Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3519 E. 2025/3999 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3519
- Karar No
- 2025/3999
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI: 2022/78 E., 2025/1236 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 26. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2019/712 E., 2021/461 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; mahcuz taşınmazın satış bedelinin paylaştırılması için İstanbul 18. İcra Dairesi'nin 2018/23337 Esas sayılı dosyasında düzenlenen 05.08.2019 tarihli sıra cetvelinde, ihale bedelinden kalan 34.055,91,00 TL'nin ipotek alacaklısına, kalan 86.044,09 TL'nin alacağa mahsuben davalının alacağına tahsis edildiğini, 3. sırada yer alan müvekkilinin alacağına pay ayrılmadığını, davalı ile borçlu arasında çalışma arkadaşlığı bulunup davalının alacağına dayanak 30.05.2018 vade tarihli ve 300.000,00 TL bedelli bononun gerçek bir borç ilişkisini göstermediğini, kendi takiplerinde borçluya yapılan tebligatlar iade edilmiş iken, aynı tarihlerde davalının takibinde borçluya tebligat yapıldığını, davalının takibinde borçlunun taşınmazına haciz konulması dışında borçlunun malvarlığının araştırılmadığını, borçlunun müvekkilinin takibinde kıymet takdirine itiraz etmesine rağmen, davalının takibinde kıymet takdirine itiraz etmediğini, davalı ve borçlunun alacaklılardan mal kaçırma amacı ile hareket ettiğini, her zaman düzenlenmesi mümkün olan senedin tek başına alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli olmadığını, muvazaa nedeniyle sıra cetveline itiraz davalarında alacağını ispat yükünün davalı alacaklıda olduğunu, davalının senedin bedelini nakden veya malen aldığını kanıtlaması gerektiğini ileri sürerek, davalıya ayrılan payın yargılama giderleri ve vekalet ücreti de dahil olmak üzere müvekkili şirketin alacaklısı olduğu İstanbul Anadolu 23. İcra Dairesi'nin 2018/21807 Esas sayılı dosyasına tahsisine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; borçlunun tek hissedarı olduğu ...İnşaat AŞ ile müvekkili arasında adi yazılı konut sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkiline daire satılmasının vaat edilmesi nedeniyle müvekkilinin banka kanalıyla borçluya toplamda 259.000,00 TL ödeme yaptığını, borçlunun müvekkilinden ve yakın çevresindeki insanlardan aynı vaatlerle para aldığını, ancak konut vermediği gibi paraları da iade etmediğini, borçluya ödeme yapılan tarihteki Dolar kuru gözetilerek, borçlunun müvekkiline takibe konu bonoyu verdiğini, icra takiplerinde menkul haczi yapılıp fiilen hacze de gidildiğini, borçlunun kıymet takdirine itiraz etmemesinin alacaklarının muvazaalı olduğunu göstermeyeceğini, kendi takiplerinde de davacının takibinde de borçluya tebligatın aynı yöntemle yapıldığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu, davalı alacaklının alacağının varlığını ve miktarını takipten önce düzenlenmiş ve üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilecek nitelikte olan usulüne uygun, birbirini doğrulayan yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği, her zaman düzenlenmesi mümkün olan çek ve bononun, alacağın varlığını ispatlamaya tek başına yeterli olmayacağı, davalı ile borçlu ...'ın tek hissedarı olduğu ...İnşaat A.Ş arasında adi yazılı konut satış sözleşmesi imzalandığı, konut satışı karşılığında yapılan ödemelere rağmen konutun teslim edilmemesi üzerine icra takibine konu bononun borçlu tarafından düzenlenerek davalıya verildiği iddia edilmiş ise de sunulan satış sözleşmesinin adi yazılı şekilde yapıldığı, satış sözleşmesinin davalı ile dava dışı şirket arasında düzenlenmesine rağmen bononun borçlu gerçek kişi tarafından keşide edildiği, borçlunun şirketin tek ortağı olduğu düşünülse dahi anonim şirketin ayrı bir tüzel kişiliğinin olduğu, bu kapsamda davalı alacaklının alacağını usulüne uygun şekilde ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 05.08.2019 tarihli sıra cetvelinin 2. sırasında davalıya ayrılan payın vekalet ücreti ve yargılama gideri de dahil olmak üzere öncelikle davacının alacaklı olduğu İstanbul Anadolu 23. İcra Dairesinin 2018/21807 Esas sayılı dosyasına ödenmesine, artan bakiyenin davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a.Bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir mahiyette olmadığını, rapor içeriğinde davalı tarafından yapılan ödemelerin banka kayıtları ile örtüşüp örtüşmediğinin değerlendirilmediğini, davalı tarafından 250.000,00 TL ödeme yapıldığını,
b.Uygulamada kıymetli evrak üzerine veriliş sebebi yazılmadığını, veriliş nedenini dosyadaki delillerle ispatladıklarını, bono alacağına dayalı icra takibinde alacağın tahsili için tüm gerekli işlemlerin yapıldığını, icra işlemleri için davacının alacağından daha fazla masraf yaptıklarını, alacağın gerçek ve somut bir alacak olduğunu gösteren sözleşme ve banka üzerinden yapılan para transferlerinin mahkemece hükme esas alınmadığını, dava dışı borçlunun taşınmazının muvazaalı olarak satış işlemine karşı davalı tarafından İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/33 Esas sayılı dosyası ile tasarrufun iptali davası açıldığını, c. Dava dışı borçlu ile davalının vekili olarak takip öncesi ve sonrası yapılan görüşme içeriklerinin de dosyaya sunulduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, muvazaa nedenine dayalı sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Fazla yatırılan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.