Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3550 E. 2025/3996 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3550
Karar No
2025/3996
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI: 2025/1649 E., 2025/2115 K. BİRLEŞEN DAVA 2018/197 E, 2020/33 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Rize 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2019/198 E., 2024/230 K.

Bölge Adliye Mahkemesi karar taraf vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; Fetö Terör Örgütü ile ilgili yürütülen soruşturmalar çerçevesinde 01.03.2017 tarihinde firmalarının faaliyet izin belgesinin iptal edildiğini, davalı kurumun da bunun üzerine sözleşmelerini tek taraflı olarak feshettiğini, teminat mektuplarını paraya çvirdiğini, hakedişlerine el koyduğunu,söz konusu terörist yapı ile bir ilgilerinin olmadığının anlaşılması üzerine İçişleri Bakanlığ'ına müracaat ettiklerini, yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda 14.03.2017 tarihinde faaliyet izin belgelerinin baştan beri geçerli olduğunun taraflarına bildirildiğini, idarenin sözleşmelerini feshetmesine rağmen fesih gerekçesinin ortadan kalkmış olması sebebiyle en azından paraya çevirmiş olduğu- el koyduğu teminat mektubu bedellerini -teminat mektuplarını iade etmesi gerekirken bunu yapmadığını, haksız tutumunda ısrar ettiğini, feshin tek taraflı ve bozucu yenilik doğuran bir hak olması ve idare tarafından kullanılması, teminat mektuplarının ve hakedişlere el koyma, paraya çevirme, faaliyet izin belgelerinin iptali, ardından bu iptalin geçersiz olduğu, baştan beri geçerli sayıldığı, çalışanların başka firmalara geçmesi, SGK, maaş vs. hak ve alacaklar ile ilgili sorunların KİK ve KİSK hükümleri karşısında içine düştükleri durumun sorumluluğunun davalıya ait olduğunu belirterek bu şekilde oluşan borç yüklerinin fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere şimdilik 58.000,00 TL teminat mektubu bedeli, 1.000,00 TL hakediş bedeli, 1.000,00 TL faiz olmak üzere toplamda 60.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında 01.01.2015-31.12.2017 tarihleri arası dönemi kapsayan özel güvenlik hizmet alım sözleşmesi imzalandığını, ... Emniyet Müdürlüğü'nün 06.03.2017 tarih ve 325 sayılı yazısı ile davalı şirketin fetullahçı terör örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen kuruluşlardan olduğunun değerlendirildiği, bu nedenle özel güvenlik faaliyet izin belgesinin iptal edildiğinin bildirilmesi üzerine 06.03.2017 tarihinde sözleşmenin iptal edildiğini, ancak İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün 14.03.2017-50865 sayılı yazısı ile davalı şirketin FETÖ/PDY örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı bulunmadığının değerlendirildiği, özel güvenlik faaliyet izin belgesinin geçerli olduğunun, işlem tesisinden sarfınazar edilmesi gerektiğinin bildirilmesi üzerine sözleşmenin iptali işleminden sarfınazar edildiğini, davacı üniversitenin 27.03.2017 tarihli yazısı ile 10.04.2017 tarihi itibari ile işe devam etme imkânının bulunduğunun, bu tarihe kadar işe devam edip etmeme hususunun bildirilmesi gerektiğinin davalı şirkete bildirildiğini, davalı şirketin Şubat 2017 dönemine ait hakediş ödemesinin davalının banka hesabına yatırıldığını, davalı şirketin bu hakedişten personel ücretlerini ödememesi üzerine İş Kanunu uyarınca müvekkili idarenin özel güvenlik personeline 207.423,47 TL'yi ödediğini, davalı şirketin 10.04.2017 tarihi itibari ile işe devam etmediğinin görülmesi üzerine sözleşmenin feshediliğini, kesin ve ek kesin teminatların gelir olarak kaydedildiğini, 4735 sayılı Kanun'un 22. maddesi uyarınca teminat tutarlarının güncelenmesi sonucu 118.114,87 TL kesin ve 23.003,44 TL ek kesin teminat mektuplarına ilişkin borç doğduğunu, buna göre işçilere ödenen 207.423,47 TL ile teminat tutarlarının güncelenmesi sonucu doğan 118.114,87 TL kesin ve 23.003,44 TL ek kesin teminat mektuplarına ilişkin borcun tahsili için ... İcra Müdürlüğü'nün 2017/7496 E. sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını, davalının takibe itiraz ettiğinin ve takibin durduğunu belirterek davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20 den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın 1 Mart 2017 tarihinde fetö ile iltisakı sebebiyle faaliyetinin durdurulduğunu,. 14... tarihinde ise faaliyetinin tekrar geri verildiğini, bu süreçler arasında sözleşmenin feshedilmediğini, kamu ihale kurumu nezninden ve Ekap sisteminde sözleşme iptal işlemlerinin yapılmadığını, davacı tarafın faaliyetinin devam ettirildiğini öğrenildiğinde davacı tarafa daha önce taraflar arasında yapılan sözleşmenin devam ettiği ve işe başlaması yönünde bildirim yapılmasına rağmen davacı tarafın taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak hareket etmeyerek işe başlamadığını, idarenin de bunun üzerine sözleşmenin 26. maddesi gereği sözleşmeyi feshettiğini ve diğer sözleşme gereği işlemleri yaptığını beyan ederek açılan davanın reddini istemiştir.

2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı sözleşmeyi feshettikten sonra yenilik doğrucu bir hak olması nedeniyle bundan dönülemeyeceğini, bu nedenle sözleşmeye kalınan yerden devam edilmesinin davacı tarafından istenmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin davacı idareye karşı Rize 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/319 E. sayılı dosyası ile alacak davası açtığını, bu davada kararın henüz kendilerine tebliğ edilmediğini ancak usul hukuku açısından delillerin toplanması sonrasında karar verilmesi gerekirken bu yöntemin ihmal edildiğini, bu karara karşı kanun yoluna başvurulacağını, bu nedenle iş bu davanın Rize 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/319 E sayılı dosyasını bekletici mesele yapmasını ve birleştirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile idarenin 06.03.2017 tarihinde tek taraflı olarak sözleşmeyi feshettiği ve feshi 07.03.2017 tarihinde yazıyla davacıyla bildirdiği, sözleşmenin idarenin yapmış olduğu tek taraflı fesih ile sona erdiği, fesih işleminin haklı ve hukuken korunan bir nedene dayanmadığı, idarenin yüklenicinin uğramış olduğu zarardan sorumlu olduğu, birleşen dosyada yükleniciden alacağının bulunmadığı anlaşılmakla itirazın iptali davasının reddine karar verilmesi gerektiği, asıl dosyada idarenin yükleniciye toplam 496.773,63 TL mart ve şubat ayları için hakediş ödediği, idarenin 95.316,69 TL kesin teminat bedelini hakedişlerden keserek tahsil ettiği, 2.060,71 TL idarenin sözleşmenin iptali nedeniyle davacıdan tahsil ettiği, idarenin 207.423,47 TL şubat ayı için, 46.538,43 TL mart ayı için toplam 253.961,90 TL işçilere ödeme yaptığı, 500.000,00 TL'lik kesin teminat mektubunun 06.03.2017-21.08.2017 dönemi yasal faizinin 20.712,33 TL olarak hesaplandığı, her ne kadar temlik alan davacı temlik edenin borçlarından sorumluluğunun bulunmadığını iddia etmiş ise de temliknamenin ancak iç ilişkide hüküm ve sonuç doğuracağı, idare yönünden geçerliliğinin bulunmadığı, idarece işçilere yapılan ödemelerin mahsup edilmesi gerektiği, temlik alan davacının ıslah talebinde bildirilen miktar dikkate alınarak, 60.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren 195.758,70 TL'nin ıslah tarihi olan 03.01.2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte asıl dosyada davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı - birleşen davada davalı vekili ve asıl davada davalı - birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1- Asıl davada davacı - birleşen davadadavalı vekili temyiz dilekçesinde; davalı idare tarafından işçilere yapılan ödemelerin, doğrudan davacıya (temlik alana) karşı bir borç azaltıcı nitelik taşımadığını, temlik eden ile davalı arasındaki ilişki, temlik alanı bağlamayacağından, bu kalemlerin temlik alacaklısına rücu edilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu beyan etmektedir.

2-Asıl davada davalı - birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; 06.03.2017 tarihinde sözleşmenin idare tarafından tam anlamıyla feshi söz konusu olmadığını, feshedilmiş olsaydı veya bu yönde bir irade bulunsaydı fesih sonucu olan Kamu İhale Kurumuna ve EKAP'a bu durumun bildirileceğini süreçte teminatın gelir kaydedilmediğini, davacıya da sözlü olarak bu aşamada davacıyı mağdur etmeyecek şekilde durum netleşene kadar makul süre beklenileceğinin bildirildiğini, devam eden süreçte davacının terör örgütü ile iltisakı bulunmadığının bildirilmesi üzerine sözleşmenin devam ettiğinin davacıya bildirildiğini şubat ayı hakedişinin ödendiğini buna rağmen mahkemece 06.03.2017 tarihinde sözleşmenin idare tarafından haksız feshedildiğinin değerlendirilmesinin ve birleşen davanın reddinin doğru olmadığını, davaların birleştirilesinin hatalı olduğunu, davaların birlikte görülmeye devam etmesi halinde, davacısı oldukları itirazın iptali davasından ne vazgeçmeleri ne de tazminata dönüştürmeleri söz konusu olamayacağından, dosyaları ayırma kararı vermeden temlikname uyarınca ...'ı asıl davanın davacısı olarak dosyaya kabul etmiş olan yerel mahkemenin aynı zamanda bunu doğru bulup onaylayan istinaf mahkemesinin usulen hatalı karar verdiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak, birleşen davada itirazın iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, asıl davada davacı - birleşen davada davalı vekili ve asıl davada davalı - birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Temyiz harcı peşin yatırıldığından davacı - birleşen davada davalıdan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Asıl davada davalı - birleşen davada davacı kurum harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2025/3550, K. 2025/3996, T. 24.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2025-3550-e-2025-3996-k-c46de4db0668