Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/3423 E. 2025/3774 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3423
- Karar No
- 2025/3774
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:İcra Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2025/350 E., 2025/356 K.
İlk Derece Mahkemesi direnme kararı ve 30.07.2025 tarihli ek kararı şikayetçi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. ŞİKAYET Şikayetçi vekili şikayet dilekçesinde; İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mah./Köyü - 1011 Ada, 5 Parsel, 6/1200 Arsa Paylı, 2.Kat, C Blok, 32 nolu bağımsız bölümün satışı nedeni ile İstanbul ...İcra Dairesi 2024/965 E. sayılı dosyada düzenlenen 14.05.2024 tarihli sıra cetveline itiraz ettiklerini, müvekkilinin İstanbul 35. İcra Dairesinin 2018/5780 Esas sayılı dosyası ile satışı yapılan ve bedeli paylaştırılan taşınmaza 26.02.2018 tarihlerinde ihtiyati haciz koydurduğunu, 26.02.2018 tarihinde borçluya tebligat yapılarak dosyanın kesinleştiğini, taraflarınca 10.04.20 18... .12.2018 tarihinde yasal süresi içinde satış avansı yatırılarak satış talep edildiğini, geçerli ve devam eden hacizleri var iken sıra cetvelinde hiç pay ayrılmamasının ve cetvelde ipotek alacaklısından sonra ilk sırada olmamalarının hukuka aykırı olduğunu, takip, tebliğ ve kesinleşme tarihlerinin diğer alacaklardan önce olduğunu ileri sürerek, sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1- Şikayet oluna ... A.Ş. vekili; müvekkili bankanın takip borçlusu aleyhine genel haciz yoluyla ihtiyati haciz yoluyla başlattığı takibin 23.02.2018 tarihinde açıldığını ve 14.03.2018 tarihinde kesinleştiğini, şikayetçi ... Bank'ın haciz tarihinin 18.09.2019 tarihinde olduğunu, şikayetçi vekilinin haczinin 2. sırada olduğuna ilişkin iddialarının hukuki mesnetten uzak olduğunu savunarak şikayetin reddini istemiştir. 2-Şikayet olunan ... A.Ş şikayete cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.10.2024 tarihli kararı ile şikayetin süresinde olduğu, ... ...İcra Dairesinin 2024/965 Esas sayılı dosyasından 14.05.2024 tarihinde düzenlenen sıra cetvelinde; borçlu ... Gıda İthalat İhracat Sanayi ve ... Limited Şirketi'nin borcundan dolayı adına kayıtlı bulunan İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mah./Köyü - 1011 Ada, 5 Parsel, 6/1200 Arsa Paylı, 2.Kat, C Blok, 32 nolu bağımsız bölümde kayıtlı mesken niteliğindeki taşınmazın 17.01.2024 tarihinde satılarak paraya çevrildiği, ilk sırada ipotek alacaklısı ..., 2. sırada İstanbul Anadolu 21. İcra Dairesinin 2018/5382 Esas sayılı dosyasındaki alacaklı ...'na, 3. sırada ise ... 1. İcra Dairesinin 2018/3379 Esas sayılı dosyasındaki alacaklı ... pay ayrıldığı, Adalet Bakanlığınca, İstanbul ilinde elektronik satış uygulamasına 01.11.2022 tarihi itibari ile geçileceğinin duyurulduğunu, 08.03.2022 tarih ve 31772 sayılı "Resmi Gazete"de yayımlanan "Satış Giderleri Tarifesi" başlıklı tebliğin Geçici 1.maddesinin 2. fıkrasında; "Bu Tarife hükümleri elektronik satış uygulamasına henüz geçilmeyen il veya ilçelerde uygulanmaz" düzenlemesine yer verildiği, satış tarifesi hükümlerinin İstanbul ilinde 01.11.2022 tarihinde yürürlüğe girdiği ve İcra İflas Kanunun geçici 18. maddesinde düzenlenen kıymet takdiri ile muhafaza ve satış giderlerinin tamamının yatırılması için belirlenen bir yıllık sürenin 01.11.2022 tarihi itibari ile başladığının kabulü gerektiği, şikayetçinin alacaklısı olduğu İstanbul ... İcra Dairesinin 2018/5780 Esas sayılı takip dosyasında borçlu aleyhine yapılan ilamsız icra takibinde ödeme emrinin borçluya 26.02.2018 tarihinde tebliğ edildiği, birden çok taşınmazın ve aracın haciz işlemleri yapıldığı ve bir miktar satış avansının yatırıldığı, ancak Satış Giderleri Tarifesi uyarınca eksik satış avansının 01.11.2023 tarihine kadar tamamlanmaması sebebiyle satış talebi vaki olmamış sayılacağından İİK 106-110. maddeleri uyarınca süresinde yasaya uygun satış istenmediğinden ve satış gerekleri yerine getirilmediğinden satış tarihi olan 17.01.2024 tarihinde haczin düştüğünün anlaşıldığı, sıra cetveline itiraz eden alacaklının icra takibinin ve buna bağlı olarak geçerli bir haciz işleminin bulunması gerektiği, bedeli paylaşıma konu mal üzerinde haczi ya da rehni bulunmayan alacaklının, sıra cetvelinin iptalini istemekte de hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle şikayetin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 26.02.205 tarihli, 2024/1915 Esas, 2025/234 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde şikayetçi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce; “ şikayetçinin haciz tarihinden itibaren, yasal süre içerisinde 25.12.2018 tarihinde icra müdürlüğü kararı gereğince satış avansını da yatırarak bedeli paylaşıma konu taşınmazın satışını talep ettiği, şikayetçinin kesin haciz tarihinin, yukarıda anılan yasal değişikliğin yapıldığı 24.11.2021 tarihinden önce olduğu, dolayısıyla geçiş tarihinden önce haczedilen mallarla ilgili tarife hükümlerinin uygulanması ve satış giderlerinin peşin olarak yatırılması zorunluluğunun bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, şikayetin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeye dayalı olarak şikayetin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi doğru olmadığı” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesince bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; şikayetçinin alacaklısı olduğu İstanbul 35. İcra Dairesinin 2018/5780 Esas sayılı takip dosyasında borçlu aleyhine yapılan ilamsız icra takibinde ödeme emrinin borçluya 26.02.2018 tebliğ edildiği, birden çok taşınmazın ve aracın haciz işlemleri yapıldığı ve bir miktar satış avansının yatırıldığı, ancak Satış Giderleri Tarifesi uyarınca eksik satış avansının 01.11.2023 tarihine kadar tamamlanmaması sebebiyle satış talebi vaki olmamış sayılacağından İİK 106-110. maddeleri uyarınca süresinde yasaya uygun satış istenmediğinden ve satış gerekleri yerine getirilmediğinden satış tarihi olan 17.01.2024 tarihinde haczin düştüğünün anlaşıldığı, sıra cetveline itiraz eden alacaklının icra takibinin ve buna bağlı olarak geçerli bir haciz işleminin bulunması gerektiği, bedeli paylaşıma konu mal üzerinde haczi ya da rehni bulunmayan alacaklının, sıra cetvelinin iptalini istemekte de hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilerek şikayetin hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Şikayetçi vekili temyiz dilekçesinde; a. İstanbul ... İcra Dairesinin 2018/5780 Esas sayılı dosyası ile satışı yapılan ve bedeli paylaştırılan taşınmaza 26.02.2018 tarih ve ... yevmiye numarası ile ihtiyati haciz koydurduğunu, taşınmaz maliki borçlu şirkete 26.02.2018 tarihinde tebligat yapılarak kesinleştiğini, taraflarınca 10.04.20 18... .12.2018 tarihlerinde yasal süresi içinde satış avansı yatırılarak, dosyada satış talep edildiğini, ilgili kanunda geçiş tarihinden önce haczedilen mallar hakkında değişikliklerden önceki hükümler ile ilga edilen hükümlerin uygulanacağının kararlaştırıldığını beyan etmektedir.
2. Şikayetçi vekili ek karara yönelik temyiz dilekçesinde; a. Taraflardan birini talebi olmadan direnme kararının tebliğe çıkarılmasının Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik hükümlerine aykırı olduğunu, yapılan tebligatın usulsüz olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Talep, haciz sıra cetveline karşı şikayete ilişkindir. 1.Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 216/1 maddesinde “Hâkimin re’sen harekete geçtiği hâller ile kanunlardaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla taraflardan birinin talebi olmadıkça hüküm tebliğe çıkarılmaz. Taraflardan birinin talebi hâlinde hükmün bir nüshası makbuz karşılığında talep eden tarafa verilir, bir nüshası da diğer tarafa tebliğe çıkarılır” düzenlemesi hükme bağlanmıştır.
Somut olayda, dosya içeriğinden tarafların talepleri olmaksızın gerekçeli kararın tebliğe çıkarıldığı bu nedenle gerekçeli kararın usulüne uygun olarak şikayetçi tarafa tebliğ edilmediği anlaşıldığından şikayetçi vekilinin temyiz talebinin reddine ilişkin 30.07.2025 tarihli ek kararın yerinde olmadığı anlaşıldığından ek karar kaldırılarak, esasa ilişkin temyiz incelemesine geçilmiştir. 2.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda (direnme kararında) bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve HMK'nın 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun İlk Derece Mahkemesinin direnme kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle 30.07.2025 tarihli EK KARARIN KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Fazla yatırılan harcın istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.11.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.