçesi ile alacak davacının itirazın iptali davasına dönüştürülmesini talep etmiş, mahkemece de ıslah dilekçesi kabul edilerek yargılama sonucunda itirazın iptaline ilişkin hüküm kurulmuştur. İtirazın iptali davaları İ.İ.K’nın 67/1. maddesinde düzenlenmiş olup özel bir dava türüdür. Davacı itiraz üzerine duran icra takibine itirazın iptali davası seçeneğini kullanmayarak genel hükümler dairesinde alacağın tahsilini dava etmiştir. HGK’nın 02.03.2021 tarih 2017/432 E. 2021/184 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere ıslah dilekçesi ile davanın türü değiştirilemez. Bu alacak davası itirazın iptali davasına dönüştürülemez. Davalı borçlu tarafından verilen şikayet dilekçesi sonucu verilen karar ise icra mahkemesi kararından sonra temyiz aşamasında kesinleşmiş olup, mahkemece şikayetin kesinleşmesi beklenmeden karar verilmesi de doğru değildir. Ayrıca itirazın iptali davası bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekmekte olup bu hususun mahkemece re’sen dikkate alınması gerekir. Islah tarihinde bir yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olup olmadığı da incelenmemiştir. Yukarıda açıklanan tüm bu nedenlerle Birleşen 2023/389 E. sayılı dava dosyası ile ilgili kararın bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılamamaktayım.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/766, K. 2025/2245, T. 28.05.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-766-e-2025-2245-k-d53028c882f4